Bedir öncesi Ensâr tam destek verdi; Resûlullah müşriklerin öleceği yerleri önceden gösterdi.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 1779, Kitap 32, Hadis 103
Türkçe meal

Enes (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Ebû Süfyân'ın (kervanla) geldiği haberi kendisine ulaşınca istişare etti. Ebû Bekir konuştu; ondan yüz çevirdi. Sonra Ömer konuştu; ondan da yüz çevirdi. Bunun üzerine Sa'd b. Ubâde kalktı ve: “Ey Allah'ın Resûlü! Bizi mi kastediyorsun? Canım elinde olana yemin ederim ki, bize atları denize sürmemizi emretsen sürerdik; Berkü'l-Gımâd'a kadar onları koşturmamızı emretsen yapardık” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) insanları (savaşa) çağırdı. Gidip Bedir'e kondular. Kureyş'in sucuları yanlarına geldi; aralarında Haccâc oğullarının siyah bir kölesi vardı. Onu yakaladılar. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabı ona Ebû Süfyân ile arkadaşlarını soruyorlardı. O: “Ebû Süfyân hakkında bilgim yok; fakat işte Ebû Cehil, Utbe, Şeybe ve Ümeyye b. Halef” diyordu. Böyle deyince onu dövüyorlardı. (Bu sefer) “Evet, size haber vereyim; işte Ebû Süfyân” diyordu. Onu bırakıp sorunca: “Ebû Süfyân hakkında bilgim yok; fakat Ebû Cehil, Utbe ve Ümeyye b. Halef insanların arasında” diyordu. Bunu da söyleyince onu dövüyorlardı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ayakta namaz kılıyordu. Bunu görünce namazı bitirdi ve: “Canım elinde olana yemin ederim ki, size doğru söyleyince onu dövüyor, size yalan söyleyince onu bırakıyorsunuz” buyurdu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Burası falanın öleceği yerdir” buyurdu ve elini yere şuraya buraya koyuyordu. Onlardan hiçbiri Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) elini koyduğu yerden ayrılmadı (tam orada öldü).

Sahîh-i Müslim 1779, Kitap 32, Hadis 103

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَاوَرَ حِينَ بَلَغَهُ إِقْبَالُ أَبِي سُفْيَانَ قَالَ فَتَكَلَّمَ أَبُو بَكْرٍ فَأَعْرَضَ عَنْهُ ثُمَّ تَكَلَّمَ عُمَرُ فَأَعْرَضَ عَنْهُ فَقَامَ سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ فَقَالَ إِيَّانَا تُرِيدُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْ أَمَرْتَنَا أَنْ نُخِيضَهَا الْبَحْرَ لأَخَضْنَاهَا وَلَوْ أَمَرْتَنَا أَنْ نَضْرِبَ أَكْبَادَهَا إِلَى بَرْكِ الْغِمَادِ لَفَعَلْنَا - قَالَ - فَنَدَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم النَّاسَ فَانْطَلَقُوا حَتَّى نَزَلُوا بَدْرًا وَوَرَدَتْ عَلَيْهِمْ رَوَايَا قُرَيْشٍ وَفِيهِمْ غُلاَمٌ أَسْوَدُ لِبَنِي الْحَجَّاجِ فَأَخَذُوهُ فَكَانَ أَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْأَلُونَهُ عَنْ أَبِي سُفْيَانَ وَأَصْحَابِهِ . فَيَقُولُ مَا لِي عِلْمٌ بِأَبِي سُفْيَانَ وَلَكِنْ هَذَا أَبُو جَهْلٍ وَعُتْبَةُ وَشَيْبَةُ وَأُمَيَّةُ بْنُ خَلَفٍ . فَإِذَا قَالَ ذَلِكَ ضَرَبُوهُ فَقَالَ نَعَمْ أَنَا أُخْبِرُكُمْ هَذَا أَبُو سُفْيَانَ . فَإِذَا تَرَكُوهُ فَسَأَلُوهُ فَقَالَ مَا لِي بِأَبِي سُفْيَانَ عِلْمٌ وَلَكِنْ هَذَا أَبُو جَهْلٍ وَعُتْبَةُ وَأُمَيَّةُ بْنُ خَلَفٍ فِي النَّاسِ . فَإِذَا قَالَ هَذَا أَيْضًا ضَرَبُوهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمٌ يُصَلِّي فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ انْصَرَفَ قَالَ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَتَضْرِبُوهُ إِذَا صَدَقَكُمْ وَتَتْرُكُوهُ إِذَا كَذَبَكُمْ " . قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَذَا مَصْرَعُ فُلاَنٍ " . قَالَ وَيَضَعُ يَدَهُ عَلَى الأَرْضِ هَا هُنَا وَهَا هُنَا قَالَ فَمَا مَاطَ أَحَدُهُمْ عَنْ مَوْضِعِ يَدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 1779 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü