Tâif'te eziyet gören Resûlullah, helak yerine onların neslinden müminler çıkmasını diledi.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 1795, Kitap 32, Hadis 135
Türkçe meal

Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ey Allah'ın Resûlü! Sana Uhud gününden daha şiddetli bir gün geldi mi?” dedim. Şöyle buyurdu: “Senin kavminden (çok şey) çektim. Onlardan çektiğimin en şiddetlisi Akabe günü idi. O gün kendimi İbn Abdiyâlîl b. Abdikülâl'e arz ettim; istediğime icabet etmedi. Kederli bir hâlde yüzümün götürdüğü tarafa yürüdüm; ancak Karnü's-Seâlib'de kendime geldim. Başımı kaldırdım; bir de baktım ki bir bulut beni gölgelemiş. Baktım, içinde Cibrîl vardı. Bana seslenip şöyle dedi: 'Allah (azze ve celle) kavminin sana söylediklerini ve sana verdikleri cevabı işitti. Onlar hakkında dilediğini emretmen için sana dağlar meleğini gönderdi.' Dağlar meleği bana seslendi, selam verdi, sonra: 'Ey Muhammed! Allah kavminin sana söylediğini işitti. Ben dağlar meleğiyim. Rabbin beni sana, bana emrini bildirmen için gönderdi. Ne dilersen (yaparım); dilersen iki büyük dağı onların üzerine kapatayım' dedi.” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: “Bilakis Allah'ın onların sulbünden, yalnız Allah'a ibadet eden ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan kimseler çıkarmasını umarım” buyurdu.

Sahîh-i Müslim 1795, Kitap 32, Hadis 135

Arapça metin
وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سَرْحٍ وَحَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى وَعَمْرُو بْنُ سَوَّادٍ الْعَامِرِيُّ - وَأَلْفَاظُهُمْ مُتَقَارِبَةٌ - قَالُوا حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَدَّثَتْهُ أَنَّهَا قَالَتْ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ أَتَى عَلَيْكَ يَوْمٌ كَانَ أَشَدَّ مِنْ يَوْمِ أُحُدٍ فَقَالَ " لَقَدْ لَقِيتُ مِنْ قَوْمِكِ وَكَانَ أَشَدَّ مَا لَقِيتُ مِنْهُمْ يَوْمَ الْعَقَبَةِ إِذْ عَرَضْتُ نَفْسِي عَلَى ابْنِ عَبْدِ يَالِيلَ بْنِ عَبْدِ كُلاَلٍ فَلَمْ يُجِبْنِي إِلَى مَا أَرَدْتُ فَانْطَلَقْتُ وَأَنَا مَهْمُومٌ عَلَى وَجْهِي فَلَمْ أَسْتَفِقْ إِلاَّ بِقَرْنِ الثَّعَالِبِ فَرَفَعْتُ رَأْسِي فَإِذَا أَنَا بِسَحَابَةٍ قَدْ أَظَلَّتْنِي فَنَظَرْتُ فَإِذَا فِيهَا جِبْرِيلُ فَنَادَانِي فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قَدْ سَمِعَ قَوْلَ قَوْمِكَ لَكَ وَمَا رَدُّوا عَلَيْكَ وَقَدْ بَعَثَ إِلَيْكَ مَلَكَ الْجِبَالِ لِتَأْمُرَهُ بِمَا شِئْتَ فِيهِمْ قَالَ فَنَادَانِي مَلَكُ الْجِبَالِ وَسَلَّمَ عَلَىَّ . ثُمَّ قَالَ يَا مُحَمَّدُ إِنَّ اللَّهَ قَدْ سَمِعَ قَوْلَ قَوْمِكَ لَكَ وَأَنَا مَلَكُ الْجِبَالِ وَقَدْ بَعَثَنِي رَبُّكَ إِلَيْكَ لِتَأْمُرَنِي بِأَمْرِكَ فَمَا شِئْتَ إِنْ شِئْتَ أَنْ أُطْبِقَ عَلَيْهِمُ الأَخْشَبَيْنِ " . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " بَلْ أَرْجُو أَنْ يُخْرِجَ اللَّهُ مِنْ أَصْلاَبِهِمْ مَنْ يَعْبُدُ اللَّهَ وَحْدَهُ لاَ يُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا " .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 1795 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü