Deniz bize anber denilen bir hayvan attı; ondan yarım ay yedik.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 1935b, Kitap 34, Hadis 28
Türkçe meal

Câbir b. Abdullah (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bizi (bir seriyye ile) gönderdi. Üç yüz binitliydik; emîrimiz Ebû Ubeyde b. Cerrâh idi. Kureyş'in bir kervanını gözlüyorduk. Sahilde yarım ay kaldık. Bize şiddetli bir açlık isabet etti; öyle ki ağaç yaprakları (habat) yedik. Bu yüzden (bu ordu) “Ceyşü'l-Habat” (Yaprak Ordusu) diye adlandırıldı. Deniz bize anber denilen bir hayvan attı. Ondan yarım ay yedik ve yağıyla yağlandık; nihayet bedenlerimiz eski hâline döndü.

(Câbir) dedi ki: Ebû Ubeyde onun kaburgalarından birini alıp dikti. Sonra ordudaki en uzun adama ve en uzun deveye baktı; onu deveye bindirdi, o da (kaburganın) altından geçti. (Câbir) dedi ki: Gözünün çukuruna birkaç kişi oturdu. (Câbir) dedi ki: Gözünün çukurundan şu kadar şu kadar testi yağ çıkardık.

(Câbir) dedi ki: Yanımızda bir dağarcık hurma vardı. Ebû Ubeyde her birimize birer avuç veriyordu, sonra birer hurma vermeye başladı. O da tükenince yokluğunu hissettik.

Sahîh-i Müslim 1935b, Kitap 34, Hadis 28

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعَ عَمْرٌو، جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ يَقُولُ بَعَثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ ثَلاَثُمِائَةِ رَاكِبٍ وَأَمِيرُنَا أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ نَرْصُدُ عِيرًا لِقُرَيْشٍ فَأَقَمْنَا بِالسَّاحِلِ نِصْفَ شَهْرٍ فَأَصَابَنَا جُوعٌ شَدِيدٌ حَتَّى أَكَلْنَا الْخَبَطَ فَسُمِّيَ جَيْشَ الْخَبَطِ فَأَلْقَى لَنَا الْبَحْرُ دَابَّةً يُقَالُ لَهَا الْعَنْبَرُ فَأَكَلْنَا مِنْهَا نِصْفَ شَهْرٍ وَادَّهَنَّا مِنْ وَدَكِهَا حَتَّى ثَابَتْ أَجْسَامُنَا - قَالَ - فَأَخَذَ أَبُو عُبَيْدَةَ ضِلَعًا مِنْ أَضْلاَعِهِ فَنَصَبَهُ ثُمَّ نَظَرَ إِلَى أَطْوَلِ رَجُلٍ فِي الْجَيْشِ وَأَطْوَلِ جَمَلٍ فَحَمَلَهُ عَلَيْهِ فَمَرَّ تَحْتَهُ قَالَ وَجَلَسَ فِي حَجَاجِ عَيْنِهِ نَفَرٌ قَالَ وَأَخْرَجْنَا مِنْ وَقْبِ عَيْنِهِ كَذَا وَكَذَا قُلَّةَ وَدَكٍ - قَالَ - وَكَانَ مَعَنَا جِرَابٌ مِنْ تَمْرٍ فَكَانَ أَبُو عُبَيْدَةَ يُعْطِي كُلَّ رَجُلٍ مِنَّا قَبْضَةً قَبْضَةً ثُمَّ أَعْطَانَا تَمْرَةً تَمْرَةً فَلَمَّا فَنِيَ وَجَدْنَا فَقْدَهُ .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 1935 b metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü