Evet, Allah'ın kaderinden Allah'ın kaderine kaçıyoruz.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 2219a, Kitap 39, Hadis 136
Türkçe meal

Abdullah b. Abbâs (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Ömer b. Hattâb Şam'a doğru yola çıktı. Serğ'e vardığında ordu komutanları, (yani) Ebû Ubeyde b. Cerrâh ve arkadaşları onu karşıladılar ve Şam'da veba çıktığını ona haber verdiler. İbn Abbâs dedi ki: Ömer: “Bana ilk muhacirleri çağır” dedi. Ben de onları çağırdım. Onlarla istişare etti ve Şam'da veba çıktığını onlara haber verdi. İhtilaf ettiler. Bazıları: “Sen bir iş için çıktın; ondan dönmeni uygun görmüyoruz” dedi. Bazıları da: “Yanında insanların geri kalanı ve Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabı var; onları bu vebanın üzerine götürmeni uygun görmüyoruz” dedi. (Ömer): “Yanımdan kalkın” dedi. Sonra: “Bana Ensar'ı çağır” dedi. Onları da çağırdım; onlarla istişare etti. Onlar da muhacirlerin yolunu tuttular ve onların ihtilaf ettiği gibi ihtilaf ettiler. (Ömer): “Yanımdan kalkın” dedi. Sonra: “Bana burada bulunan, fetih muhacirlerinden olan Kureyş'in yaşlılarını çağır” dedi. Onları çağırdım; aralarında iki kişi bile ona karşı ihtilaf etmedi ve: “İnsanlarla birlikte geri dönmeni ve onları bu vebanın üzerine götürmemeni uygun görüyoruz” dediler. Bunun üzerine Ömer insanlara: “Ben sabahleyin bineğin sırtında olacağım, siz de sabahleyin binekte olun” diye seslendi. Ebû Ubeyde b. Cerrâh: “Allah'ın kaderinden kaçmak için mi?” dedi. Ömer şöyle dedi: “Keşke bunu senden başkası söyleseydi ey Ebû Ubeyde!” —Ömer ona muhalefet etmekten hoşlanmazdı.— “Evet, Allah'ın kaderinden Allah'ın kaderine kaçıyoruz. Ne dersin, senin develerin olsa ve iki yamacı olan bir vadiye insen; yamaçlardan biri verimli, öbürü çorak olsa; verimli olanda otlatırsan Allah'ın kaderiyle otlatmış, çorak olanda otlatırsan yine Allah'ın kaderiyle otlatmış olmaz mısın?”

(İbn Abbâs) dedi ki: Bu sırada bir ihtiyacı için orada bulunmayan Abdurrahman b. Avf geldi ve şöyle dedi: “Bu konuda bende bir bilgi var. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu işittim: ‘Onun (vebanın) bir yerde olduğunu işittiğinizde oraya gitmeyin. Bulunduğunuz bir yerde ortaya çıkarsa da ondan kaçmak için oradan çıkmayın.’” Bunun üzerine Ömer b. Hattâb Allah'a hamdetti, sonra geri döndü.

Sahîh-i Müslim 2219a, Kitap 39, Hadis 136

Arapça metin
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ، الْحَمِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زَيْدِ بْنِ الْخَطَّابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ نَوْفَلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، خَرَجَ إِلَى الشَّامِ حَتَّى إِذَا كَانَ بِسَرْغَ لَقِيَهُ أَهْلُ الأَجْنَادِ أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ وَأَصْحَابُهُ فَأَخْبَرُوهُ أَنَّ الْوَبَاءَ قَدْ وَقَعَ بِالشَّامِ . قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَقَالَ عُمَرُ ادْعُ لِيَ الْمُهَاجِرِينَ الأَوَّلِينَ . فَدَعَوْتُهُمْ فَاسْتَشَارَهُمْ وَأَخْبَرَهُمْ أَنَّ الْوَبَاءَ قَدْ وَقَعَ بِالشَّامِ فَاخْتَلَفُوا فَقَالَ بَعْضُهُمْ قَدْ خَرَجْتَ لأَمْرٍ وَلاَ نَرَى أَنْ تَرْجِعَ عَنْهُ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ مَعَكَ بَقِيَّةُ النَّاسِ وَأَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلاَ نَرَى أَنْ تُقْدِمَهُمْ عَلَى هَذَا الْوَبَاءِ . فَقَالَ ارْتَفِعُوا عَنِّي . ثُمَّ قَالَ ادْعُ لِيَ الأَنْصَارَ فَدَعَوْتُهُمْ لَهُ فَاسْتَشَارَهُمْ فَسَلَكُوا سَبِيلَ الْمُهَاجِرِينَ وَاخْتَلَفُوا كَاخْتِلاَفِهِمْ . فَقَالَ ارْتَفِعُوا عَنِّي . ثُمَّ قَالَ ادْعُ لِي مَنْ كَانَ هَا هُنَا مِنْ مَشْيَخَةِ قُرَيْشٍ مِنْ مُهَاجِرَةِ الْفَتْحِ . فَدَعَوْتُهُمْ فَلَمْ يَخْتَلِفْ عَلَيْهِ رَجُلاَنِ فَقَالُوا نَرَى أَنْ تَرْجِعَ بِالنَّاسِ وَلاَ تُقْدِمْهُمْ عَلَى هَذَا الْوَبَاءِ . فَنَادَى عُمَرُ فِي النَّاسِ إِنِّي مُصْبِحٌ عَلَى ظَهْرٍ فَأَصْبِحُوا عَلَيْهِ . فَقَالَ أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ أَفِرَارًا مِنْ قَدَرِ اللَّهِ فَقَالَ عُمَرُ لَوْ غَيْرُكَ قَالَهَا يَا أَبَا عُبَيْدَةَ - وَكَانَ عُمَرُ يَكْرَهُ خِلاَفَهُ - نَعَمْ نَفِرُّ مِنْ قَدَرِ اللَّهِ إِلَى قَدَرِ اللَّهِ أَرَأَيْتَ لَوْ كَانَتْ لَكَ إِبِلٌ فَهَبَطْتَ وَادِيًا لَهُ عِدْوَتَانِ إِحْدَاهُمَا خَصْبَةٌ وَالأُخْرَى جَدْبَةٌ أَلَيْسَ إِنْ رَعَيْتَ الْخَصْبَةَ رَعَيْتَهَا بِقَدَرِ اللَّهِ وَإِنْ رَعَيْتَ الْجَدْبَةَ رَعَيْتَهَا بِقَدَرِ اللَّهِ قَالَ فَجَاءَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ وَكَانَ مُتَغَيِّبًا فِي بَعْضِ حَاجَتِهِ فَقَالَ إِنَّ عِنْدِي مِنْ هَذَا عِلْمًا سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا سَمِعْتُمْ بِهِ بِأَرْضٍ فَلاَ تَقْدَمُوا عَلَيْهِ وَإِذَا وَقَعَ بِأَرْضٍ وَأَنْتُمْ بِهَا فَلاَ تَخْرُجُوا فِرَارًا مِنْهُ " . قَالَ فَحَمِدَ اللَّهَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ ثُمَّ انْصَرَفَ .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 2219 a metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü