Şeytan seni bir yolda giderken karşılasa mutlaka senin yolundan başka bir yola sapar.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 2396, Kitap 44, Hadis 32
Türkçe meal

Sa'd b. Ebû Vakkâs (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Ömer, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına girmek için izin istedi. O sırada yanında Kureyş'ten bazı kadınlar vardı; sesleri yüksek bir şekilde onunla konuşuyor ve ondan çokça (nafaka) istiyorlardı. Ömer izin isteyince kalkıp perdenin arkasına koşuştular. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona izin verdi; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) gülüyordu. Ömer: “Allah seni hep güldürsün ey Allah'ın Resûlü!” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Yanımda bulunan şu kadınlara şaştım; senin sesini işitince perdenin arkasına koşuştular” buyurdu. Ömer: “Ey Allah'ın Resûlü! Onların çekinmesine sen daha lâyıksın” dedi. Sonra Ömer: “Ey kendi nefislerinin düşmanları! Benden çekiniyorsunuz da Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) çekinmiyor musunuz?” dedi. Kadınlar: “Evet, sen Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) daha sert ve daha katısın” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Nefsim kudret elinde olan (Allah'a) yemin ederim ki, şeytan seni bir yolda giderken asla karşılamamıştır ki senin yolundan başka bir yola sapmasın.”

Sahîh-i Müslim 2396, Kitap 44, Hadis 32

Arapça metin
حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا حَسَنٌ، الْحُلْوَانِيُّ وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنِي وَقَالَ، حَسَنٌ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - وَهُوَ ابْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ - حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، بْنِ زَيْدٍ أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَاهُ سَعْدًا قَالَ اسْتَأْذَنَ عُمَرُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ نِسَاءٌ مِنْ قُرَيْشٍ يُكَلِّمْنَهُ وَيَسْتَكْثِرْنَهُ عَالِيَةً أَصْوَاتُهُنَّ فَلَمَّا اسْتَأْذَنَ عُمَرُ قُمْنَ يَبْتَدِرْنَ الْحِجَابَ فَأَذِنَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَضْحَكُ فَقَالَ عُمَرُ أَضْحَكَ اللَّهُ سِنَّكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " عَجِبْتُ مِنْ هَؤُلاَءِ اللاَّتِي كُنَّ عِنْدِي فَلَمَّا سَمِعْنَ صَوْتَكَ ابْتَدَرْنَ الْحِجَابَ " . قَالَ عُمَرُ فَأَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَحَقُّ أَنْ يَهَبْنَ . ثُمَّ قَالَ عُمَرُ أَىْ عَدُوَّاتِ أَنْفُسِهِنَّ أَتَهَبْنَنِي وَلاَ تَهَبْنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْنَ نَعَمْ أَنْتَ أَغْلَظُ وَأَفَظُّ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا لَقِيَكَ الشَّيْطَانُ قَطُّ سَالِكًا فَجًّا إِلاَّ سَلَكَ فَجًّا غَيْرَ فَجِّكَ " .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 2396 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü