O bahçe İslâm'dır, o direk İslâm'ın direğidir, o kulp da sağlam kulptur.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 2484a, Kitap 44, Hadis 211
Türkçe meal

Kays b. Ubâd şöyle rivayet etti:

Medine'de, aralarında Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabından bazılarının bulunduğu bir topluluk içindeydim. Yüzünde huşû eseri bulunan bir adam geldi. Topluluktan bazıları: “Bu, cennet ehlinden bir adamdır; bu, cennet ehlinden bir adamdır” dedi. (Adam) hafif tuttuğu iki rekât namaz kıldı, sonra çıktı. Ben de peşinden gittim. Evine girdi, ben de girdim ve konuştuk. Benimle ünsiyet peyda edince ona: “Az önce (mescide) girdiğinde bir adam şöyle şöyle dedi” dedim. (O da) şöyle dedi: “Sübhânallah! Kimsenin bilmediği bir şeyi söylemesi yakışmaz. Bunun sebebini sana anlatayım: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında bir rüya gördüm ve ona anlattım. Kendimi bir bahçede gördüm -(ravi) bahçenin genişliğini, otlarını ve yeşilliğini anlattı-; bahçenin ortasında, alt ucu yerde, üst ucu gökte olan demirden bir direk vardı; üst ucunda bir kulp vardı. Bana: ‘Ona tırman’ denildi. Ben: ‘Yapamam’ dedim. Derken bana bir minsaf geldi -İbn Avn dedi ki: Minsaf hizmetçidir- ve arkamdan elbisemi şöyle (tutup kaldırdı) -(ravi) onu arkasından eliyle kaldırdığını tarif etti-; ben de tırmandım ve direğin en tepesine çıkıp kulpu tuttum. Bana: ‘Sıkı tutun’ denildi. Uyandığımda o (kulp) hâlâ elimdeydi. Bunu Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) anlattım. Şöyle buyurdu: ‘O bahçe İslâm'dır, o direk İslâm'ın direğidir, o kulp da sağlam kulptur (urvetü'l-vüskâ). Sen ölünceye kadar İslâm üzerindesin.’”

(Kays) dedi ki: O adam Abdullah b. Selâm idi.

Sahîh-i Müslim 2484a, Kitap 44, Hadis 211

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ قَيْسِ بْنِ عُبَادٍ، قَالَ كُنْتُ بِالْمَدِينَةِ فِي نَاسٍ فِيهِمْ بَعْضُ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَ رَجُلٌ فِي وَجْهِهِ أَثَرٌ مِنْ خُشُوعٍ فَقَالَ بَعْضُ الْقَوْمِ هَذَا رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ هَذَا رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ . فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ يَتَجَوَّزُ فِيهِمَا ثُمَّ خَرَجَ فَاتَّبَعْتُهُ فَدَخَلَ مَنْزِلَهُ وَدَخَلْتُ فَتَحَدَّثْنَا فَلَمَّا اسْتَأْنَسَ قُلْتُ لَهُ إِنَّكَ لَمَّا دَخَلْتَ قَبْلُ قَالَ رَجُلٌ كَذَا وَكَذَا قَالَ سُبْحَانَ اللَّهِ مَا يَنْبَغِي لأَحَدٍ أَنْ يَقُولَ مَا لاَ يَعْلَمُ وَسَأُحَدِّثُكَ لِمَ ذَاكَ رَأَيْتُ رُؤْيَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَصَصْتُهَا عَلَيْهِ رَأَيْتُنِي فِي رَوْضَةٍ - ذَكَرَ سَعَتَهَا وَعُشْبَهَا وَخُضْرَتَهَا - وَوَسْطَ الرَّوْضَةِ عَمُودٌ مِنْ حَدِيدٍ أَسْفَلُهُ فِي الأَرْضِ وَأَعْلاَهُ فِي السَّمَاءِ فِي أَعْلاَهُ عُرْوَةٌ . فَقِيلَ لِي ارْقَهْ . فَقُلْتُ لَهُ لاَ أَسْتَطِيعُ . فَجَاءَنِي مِنْصَفٌ - قَالَ ابْنُ عَوْنٍ وَالْمِنْصَفُ الْخَادِمُ - فَقَالَ بِثِيَابِي مِنْ خَلْفِي - وَصَفَ أَنَّهُ رَفَعَهُ مِنْ خَلْفِهِ بِيَدِهِ - فَرَقِيتُ حَتَّى كُنْتُ فِي أَعْلَى الْعَمُودِ فَأَخَذْتُ بِالْعُرْوَةِ فَقِيلَ لِيَ اسْتَمْسِكْ . فَلَقَدِ اسْتَيْقَظْتُ وَإِنَّهَا لَفِي يَدِي فَقَصَصْتُهَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " تِلْكَ الرَّوْضَةُ الإِسْلاَمُ وَذَلِكَ الْعَمُودُ عَمُودُ الإِسْلاَمِ وَتِلْكَ الْعُرْوَةُ عُرْوَةُ الْوُثْقَى وَأَنْتَ عَلَى الإِسْلاَمِ حَتَّى تَمُوتَ " . قَالَ وَالرَّجُلُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 2484 a metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü