Allah adına yemin etse Allah onun yeminini yerine getirir; onun senin için istiğfar etmesini sağlayabilirsen yap.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 2542c, Kitap 44, Hadis 321
Türkçe meal

Üseyr b. Câbir şöyle rivayet etti:

Ömer b. el-Hattâb'a Yemen halkından yardımcı birlikler geldiğinde onlara, “Aranızda Üveys b. Âmir var mı?” diye sorardı. Nihayet Üveys'e rastladı ve “Sen Üveys b. Âmir misin?” dedi. “Evet” dedi. “Murâd'dan, sonra da Karen'den misin?” dedi. “Evet” dedi. “Sende alaca vardı da bir dirhem yeri dışında ondan iyileştin mi?” dedi. “Evet” dedi. “Annen var mı?” dedi. “Evet” dedi. (Ömer) şöyle dedi: Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim: “Yemen halkının yardımcı birlikleriyle birlikte size Murâd'dan, sonra da Karen'den Üveys b. Âmir gelecek. Onda alaca vardı; bir dirhem yeri dışında ondan iyileşti. Bir annesi vardır, ona karşı çok iyi davranır. Allah adına yemin etse, Allah onun yeminini yerine getirir. Eğer onun senin için istiğfar etmesini sağlayabilirsen, yap.” Öyleyse benim için istiğfar et. (Üveys) de onun için istiğfar etti.

Ömer ona, “Nereye gitmek istiyorsun?” dedi. “Kûfe'ye” dedi. “Sana oranın valisine bir mektup yazmayayım mı?” dedi. (Üveys), “İnsanların sıradanları (yoksulları) arasında olmak bana daha sevimlidir” dedi.

(Üseyr) dedi ki: Ertesi yıl olunca (Kûfelilerin) ileri gelenlerinden bir adam hacca gitti ve Ömer'e rastladı. (Ömer) ona Üveys'i sordu. (Adam), “Onu evi perişan, eşyası az bir hâlde bıraktım” dedi. (Ömer) şöyle dedi: Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim: “Yemen halkının yardımcı birlikleriyle birlikte size Murâd'dan, sonra da Karen'den Üveys b. Âmir gelecek. Onda alaca vardı; bir dirhem yeri dışında ondan iyileşti. Bir annesi vardır, ona karşı çok iyi davranır. Allah adına yemin etse, Allah onun yeminini yerine getirir. Eğer onun senin için istiğfar etmesini sağlayabilirsen, yap.”

(Adam) Üveys'e geldi ve “Benim için istiğfar et” dedi. (Üveys), “Sen sâlih bir yolculuktan yeni döndün; asıl sen benim için istiğfar et” dedi. (Adam yine), “Benim için istiğfar et” dedi. (Üveys), “Sen sâlih bir yolculuktan yeni döndün; asıl sen benim için istiğfar et” dedi ve “Ömer'e rastladın mı?” diye sordu. “Evet” dedi. Bunun üzerine (Üveys) onun için istiğfar etti. İnsanlar onun (değerinin) farkına vardı; o da başını alıp gitti.

Üseyr dedi ki: Ona bir bürde giydirmiştim. Onu gören her insan, “Üveys'te bu bürde nereden?” derdi.

Sahîh-i Müslim 2542c, Kitap 44, Hadis 321

Arapça metin
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، - قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا - وَاللَّفْظُ، لاِبْنِ الْمُثَنَّى - حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ أُسَيْرِ بْنِ جَابِرٍ، قَالَ كَانَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ إِذَا أَتَى عَلَيْهِ أَمْدَادُ أَهْلِ الْيَمَنِ سَأَلَهُمْ أَفِيكُمْ أُوَيْسُ بْنُ عَامِرٍ حَتَّى أَتَى عَلَى أُوَيْسٍ فَقَالَ أَنْتَ أُوَيْسُ بْنُ عَامِرٍ قَالَ نَعَمْ . قَالَ مِنْ مُرَادٍ ثُمَّ مِنْ قَرَنٍ قَالَ نَعَمْ . قَالَ فَكَانَ بِكَ بَرَصٌ فَبَرَأْتَ مِنْهُ إِلاَّ مَوْضِعَ دِرْهَمٍ قَالَ نَعَمْ . قَالَ لَكَ وَالِدَةٌ قَالَ نَعَمْ . قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " يَأْتِي عَلَيْكُمْ أُوَيْسُ بْنُ عَامِرٍ مَعَ أَمْدَادِ أَهْلِ الْيَمَنِ مِنْ مُرَادٍ ثُمَّ مِنْ قَرَنٍ كَانَ بِهِ بَرَصٌ فَبَرَأَ مِنْهُ إِلاَّ مَوْضِعَ دِرْهَمٍ لَهُ وَالِدَةٌ هُوَ بِهَا بَرٌّ لَوْ أَقْسَمَ عَلَى اللَّهِ لأَبَرَّهُ فَإِنِ اسْتَطَعْتَ أَنْ يَسْتَغْفِرَ لَكَ فَافْعَلْ " . فَاسْتَغْفِرْ لِي . فَاسْتَغْفَرَ لَهُ . فَقَالَ لَهُ عُمَرُ أَيْنَ تُرِيدُ قَالَ الْكُوفَةَ . قَالَ أَلاَ أَكْتُبُ لَكَ إِلَى عَامِلِهَا قَالَ أَكُونُ فِي غَبْرَاءِ النَّاسِ أَحَبُّ إِلَىَّ . قَالَ فَلَمَّا كَانَ مِنَ الْعَامِ الْمُقْبِلِ حَجَّ رَجُلٌ مِنْ أَشْرَافِهِمْ فَوَافَقَ عُمَرَ فَسَأَلَهُ عَنْ أُوَيْسٍ قَالَ تَرَكْتُهُ رَثَّ الْبَيْتِ قَلِيلَ الْمَتَاعِ . قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " يَأْتِي عَلَيْكُمْ أُوَيْسُ بْنُ عَامِرٍ مَعَ أَمْدَادِ أَهْلِ الْيَمَنِ مِنْ مُرَادٍ ثُمَّ مِنْ قَرَنٍ كَانَ بِهِ بَرَصٌ فَبَرَأَ مِنْهُ إِلاَّ مَوْضِعَ دِرْهَمٍ لَهُ وَالِدَةٌ هُوَ بِهَا بَرٌّ لَوْ أَقْسَمَ عَلَى اللَّهِ لأَبَرَّهُ فَإِنِ اسْتَطَعْتَ أَنْ يَسْتَغْفِرَ لَكَ فَافْعَلْ " . فَأَتَى أُوَيْسًا فَقَالَ اسْتَغْفِرْ لِي . قَالَ أَنْتَ أَحْدَثُ عَهْدًا بِسَفَرٍ صَالِحٍ فَاسْتَغْفِرْ لِي . قَالَ اسْتَغْفِرْ لِي . قَالَ أَنْتَ أَحْدَثُ عَهْدًا بِسَفَرٍ صَالِحٍ فَاسْتَغْفِرْ لِي . قَالَ لَقِيتَ عُمَرَ قَالَ نَعَمْ . فَاسْتَغْفَرَ لَهُ . فَفَطِنَ لَهُ النَّاسُ فَانْطَلَقَ عَلَى وَجْهِهِ . قَالَ أُسَيْرٌ وَكَسَوْتُهُ بُرْدَةً فَكَانَ كُلَّمَا رَآهُ إِنْسَانٌ قَالَ مِنْ أَيْنَ لأُوَيْسٍ هَذِهِ الْبُرْدَةُ

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 2542 c metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü