Bize bu hadisi Ebü'r-Rebî el-Atekî rivayet etti; (dedi ki:) Bize Hammâd —yani İbn Zeyd— rivayet etti. (Ayrıca) bize Yahyâ b. Yahyâ rivayet etti; (dedi ki:) Bize Abbâd b. Abbâd ile Ebû Muâviye haber verdi. (Ayrıca) bize Ebû Bekir b. Ebû Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler; dediler ki: Bize Vekî rivayet etti. (Ayrıca) bize Ebû Küreyb rivayet etti; (dedi ki:) Bize İbn İdrîs, Ebû Üsâme, İbn Nümeyr ve Abde rivayet etti. (Ayrıca) bize İbn Ebû Ömer rivayet etti; (dedi ki:) Bize Süfyân rivayet etti. (Ayrıca) bana Muhammed b. Hâtim rivayet etti; (dedi ki:) Bize Yahyâ b. Saîd rivayet etti. (Ayrıca) bana Ebû Bekir b. Nâfi' rivayet etti; dedi ki: Bize Ömer b. Ali rivayet etti. (Ayrıca) bize Abd b. Humeyd rivayet etti; (dedi ki:) Bize Yezîd b. Hârûn, (dedi ki:) Bize Şu'be b. el-Haccâc haber verdi. Bunların hepsi Hişâm b. Urve'den, o babasından, o Abdullah b. Amr'dan, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) Cerîr'in hadisinin aynısını rivayet etti. Ömer b. Ali'nin hadisinde şunu ilave etti: Sonra bir yıl geçince Abdullah b. Amr ile karşılaştım ve ona (bu hadisi) sordum. O da hadisi bize, (önceden) anlattığı gibi aynen tekrarladı ve: “Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim” dedi.
Sahîh-i Müslim 2673b, Kitap 47, Hadis 23