Onlar öyle bir topluluktur ki onlarla oturan bedbaht olmaz.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 2689, Kitap 48, Hadis 35
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah Tebâreke ve Teâlâ'nın (yeryüzünde) dolaşan, (başka işi olmayan) fazladan melekleri vardır; zikir meclislerini ararlar. İçinde zikir olan bir meclis buldukları zaman onlarla birlikte otururlar ve kendileriyle dünya semâsı arasını dolduruncaya kadar kanatlarıyla birbirlerini kuşatırlar. (Meclis ehli) dağıldığında (melekler) göğe yükselip çıkarlar.” —(Peygamber) dedi ki:— “Allah azze ve celle, onları daha iyi bildiği hâlde onlara: ‘Nereden geldiniz?’ diye sorar. Onlar: ‘Yeryüzünde seni tesbih eden, seni tekbir eden, seni tehlîl eden, sana hamd eden ve senden isteyen kullarının yanından geldik’ derler. (Allah): ‘Benden ne istiyorlar?’ der. ‘Senden cennetini istiyorlar’ derler. ‘Cennetimi gördüler mi?’ der. ‘Hayır, ey Rabbimiz’ derler. ‘Ya cennetimi görselerdi nasıl olurdu?’ der. ‘Sana sığınıyorlar da’ derler. ‘Neden bana sığınıyorlar?’ der. ‘Senin ateşinden, ey Rabbimiz’ derler. ‘Ateşimi gördüler mi?’ der. ‘Hayır’ derler. ‘Ya ateşimi görselerdi nasıl olurdu?’ der. ‘Senden bağışlanma da diliyorlar’ derler.” —(Peygamber) dedi ki:— “(Allah): ‘Onları bağışladım; istediklerini verdim ve sığındıkları şeyden onları korudum’ der.” —(Peygamber) dedi ki:— “(Melekler): ‘Rabbimiz! İçlerinde falan var; çok günahkâr bir kuldur, sadece (oradan) geçmiş ve onlarla oturmuştur’ derler. (Allah): ‘Onu da bağışladım. Onlar öyle bir topluluktur ki onlarla oturan bedbaht olmaz’ der.”

Sahîh-i Müslim 2689, Kitap 48, Hadis 35

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمِ بْنِ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا سُهَيْلٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ لِلَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى مَلاَئِكَةً سَيَّارَةً فُضْلاً يَتَبَّعُونَ مَجَالِسَ الذِّكْرِ فَإِذَا وَجَدُوا مَجْلِسًا فِيهِ ذِكْرٌ قَعَدُوا مَعَهُمْ وَحَفَّ بَعْضُهُمْ بَعْضًا بِأَجْنِحَتِهِمْ حَتَّى يَمْلَئُوا مَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ السَّمَاءِ الدُّنْيَا فَإِذَا تَفَرَّقُوا عَرَجُوا وَصَعِدُوا إِلَى السَّمَاءِ - قَالَ - فَيَسْأَلُهُمُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ وَهُوَ أَعْلَمُ بِهِمْ مِنْ أَيْنَ جِئْتُمْ فَيَقُولُونَ جِئْنَا مِنْ عِنْدِ عِبَادٍ لَكَ فِي الأَرْضِ يُسَبِّحُونَكَ وَيُكَبِّرُونَكَ وَيُهَلِّلُونَكَ وَيَحْمَدُونَكَ وَيَسْأَلُونَكَ . قَالَ وَمَاذَا يَسْأَلُونِي قَالُوا يَسْأَلُونَكَ جَنَّتَكَ . قَالَ وَهَلْ رَأَوْا جَنَّتِي قَالُوا لاَ أَىْ رَبِّ . قَالَ فَكَيْفَ لَوْ رَأَوْا جَنَّتِي قَالُوا وَيَسْتَجِيرُونَكَ . قَالَ وَمِمَّ يَسْتَجِيرُونَنِي قَالُوا مِنْ نَارِكَ يَا رَبِّ . قَالَ وَهَلْ رَأَوْا نَارِي قَالُوا لاَ . قَالَ فَكَيْفَ لَوْ رَأَوْا نَارِي قَالُوا وَيَسْتَغْفِرُونَكَ - قَالَ - فَيَقُولُ قَدْ غَفَرْتُ لَهُمْ فَأَعْطَيْتُهُمْ مَا سَأَلُوا وَأَجَرْتُهُمْ مِمَّا اسْتَجَارُوا - قَالَ - فَيَقُولُونَ رَبِّ فِيهِمْ فُلاَنٌ عَبْدٌ خَطَّاءٌ إِنَّمَا مَرَّ فَجَلَسَ مَعَهُمْ قَالَ فَيَقُولُ وَلَهُ غَفَرْتُ هُمُ الْقَوْمُ لاَ يَشْقَى بِهِمْ جَلِيسُهُمْ " .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 2689 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü