Deccâl ümmetimin içinde çıkar ve kırk kalır; sonra Allah Meryem oğlu Îsâ'yı gönderir, onu arar ve helak eder

Kaynak
Sahîh-i Müslim 2940a, Kitap 54, Hadis 142
Türkçe meal

Abdullah b. Amr (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Ona bir adam gelip: “Rivayet ettiğin şu hadis nedir? Kıyametin şu şu zamana kadar kopacağını söylüyormuşsun” dedi. O da: “Sübhânallah! -veya Lâ ilâhe illallah dedi ya da bunlara benzer bir söz söyledi- Artık hiç kimseye hiçbir şey anlatmamaya niyetlendim. Ben sadece: ‘Az sonra büyük bir iş göreceksiniz; Beyt yakılacak, şöyle şöyle olacak’ demiştim” dedi. Sonra şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Deccâl ümmetimin içinde çıkar ve kırk -kırk gün mü, kırk ay mı, kırk yıl mı bilmiyorum- kalır. Sonra Allah, Meryem oğlu Îsâ'yı gönderir; sanki o Urve b. Mes'ûd'dur. Onu arar ve helak eder. Sonra insanlar, iki kişi arasında hiçbir düşmanlık olmaksızın yedi yıl kalırlar. Sonra Allah Şam tarafından soğuk bir rüzgâr gönderir; yeryüzünde kalbinde zerre ağırlığınca hayır veya iman bulunan hiç kimse kalmaz, (rüzgâr) onun ruhunu alır. Hatta sizden biri bir dağın ta içine girse, rüzgâr oraya da girer ve onun ruhunu alır.”

(Abdullah) dedi ki: Bunu Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) işittim; şöyle buyurdu: “İnsanların kötüleri kalır; kuşların hafifliği ve yırtıcı hayvanların akılları içindedirler. İyiliği tanımazlar, kötülüğü kötü görmezler. Şeytan onlara bir surete girerek görünür ve: ‘İcabet etmez misiniz?’ der. ‘Bize ne emredersin?’ derler. Onlara putlara tapmayı emreder. Onlar bu hâldeyken rızıkları bol, geçimleri güzeldir. Sonra sûra üflenir. Onu işiten herkes boynunun bir yanını eğer, diğer yanını kaldırır. -Dedi ki:- Onu ilk işiten, devesinin havuzunu sıvayan bir adamdır. -Dedi ki:- O bayılıp düşer, insanlar da bayılıp düşerler. Sonra Allah -veya: Allah indirir, dedi- çiy gibi -veya gölge gibi; şüphe eden Nu'mân'dır- bir yağmur gönderir; ondan insanların bedenleri biter. Sonra sûra bir daha üflenir; bir de bakarsın ki onlar ayağa kalkmış bakıyorlar. Sonra: ‘Ey insanlar! Rabbinize gelin!’ denilir. ‘Onları durdurun, çünkü onlar sorguya çekilecekler’ (Sâffât 37/24). -Dedi ki:- Sonra: ‘Ateşe gidecek topluluğu çıkarın!’ denilir. ‘Kaçtan (kaç)?’ diye sorulur. ‘Her binden dokuz yüz doksan dokuz’ denilir. -Dedi ki:- İşte o, ‘çocukları ak saçlı ihtiyarlara çeviren gün’dür (Müzzemmil 73/17) ve işte o, ‘incikten açılacağı gün’dür (Kalem 68/42).”

Sahîh-i Müslim 2940a, Kitap 54, Hadis 142

Arapça metin
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ سَالِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ يَعْقُوبَ بْنَ عَاصِمِ بْنِ عُرْوَةَ بْنِ مَسْعُودٍ الثَّقَفِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو، وَجَاءَهُ رَجُلٌ فَقَالَ مَا هَذَا الْحَدِيثُ الَّذِي تُحَدِّثُ بِهِ تَقُولُ إِنَّ السَّاعَةَ تَقُومُ إِلَى كَذَا وَكَذَا . فَقَالَ سُبْحَانَ اللَّهِ - أَوْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَوْ كَلِمَةً نَحْوَهُمَا - لَقَدْ هَمَمْتُ أَنْ لاَ أُحَدِّثَ أَحَدًا شَيْئًا أَبَدًا إِنَّمَا قُلْتُ إِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ بَعْدَ قَلِيلٍ أَمْرًا عَظِيمًا يُحَرَّقُ الْبَيْتُ وَيَكُونُ وَيَكُونُ ثُمَّ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَخْرُجُ الدَّجَّالُ فِي أُمَّتِي فَيَمْكُثُ أَرْبَعِينَ - لاَ أَدْرِي أَرْبَعِينَ يَوْمًا أَوْ أَرْبَعِينَ شَهْرًا أَوْ أَرْبَعِينَ عَامًا - فَيَبْعَثُ اللَّهُ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ كَأَنَّهُ عُرْوَةُ بْنُ مَسْعُودٍ فَيَطْلُبُهُ فَيُهْلِكُهُ ثُمَّ يَمْكُثُ النَّاسُ سَبْعَ سِنِينَ لَيْسَ بَيْنَ اثْنَيْنِ عَدَاوَةٌ ثُمَّ يُرْسِلُ اللَّهُ رِيحًا بَارِدَةً مِنْ قِبَلِ الشَّأْمِ فَلاَ يَبْقَى عَلَى وَجْهِ الأَرْضِ أَحَدٌ فِي قَلْبِهِ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ مِنْ خَيْرٍ أَوْ إِيمَانٍ إِلاَّ قَبَضَتْهُ حَتَّى لَوْ أَنَّ أَحَدَكُمْ دَخَلَ فِي كَبَدِ جَبَلٍ لَدَخَلَتْهُ عَلَيْهِ حَتَّى تَقْبِضَهُ " . قَالَ سَمِعْتُهَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " فَيَبْقَى شِرَارُ النَّاسِ فِي خِفَّةِ الطَّيْرِ وَأَحْلاَمِ السِّبَاعِ لاَ يَعْرِفُونَ مَعْرُوفًا وَلاَ يُنْكِرُونَ مُنْكَرًا فَيَتَمَثَّلُ لَهُمُ الشَّيْطَانُ فَيَقُولُ أَلاَ تَسْتَجِيبُونَ فَيَقُولُونَ فَمَا تَأْمُرُنَا فَيَأْمُرُهُمْ بِعِبَادَةِ الأَوْثَانِ وَهُمْ فِي ذَلِكَ دَارٌّ رِزْقُهُمْ حَسَنٌ عَيْشُهُمْ ثُمَّ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَلاَ يَسْمَعُهُ أَحَدٌ إِلاَّ أَصْغَى لِيتًا وَرَفَعَ لِيتًا - قَالَ - وَأَوَّلُ مَنْ يَسْمَعُهُ رَجُلٌ يَلُوطُ حَوْضَ إِبِلِهِ - قَالَ - فَيَصْعَقُ وَيَصْعَقُ النَّاسُ ثُمَّ يُرْسِلُ اللَّهُ - أَوْ قَالَ يُنْزِلُ اللَّهُ - مَطَرًا كَأَنَّهُ الطَّلُّ أَوِ الظِّلُّ - نُعْمَانُ الشَّاكُّ - فَتَنْبُتُ مِنْهُ أَجْسَادُ النَّاسِ ثُمَّ يُنْفَخُ فِيهِ أُخْرَى فَإِذَا هُمْ قِيَامٌ يَنْظُرُونَ ثُمَّ يُقَالُ يَا أَيُّهَا النَّاسُ هَلُمَّ إِلَى رَبِّكُمْ . وَقِفُوهُمْ إِنَّهُمْ مَسْئُولُونَ - قَالَ - ثُمَّ يُقَالُ أَخْرِجُوا بَعْثَ النَّارِ فَيُقَالُ مِنْ كَمْ فَيُقَالُ مِنْ كُلِّ أَلْفٍ تِسْعَمِائَةٍ وَتِسْعَةً وَتِسْعِينَ - قَالَ - فَذَاكَ يَوْمَ يَجْعَلُ الْوِلْدَانَ شِيبًا وَذَلِكَ يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ " .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 2940 a metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü