Resûlullah cuma hutbesinde yağmur için dua etti; bir hafta yağınca "Allah'ım! Etrafımıza, üzerimize değil" dedi.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 897a, Kitap 9, Hadis 9
Türkçe meal

Enes b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Bir cuma günü bir adam, Dâru'l-Kazâ tarafındaki kapıdan mescide girdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ayakta hutbe okuyordu. Adam ayakta durarak Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) yöneldi ve: “Ey Allah'ın Resûlü! Mallar (hayvanlar) helâk oldu, yollar kesildi. Allah'a dua et de bize yağmur versin” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ellerini kaldırdı ve: “Allah'ım! Bize yağmur ver. Allah'ım! Bize yağmur ver. Allah'ım! Bize yağmur ver” diye dua etti.

Enes dedi ki: Vallahi gökte ne bir bulut ne de bir bulut parçası görüyorduk. Bizimle Sel' dağı arasında da ne bir ev ne de bir yapı vardı. Derken onun arkasından kalkan gibi bir bulut çıktı. Göğün ortasına gelince yayıldı, sonra yağmur yağdırdı. Vallahi bir hafta boyunca güneşi görmedik.

Sonra gelecek cuma bir adam aynı kapıdan girdi; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ayakta hutbe okuyordu. Ayakta durarak ona yöneldi ve: “Ey Allah'ın Resûlü! Mallar helâk oldu, yollar kesildi. Allah'a dua et de onu (yağmuru) bizden tutsun” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ellerini kaldırdı ve: “Allah'ım! Etrafımıza, üzerimize değil. Allah'ım! Tepelere, yüksek yerlere, vadilerin içlerine ve ağaçların bittiği yerlere (yağdır)” diye dua etti. Yağmur kesildi ve güneşin altında yürüyerek çıktık.

Şerîk dedi ki: Enes b. Mâlik'e: “Bu (gelen) ilk adam mıydı?” diye sordum. “Bilmiyorum” dedi.

Sahîh-i Müslim 897a, Kitap 9, Hadis 9

Arapça metin
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّجُمُعَةٍ مِنْ بَابٍ كَانَ نَحْوَ دَارِ الْقَضَاءِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمٌ يَخْطُبُ فَاسْتَقْبَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمًا ثُمَّ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلَكَتِ الأَمْوَالُ وَانْقَطَعَتِ السُّبُلُ فَادْعُ اللَّهِ يُغِثْنَا . قَالَ فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ أَغِثْنَا اللَّهُمَّ أَغِثْنَا اللَّهُمَّ أَغِثْنَا " . قَالَ أَنَسٌ وَلاَ وَاللَّهِ مَا نَرَى فِي السَّمَاءِ مِنْ سَحَابٍ وَلاَ قَزَعَةٍ وَمَا بَيْنَنَا وَبَيْنَ سَلْعٍ مِنْ بَيْتٍ وَلاَ دَارٍ - قَالَ - فَطَلَعَتْ مِنْ وَرَائِهِ سَحَابَةٌ مِثْلُ التُّرْسِ فَلَمَّا تَوَسَّطَتِ السَّمَاءَ انْتَشَرَتْ ثُمَّ أَمْطَرَتْ - قَالَ - فَلاَ وَاللَّهِ مَا رَأَيْنَا الشَّمْسَ سَبْتًا - قَالَ - ثُمَّ دَخَلَ رَجُلٌ مِنْ ذَلِكَ الْبَابِ فِي الْجُمُعَةِ الْمُقْبِلَةِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمٌ يَخْطُبُ فَاسْتَقْبَلَهُ قَائِمًا فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلَكَتِ الأَمْوَالُ وَانْقَطَعَتِ السُّبُلُ فَادْعُ اللَّهَ يُمْسِكْهَا عَنَّا - قَالَ - فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ حَوْلَنَا وَلاَ عَلَيْنَا اللَّهُمَّ عَلَى الآكَامِ وَالظِّرَابِ وَبُطُونِ الأَوْدِيَةِ وَمَنَابِتِ الشَّجَرِ " . فَانْقَلَعَتْ وَخَرَجْنَا نَمْشِي فِي الشَّمْسِ . قَالَ شَرِيكٌ فَسَأَلْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ أَهُوَ الرَّجُلُ الأَوَّلُ قَالَ لاَ أَدْرِي .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 897 a metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü