Âmir b. Sa'd b. Ebû Vakkâs şöyle rivayet etti:
Abdullah b. Ömer'in yanında oturuyordu. Derken maksûre sahibi Habbâb çıkageldi ve: “Ey Abdullah b. Ömer! Ebû Hüreyre'nin ne dediğini işitmiyor musun? Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittiğini söylüyor: 'Kim bir cenazeyle evinden çıkar, namazını kılar, sonra defnedilinceye kadar arkasından giderse ona iki kırat sevap vardır; her kırat Uhud gibidir. Kim namazını kılıp sonra dönerse, ona Uhud gibi sevap vardır.'” dedi.
İbn Ömer, Ebû Hüreyre'nin sözünü sorması ve sonra dönüp kendisine onun ne dediğini haber vermesi için Habbâb'ı Âişe'ye gönderdi. İbn Ömer mescidin çakıllarından bir avuç alıp elinde evirip çeviriyordu. Nihayet elçi geri dönüp: “Âişe, Ebû Hüreyre doğru söyledi, dedi” dedi. İbn Ömer elindeki çakılları yere çarptı, sonra: “Çok kıratları kaçırmışız” dedi.
Sahîh-i Müslim 945g, Kitap 11, Hadis 73