Sizden birinin namazı, Allah'ın emrettiği gibi abdesti tam almadıkça tamam olmaz.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 1136, Kitap 12, Hadis 108
Sahih
Türkçe meal

Rifâa b. Râfi' (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) oturuyordu, biz de çevresindeydik. Derken bir adam içeri girdi, kıbleye yönelip namaz kıldı. Namazını bitirince gelip Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) ve oradakilere selam verdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: “Ve aleyke (sana da selam). Git namaz kıl; çünkü sen namaz kılmadın” buyurdu. Adam gidip namaz kıldı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de onun namazını dikkatle izlemeye başladı; adam ise namazında neyin kusurlu bulunduğunu bilmiyordu. Namazını bitirince gelip Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) ve oradakilere selam verdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: “Ve aleyke. Git namaz kıl; çünkü sen namaz kılmadın” buyurdu. Bunu iki ya da üç kez tekrarladı. Bunun üzerine adam: “Ey Allah'ın Resûlü! Namazımda neyi kusurlu buldun?” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sizden birinin namazı, Allah'ın (azze ve celle) emrettiği gibi abdesti tam almadıkça tamam olmaz: Yüzünü ve ellerini dirseklere kadar yıkar, başını meseh eder, ayaklarını da topuklara kadar (yıkar). Sonra Allah'ı (azze ve celle) tekbir eder, O'na hamd eder ve O'nu yüceltir.” Hemmâm dedi ki: Onu “Allah'a hamd eder, O'nu yüceltir ve tekbir eder” derken de işittim. (İshâk) dedi ki: İkisini de ondan işittim. (Peygamber) şöyle buyurdu: “Allah'ın kendisine öğrettiği ve izin verdiği Kur'an'dan kolayına geleni okur. Sonra tekbir alır ve eklemleri yerine oturup gevşeyinceye kadar rükû eder. Sonra 'Semiallâhu limen hamideh' der, belini dikleştirinceye kadar doğrulup dimdik durur. Sonra tekbir alır ve yüzünü (yere) iyice yerleştirinceye kadar secde eder.” —(İshâk) dedi ki: Onu “alnını” derken de işittim.— “...eklemleri yerine oturup gevşeyinceye kadar. Sonra tekbir alır, başını kaldırıp oturağının üzerine dosdoğru oturur ve belini dikleştirir. Sonra tekbir alıp yüzünü (yere) iyice yerleştirinceye ve gevşeyinceye kadar secde eder. Böyle yapmazsa namazı tamam olmaz.”

Sünen-i Nesâî 1136, Kitap 12, Hadis 108

Arapça metin
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ أَبُو يَحْيَى، بِمَكَّةَ - وَهُوَ بَصْرِيٌّ - قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّ عَلِيَّ بْنَ يَحْيَى بْنِ خَلاَّدِ بْنِ مَالِكِ بْنِ رَافِعِ بْنِ مَالِكٍ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمِّهِ، رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ قَالَ بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَالِسٌ وَنَحْنُ حَوْلَهُ إِذْ دَخَلَ رَجُلٌ فَأَتَى الْقِبْلَةَ فَصَلَّى فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ جَاءَ فَسَلَّمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعَلَى الْقَوْمِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَعَلَيْكَ اذْهَبْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . فَذَهَبَ فَصَلَّى فَجَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَرْمُقُ صَلاَتَهُ وَلاَ يَدْرِي مَا يَعِيبُ مِنْهَا فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ جَاءَ فَسَلَّمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعَلَى الْقَوْمِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَعَلَيْكَ اذْهَبْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ " . فَأَعَادَهَا مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا فَقَالَ الرَّجُلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا عِبْتَ مِنْ صَلاَتِي فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهَا لَمْ تَتِمَّ صَلاَةُ أَحَدِكُمْ حَتَّى يُسْبِغَ الْوُضُوءَ كَمَا أَمَرَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فَيَغْسِلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ إِلَى الْمِرْفَقَيْنِ وَيَمْسَحَ بِرَأْسِهِ وَرِجْلَيْهِ إِلَى الْكَعْبَيْنِ ثُمَّ يُكَبِّرَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَيَحْمَدَهُ وَيُمَجِّدَهُ " . قَالَ هَمَّامٌ وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " وَيَحْمَدَ اللَّهَ وَيُمَجِّدَهُ وَيُكَبِّرَهُ " . قَالَ فَكِلاَهُمَا قَدْ سَمِعْتُهُ يَقُولُ قَالَ " وَيَقْرَأَ مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْآنِ مِمَّا عَلَّمَهُ اللَّهُ وَأَذِنَ لَهُ فِيهِ ثُمَّ يُكَبِّرَ وَيَرْكَعَ حَتَّى تَطْمَئِنَّ مَفَاصِلُهُ وَتَسْتَرْخِيَ ثُمَّ يَقُولَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ثُمَّ يَسْتَوِيَ قَائِمًا حَتَّى يُقِيمَ صُلْبَهُ ثُمَّ يُكَبِّرَ وَيَسْجُدَ حَتَّى يُمَكِّنَ وَجْهَهُ " . وَقَدْ سَمِعْتُهُ يَقُولُ " جَبْهَتَهُ حَتَّى تَطْمَئِنَّ مَفَاصِلُهُ وَتَسْتَرْخِيَ وَيُكَبِّرَ فَيَرْفَعَ حَتَّى يَسْتَوِيَ قَاعِدًا عَلَى مَقْعَدَتِهِ وَيُقِيمَ صُلْبَهُ ثُمَّ يُكَبِّرَ فَيَسْجُدَ حَتَّى يُمَكِّنَ وَجْهَهُ وَيَسْتَرْخِيَ فَإِذَا لَمْ يَفْعَلْ هَكَذَا لَمْ تَتِمَّ صَلاَتُهُ " .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 1136 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü