Ebû Mervân şöyle rivayet etti:
Ka'b, Mûsâ için denizi yaran Allah'a yemin ederek ona şöyle dedi: “Biz Tevrat'ta, Allah'ın peygamberi Dâvûd'un (sallallahu aleyhi ve sellem) namazından ayrılınca şöyle dediğini buluyoruz: ‘Allahümme aslih lî dîniyelleziy cealtehû lî ısmeten ve aslih lî dünyâyelletî cealte fîhâ meâşî. Allahümme innî eûzü bi-rıdâke min sahatike ve eûzü bi-afvike min nikmetike ve eûzü bike minke. Lâ mânia limâ a'tayte ve lâ mu'tıye limâ mena'te ve lâ yenfau ze'l-ceddi minke'l-cedd (Allah'ım! Bana koruyucu kıldığın dinimi ıslah et; geçimimi içinde kıldığın dünyamı ıslah et. Allah'ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım; senden yine sana sığınırım. Senin verdiğine engel olacak, senin engel olduğunu verecek kimse yoktur. Servet sahibine serveti senin katında fayda vermez).’” (Ebû Mervân) dedi ki: Ka'b bana, Suheyb'in kendisine Muhammed'in (sallallahu aleyhi ve sellem) namazından ayrılınca bunları söylediğini anlattığını bildirdi.
Sünen-i Nesâî 1346, Kitap 13, Hadis 168