Rabbim! Ben sana istiğfar ederken bana bunu vaat etmemiştin!

Kaynak
Sünen-i Nesâî 1496, Kitap 16, Hadis 38
Sahih
Türkçe meal

Abdullah b. Amr (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında güneş tutuldu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) namaz kıldı; kıyamı uzattı, sonra rükûa vardı ve rükûu uzattı, sonra (başını) kaldırdı ve uzattı. —Şu'be dedi ki: Sanırım secde hakkında da bunun gibi söyledi.— Secdesinde ağlamaya ve üflemeye başladı ve şöyle diyordu: “Rabbim! Ben sana istiğfar ederken bana bunu vaat etmemiştin! Ben onların arasındayken bana bunu vaat etmemiştin!” Namazı kılınca şöyle buyurdu: “Cennet bana arz edildi; öyle ki elimi uzatsaydım salkımlarından alırdım. Cehennem de bana arz edildi; sıcağının sizi kaplamasından korkarak üflemeye başladım. Orada, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) iki kurbanlık devesini çalan hırsızı gördüm. Orada, hacıların hırsızı Benî Du'du'un kardeşini gördüm; (çaldığı) fark edilince 'Bu, değneğin işi' derdi. Orada, bağladığı bir kedi yüzünden azap gören uzun boylu, siyah bir kadın gördüm; onu yedirmemiş, su vermemiş ve yerdeki haşerattan yemesine de bırakmamıştı; nihayet kedi ölmüştü. Güneş ve ay hiç kimsenin ölümü ve hayatı için tutulmaz; fakat onlar Allah'ın âyetlerinden iki âyettir. Onlardan biri tutulduğunda —ya da: onlardan biri buna benzer bir şey yaptığında, dedi— Allah'ı (azze ve celle) anmaya koşun.”

Sünen-i Nesâî 1496, Kitap 16, Hadis 38

Arapça metin
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْمِسْوَرِ الزُّهْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ كَسَفَتِ الشَّمْسُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَطَالَ الْقِيَامَ ثُمَّ رَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ ثُمَّ رَفَعَ فَأَطَالَ - قَالَ شُعْبَةُ وَأَحْسَبُهُ قَالَ فِي السُّجُودِ نَحْوَ ذَلِكَ - وَجَعَلَ يَبْكِي فِي سُجُودِهِ وَيَنْفُخُ وَيَقُولُ " رَبِّ لَمْ تَعِدْنِي هَذَا وَأَنَا أَسْتَغْفِرُكَ لَمْ تَعِدْنِي هَذَا وَأَنَا فِيهِمْ " . فَلَمَّا صَلَّى قَالَ " عُرِضَتْ عَلَىَّ الْجَنَّةُ حَتَّى لَوْ مَدَدْتُ يَدِي تَنَاوَلْتُ مِنْ قُطُوفِهَا وَعُرِضَتْ عَلَىَّ النَّارُ فَجَعَلْتُ أَنْفُخُ خَشْيَةَ أَنْ يَغْشَاكُمْ حَرُّهَا وَرَأَيْتُ فِيهَا سَارِقَ بَدَنَتَىْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَأَيْتُ فِيهَا أَخَا بَنِي دُعْدُعٍ سَارِقَ الْحَجِيجِ فَإِذَا فُطِنَ لَهُ قَالَ هَذَا عَمَلُ الْمِحْجَنِ وَرَأَيْتُ فِيهَا امْرَأَةً طَوِيلَةً سَوْدَاءَ تُعَذَّبُ فِي هِرَّةٍ رَبَطَتْهَا فَلَمْ تُطْعِمْهَا وَلَمْ تَسْقِهَا وَلَمْ تَدَعْهَا تَأْكُلُ مِنْ خَشَاشِ الأَرْضِ حَتَّى مَاتَتْ وَإِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لاَ يَنْكَسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ وَلاَ لِحَيَاتِهِ وَلَكِنَّهُمَا آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ فَإِذَا انْكَسَفَتْ إِحْدَاهُمَا - أَوْ قَالَ فَعَلَ أَحَدُهُمَا شَيْئًا مِنْ ذَلِكَ - فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ " .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 1496 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü