Câbir b. Abdullah (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hutbesinde Allah'a lâyık olduğu şekilde hamd ve senada bulunur, sonra şöyle derdi: “Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur; kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur. Sözün en doğrusu Allah'ın Kitabı, yolun en güzeli Muhammed'in yoludur. İşlerin en kötüsü sonradan çıkarılanlarıdır. Sonradan çıkarılan her şey bid'attir, her bid'at sapıklıktır, her sapıklık da ateştedir.” Sonra “Ben ve kıyamet şu ikisi gibi (yan yana) gönderildik” derdi. Kıyameti andığında yanakları kızarır, sesi yükselir, öfkesi şiddetlenirdi; sanki “(Düşman) sabah size baskın yapacak, akşam size baskın yapacak!” diyen bir ordu habercisi gibiydi. Sonra şöyle buyurdu: “Kim mal bırakırsa ailesinindir. Kim de borç ya da bakıma muhtaç çoluk çocuk bırakırsa, (onlar) bana aittir yahut benim üzerimedir. Ben müminlere (kendilerinden) daha yakınım.”
Sünen-i Nesâî 1578, Kitap 19, Hadis 23