Mü'minlerden ve Müslümanlardan bu diyarın ehline selam olsun; Allah önce ve sonra gidenlere rahmet etsin.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 2037, Kitap 21, Hadis 220
Sahih
Türkçe meal

Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

“Size kendimden ve Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) bahsedeyim mi?” (dedi). “Evet” dedik. (Âişe) dedi ki: Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yanımda olduğu gecem geldiğinde, (dışarıdan) döndü; nalınlarını ayaklarının yanına koydu, izarının ucunu yatağının üzerine serdi. Benim uyuduğumu zannedecek kadar bir süre kaldı; sonra yavaşça nalınlarını giydi, yavaşça ridâsını aldı, sonra yavaşça kapıyı açtı ve yavaşça çıktı. Ben de gömleğimi başımdan geçirdim, başörtümü örtündüm, izarıma büründüm ve arkasından gittim. Nihayet Bakî'e geldi; ellerini üç defa kaldırdı ve uzun süre (orada kaldı). Sonra döndü, ben de döndüm; hızlandı, ben de hızlandım; seğirtti, ben de seğirttim; koştu, ben de koştum. Ondan önce varıp (eve) girdim. Ancak uzanmıştım ki o da girdi ve: “Neyin var ey Âişe, nefes nefese ve soluk soluğasın?” dedi. “Bir şey yok” dedim. “Ya bana anlatırsın ya da Latîf ve Habîr (olan Allah) bana haber verir” buyurdu. “Ey Allah'ın Resûlü, anam babam sana feda olsun” dedim ve olanı ona anlattım. “Önümde gördüğüm karaltı sen miydin?” dedi. “Evet” dedim. Göğsüme canımı acıtan bir yumruk vurdu, sonra: “Allah'ın ve Resûlünün sana haksızlık edeceğini mi sandın?” buyurdu. “İnsanlar ne gizlerse Allah onu bilir” dedim. Şöyle buyurdu: “Gördüğün sırada Cebrâil bana geldi. Sen elbiselerini çıkarmış olduğun için yanıma girmedi; bana seslendi ve bunu senden gizledi. Ben de ona cevap verdim ve bunu senden gizledim. Uyuduğunu sandım, seni uyandırmak istemedim ve yalnız kalıp korkmandan endişe ettim. (Cebrâil) bana Bakî'e gelip onlar için istiğfar etmemi emretti.” “Ey Allah'ın Resûlü, nasıl diyeyim?” dedim. Şöyle buyurdu: “De ki: Mü'minlerden ve Müslümanlardan bu diyarın ehline selam olsun. Allah bizden önce gidenlere de sonra gidenlere de rahmet etsin. Biz de inşallah size katılacağız.”

Sünen-i Nesâî 2037, Kitap 21, Hadis 220

Arapça metin
أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ قَيْسِ بْنِ مَخْرَمَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تُحَدِّثُ قَالَتْ : أَلاَ أُحَدِّثُكُمْ عَنِّي وَعَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قُلْنَا : بَلَى . قَالَتْ : لَمَّا كَانَتْ لَيْلَتِي الَّتِي هُوَ عِنْدِي تَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم انْقَلَبَ فَوَضَعَ نَعْلَيْهِ عِنْدَ رِجْلَيْهِ، وَبَسَطَ طَرَفَ إِزَارِهِ عَلَى فِرَاشِهِ، فَلَمْ يَلْبَثْ إِلاَّ رَيْثَمَا ظَنَّ أَنِّي قَدْ رَقَدْتُ، ثُمَّ انْتَعَلَ رُوَيْدًا وَأَخَذَ رِدَاءَهُ رُوَيْدًا، ثُمَّ فَتَحَ الْبَابَ رُوَيْدًا وَخَرَجَ رُوَيْدًا وَجَعَلْتُ دِرْعِي فِي رَأْسِي وَاخْتَمَرْتُ وَتَقَنَّعْتُ إِزَارِي، وَانْطَلَقْتُ فِي إِثْرِهِ حَتَّى جَاءَ الْبَقِيعَ، فَرَفَعَ يَدَيْهِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَأَطَالَ، ثُمَّ انْحَرَفَ فَانْحَرَفْتُ، فَأَسْرَعَ فَأَسْرَعْتُ، فَهَرْوَلَ فَهَرْوَلْتُ، فَأَحْضَرَ فَأَحْضَرْتُ وَسَبَقْتُهُ فَدَخَلْتُ، فَلَيْسَ إِلاَّ أَنِ اضْطَجَعْتُ فَدَخَلَ فَقَالَ : " مَا لَكِ يَا عَائِشَةُ حَشْيَا رَابِيَةً " . قَالَتْ : لاَ . قَالَ : " لَتُخْبِرِنِّي أَوْ لَيُخْبِرَنِّي اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ " . قُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي، فَأَخْبَرْتُهُ الْخَبَرَ . قَالَ : " فَأَنْتِ السَّوَادُ الَّذِي رَأَيْتُ أَمَامِي " . قَالَتْ : نَعَمْ، فَلَهَزَنِي فِي صَدْرِي لَهْزَةً أَوْجَعَتْنِي، ثُمَّ قَالَ : " أَظَنَنْتِ أَنْ يَحِيفَ اللَّهُ عَلَيْكِ وَرَسُولُهُ " . قُلْتُ : مَهْمَا يَكْتُمُ النَّاسُ فَقَدْ عَلِمَهُ اللَّهُ . قَالَ : " فَإِنَّ جِبْرِيلَ أَتَانِي حِينَ رَأَيْتِ وَلَمْ يَدْخُلْ عَلَىَّ وَقَدْ وَضَعْتِ ثِيَابَكِ فَنَادَانِي، فَأَخْفَى مِنْكِ فَأَجَبْتُهُ فَأَخْفَيْتُهُ مِنْكِ، فَظَنَنْتُ أَنْ قَدْ رَقَدْتِ وَكَرِهْتُ أَنْ أُوقِظَكِ، وَخَشِيتُ أَنْ تَسْتَوْحِشِي، فَأَمَرَنِي أَنْ آتِيَ الْبَقِيعَ فَأَسْتَغْفِرَ لَهُمْ " . قُلْتُ : كَيْفَ أَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ : " قُولِي السَّلاَمُ عَلَى أَهْلِ الدِّيَارِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُسْلِمِينَ، يَرْحَمُ اللَّهُ الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنَّا وَالْمُسْتَأْخِرِينَ، وَإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِكُمْ لاَحِقُونَ " .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 2037 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü