Benim ve Abdülmuttalib oğullarının payına düşen sizindir

Kaynak
Sünen-i Nesâî 3688, Kitap 32, Hadis 1
Hasen
Türkçe meal

Amr b. Şuayb'ın babası aracılığıyla dedesi (Abdullah b. Amr) (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'ın yanındaydık. Hevâzin heyeti ona gelip: “Ey Muhammed! Biz (senin) soyundan ve aşiretindeniz; başımıza gelen bela sana gizli değildir. Bize lütufta bulun, Allah da sana lütufta bulunsun” dediler. Bunun üzerine: “Mallarınızla kadınlarınız ve çocuklarınız arasında birini seçin” buyurdu. “Bizi soy şerefimizle mallarımız arasında muhayyer bıraktın; biz kadınlarımızı ve çocuklarımızı seçiyoruz” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Benim ve Abdülmuttalib oğullarının payına düşen sizindir. Öğle namazını kıldığımda kalkıp şöyle deyin: 'Kadınlarımız ve çocuklarımız hususunda müminlere -ya da Müslümanlara- karşı Resûlullah'ı aracı kılıyoruz'” buyurdu. Öğleyi kıldıklarında kalkıp bunu söylediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Benim ve Abdülmuttalib oğullarının payına düşen sizindir” buyurdu. Muhâcirler: “Bizim payımıza düşen de Resûlullah'ındır (sallallahu aleyhi ve sellem)” dediler. Ensâr da: “Bizim payımıza düşen de Resûlullah'ındır (sallallahu aleyhi ve sellem)” dedi. Akra' b. Hâbis: “Ben ve Temîm oğulları ise hayır (vermeyiz)” dedi. Uyeyne b. Hısn: “Ben ve Fezâre oğulları ise hayır” dedi. Abbâs b. Mirdâs: “Ben ve Süleym oğulları ise hayır” dedi. Bunun üzerine Süleym oğulları kalkıp: “Yanlış söyledin; bizim payımıza düşen Resûlullah'ındır (sallallahu aleyhi ve sellem)” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ey insanlar! Onların kadınlarını ve çocuklarını kendilerine geri verin. Kim bu ganimetten bir şeyi elinde tutmak isterse, Allah'ın (azze ve celle) bize nasip edeceği ilk ganimetten ona altı farz (deve) vardır” buyurdu. Sonra devesine bindi. İnsanlar da bindiler ve “Ganimetimizi aramızda paylaştır” dediler. Onu bir ağaca doğru sıkıştırdılar; ağaç ridâsını kaptı. Bunun üzerine: “Ey insanlar! Ridâmı bana geri verin. Allah'a yemin ederim ki, Tihâme'nin ağaçları sayısınca hayvanınız olsaydı onu aranızda paylaştırırdım; sonra beni ne cimri ne korkak ne de yalancı bulurdunuz” buyurdu. Sonra bir deveye gelip hörgücünden iki parmağı arasına bir tüy aldı ve şöyle dedi: “İşte! Ganimetten benim için bu (tüy) kadar bile bir şey yoktur, yalnızca beşte bir vardır; beşte bir de size geri döner.” Bunun üzerine bir adam elinde bir yumak kılla ona doğru kalkıp: “Ey Allah'ın Resûlü! Bunu devemin semerinin altındaki keçeyi onarmak için aldım” dedi. Peygamber: “Benim ve Abdülmuttalib oğullarının payına düşen senindir” buyurdu. Adam: “İş bu dereceye mi vardı? Öyleyse benim ona ihtiyacım yok” deyip onu attı. Peygamber de: “Ey insanlar! İpliği de iğneyi de (ganimete) teslim edin; çünkü ganimetten mal aşırmak, kıyamet günü sahibi için bir ayıp ve rezilliktir” buyurdu.

Sünen-i Nesâî 3688, Kitap 32, Hadis 1

Arapça metin
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ أَتَتْهُ وَفْدُ هَوَازِنَ فَقَالُوا يَا مُحَمَّدُ إِنَّا أَصْلٌ وَعَشِيرَةٌ وَقَدْ نَزَلَ بِنَا مِنَ الْبَلاَءِ مَا لاَ يَخْفَى عَلَيْكَ فَامْنُنْ عَلَيْنَا مَنَّ اللَّهُ عَلَيْكَ . فَقَالَ " اخْتَارُوا مِنْ أَمْوَالِكُمْ أَوْ مِنْ نِسَائِكُمْ وَأَبْنَائِكُمْ " . فَقَالُوا قَدْ خَيَّرْتَنَا بَيْنَ أَحْسَابِنَا وَأَمْوَالِنَا بَلْ نَخْتَارُ نِسَاءَنَا وَأَبْنَاءَنَا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَّا مَا كَانَ لِي وَلِبَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ فَهُوَ لَكُمْ فَإِذَا صَلَّيْتُ الظُّهْرَ فَقُومُوا فَقُولُوا إِنَّا نَسْتَعِينُ بِرَسُولِ اللَّهِ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَوِ الْمُسْلِمِينَ فِي نِسَائِنَا وَأَبْنَائِنَا " . فَلَمَّا صَلَّوُا الظُّهْرَ قَامُوا فَقَالُوا ذَلِكَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَمَا كَانَ لِي وَلِبَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ فَهُوَ لَكُمْ " . فَقَالَ الْمُهَاجِرُونَ وَمَا كَانَ لَنَا فَهُوَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . وَقَالَتِ الأَنْصَارُ مَا كَانَ لَنَا فَهُوَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَقَالَ الأَقْرَعُ بْنُ حَابِسٍ أَمَّا أَنَا وَبَنُو تَمِيمٍ فَلاَ . وَقَالَ عُيَيْنَةُ بْنُ حِصْنٍ أَمَّا أَنَا وَبَنُو فَزَارَةَ فَلاَ . وَقَالَ الْعَبَّاسُ بْنُ مِرْدَاسٍ أَمَّا أَنَا وَبَنُو سُلَيْمٍ فَلاَ . فَقَامَتْ بَنُو سُلَيْمٍ فَقَالُوا كَذَبْتَ مَا كَانَ لَنَا فَهُوَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا أَيُّهَا النَّاسُ رُدُّوا عَلَيْهِمْ نِسَاءَهُمْ وَأَبْنَاءَهُمْ فَمَنْ تَمَسَّكَ مِنْ هَذَا الْفَىْءِ بِشَىْءٍ فَلَهُ سِتُّ فَرَائِضَ مِنْ أَوَّلِ شَىْءٍ يُفِيئُهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَلَيْنَا " . وَرَكِبَ رَاحِلَتَهُ وَرَكِبَ النَّاسُ اقْسِمْ عَلَيْنَا فَيْأَنَا فَأَلْجَئُوهُ إِلَى شَجَرَةٍ فَخَطِفَتْ رِدَاءَهُ فَقَالَ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ رُدُّوا عَلَىَّ رِدَائِي فَوَاللَّهِ لَوْ أَنَّ لَكُمْ شَجَرَ تِهَامَةَ نَعَمًا قَسَمْتُهُ عَلَيْكُمْ ثُمَّ لَمْ تَلْقَوْنِي بَخِيلاً وَلاَ جَبَانًا وَلاَ كَذُوبًا " . ثُمَّ أَتَى بَعِيرًا فَأَخَذَ مِنْ سَنَامِهِ وَبَرَةً بَيْنَ أُصْبُعَيْهِ ثُمَّ يَقُولُ " هَا إِنَّهُ لَيْسَ لِي مِنَ الْفَىْءِ شَىْءٌ وَلاَ هَذِهِ إِلاَّ خُمُسٌ وَالْخُمُسُ مَرْدُودٌ فِيكُمْ " . فَقَامَ إِلَيْهِ رَجُلٌ بِكُبَّةٍ مِنْ شَعْرٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَخَذْتُ هَذِهِ لأُصْلِحَ بِهَا بَرْدَعَةَ بَعِيرٍ لِي . فَقَالَ " أَمَّا مَا كَانَ لِي وَلِبَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ فَهُوَ لَكَ " . فَقَالَ أَوَبَلَغَتْ هَذِهِ فَلاَ أَرَبَ لِي فِيهَا . فَنَبَذَهَا . وَقَالَ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ أَدُّوا الْخِيَاطَ وَالْمِخْيَطَ فَإِنَّ الْغُلُولَ يَكُونُ عَلَى أَهْلِهِ عَارًا وَشَنَارًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ " .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 3688 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü