Cennet hoşa gitmeyen şeylerle, cehennem ise şehvetlerle kuşatıldı.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 3763, Kitap 35, Hadis 3
Hasen
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah cenneti ve cehennemi yaratınca Cebrâil'i (aleyhisselâm) cennete gönderip: ‘Ona ve orada ehli için hazırladıklarıma bak!’ dedi. O da ona baktı, sonra dönüp: ‘İzzetine andolsun ki onu işiten herkes mutlaka oraya girer’ dedi. Bunun üzerine Allah emretti, cennet hoşa gitmeyen şeylerle kuşatıldı. Sonra: ‘Oraya git, ona ve orada ehli için hazırladıklarıma bak!’ dedi. Cebrâil baktı; bir de ne görsün, cennet hoşa gitmeyen şeylerle kuşatılmış. Bunun üzerine: ‘İzzetine andolsun ki oraya hiç kimsenin giremeyeceğinden korktum’ dedi. Allah: ‘Git, cehenneme ve orada ehli için hazırladıklarıma bak!’ dedi. Cebrâil ona baktı; bir de ne görsün, bir kısmı diğerinin üzerine binmekte. Dönüp: ‘İzzetine andolsun ki oraya hiç kimse girmez’ dedi. Bunun üzerine Allah emretti, cehennem şehvetlerle kuşatıldı. Sonra: ‘Dön, ona bak!’ dedi. Cebrâil baktı; bir de ne görsün, cehennem şehvetlerle kuşatılmış. Dönüp: ‘İzzetine andolsun ki ondan hiç kimsenin kurtulamayıp oraya gireceğinden korktum’ dedi.”

Sünen-i Nesâî 3763, Kitap 35, Hadis 3

Arapça metin
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَمَّا خَلَقَ اللَّهُ الْجَنَّةَ وَالنَّارَ أَرْسَلَ جِبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ إِلَى الْجَنَّةِ فَقَالَ انْظُرْ إِلَيْهَا وَإِلَى مَا أَعْدَدْتُ لأَهْلِهَا فِيهَا . فَنَظَرَ إِلَيْهَا فَرَجَعَ فَقَالَ وَعِزَّتِكَ لاَ يَسْمَعُ بِهَا أَحَدٌ إِلاَّ دَخَلَهَا . فَأَمَرَ بِهَا فَحُفَّتْ بِالْمَكَارِهِ فَقَالَ اذْهَبْ إِلَيْهَا فَانْظُرْ إِلَيْهَا وَإِلَى مَا أَعْدَدْتُ لأَهْلِهَا فِيهَا فَنَظَرَ إِلَيْهَا فَإِذَا هِيَ قَدْ حُفَّتْ بِالْمَكَارِهِ فَقَالَ وَعِزَّتِكَ لَقَدْ خَشِيتُ أَنْ لاَ يَدْخُلَهَا أَحَدٌ . قَالَ اذْهَبْ فَانْظُرْ إِلَى النَّارِ وَإِلَى مَا أَعْدَدْتُ لأَهْلِهَا فِيهَا . فَنَظَرَ إِلَيْهَا فَإِذَا هِيَ يَرْكَبُ بَعْضُهَا بَعْضًا فَرَجَعَ فَقَالَ وَعِزَّتِكَ لاَ يَدْخُلُهَا أَحَدٌ . فَأَمَرَ بِهَا فَحُفَّتْ بِالشَّهَوَاتِ فَقَالَ ارْجِعْ فَانْظُرْ إِلَيْهَا . فَإِذَا هِيَ قَدْ حُفَّتْ بِالشَّهَوَاتِ فَرَجَعَ وَقَالَ وَعِزَّتِكَ لَقَدْ خَشِيتُ أَنْ لاَ يَنْجُوَ مِنْهَا أَحَدٌ إِلاَّ دَخَلَهَا " .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 3763 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü