Saîd b. el-Müseyyeb: Boş toprağı altın ve gümüş karşılığında kiraya vermekte sakınca yoktur.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 3936, Kitap 35b, Hadis 81
Zayıf
Türkçe meal

Saîd b. el-Müseyyeb şöyle rivayet etti:

Boş toprağı altın ve gümüş karşılığında kiraya vermekte sakınca yoktur.

(Ebû Abdurrahmân en-Nesâî) dedi ki: Bir adam bir adama kırâz (mudârebe) olarak mal verir ve bu hususta onun aleyhine bir belge yazmak isterse şöyle yazar: Bu, falan oğlu falanın kendi isteğiyle, sağlıklı ve tasarrufu geçerli hâldeyken falan oğlu falana yazdığı bir belgedir: Sen falan yılın falan ayının girişinde bana, gizlide ve açıkta Allah'tan sakınmak ve emaneti yerine getirmek üzere kırâz olarak, yedi vezninde, halis ve iyi on bin dirhem verdin. (Şu şartla ki:) Bununla, ondan dilediğim kadarıyla satın almayı uygun gördüğüm her şeyi satın alacağım; onu ve ondan dilediğimi, ticaret çeşitlerinden harcamayı uygun gördüğüm yerlerde kullanacağım; ondan dilediğimle dilediğim yere çıkacağım; satın aldıklarımdan satmayı uygun gördüğümü, dilersem peşin dilersem veresiye, dilersem nakit dilersem mal karşılığında satacağım. (Şu şartla ki:) Bunun hepsinde kendi görüşüme göre hareket edeceğim ve bu hususta dilediğimi vekil tayin edeceğim. Bana verdiğin ve miktarı bu belgede belirtilen ana sermayeden sonra Allah'ın bunda rızık olarak verdiği her fazlalık ve kâr, benimle senin aranda yarı yarıyadır: Yarısı ana sermayenin payı olarak senin, tam yarısı da emeğim karşılığında benimdir. Bunda meydana gelen zarar ise ana sermayeye aittir. Bu halis ve iyi on bin dirhemi falan yılın falan ayının girişinde senden teslim aldım; bu belgede şart koşulan şartlar üzere kırâz olarak senin adına benim elimdedir. Falan ve falan ikrar etti.

Ona veresiye alıp satma serbestliği (tanımamak) isterse şöyle yazar: “Veresiye alıp satmamı bana yasakladın.”

Sünen-i Nesâî 3936, Kitap 35b, Hadis 81

Arapça metin
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ طَارِقٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، قَالَ لاَ بَأْسَ بِإِجَارَةِ الأَرْضِ الْبَيْضَاءِ بِالذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ. وَقَالَ إِذَا دَفَعَ رَجُلٌ إِلَى رَجُلٍ مَالاً قِرَاضًا فَأَرَادَ أَنْ يَكْتُبَ عَلَيْهِ بِذَلِكَ كِتَابًا كَتَبَ هَذَا كِتَابٌ كَتَبَهُ فُلاَنُ بْنُ فُلاَنٍ طَوْعًا مِنْهُ فِي صِحَّةٍ مِنْهُ وَجَوَازِ أَمْرِهِ لِفُلاَنِ بْنِ فُلاَنٍ أَنَّكَ دَفَعْتَ إِلَىَّ مُسْتَهَلَّ شَهْرِ كَذَا مِنْ سَنَةِ كَذَا عَشْرَةَ آلاَفِ دِرْهَمٍ وُضْحًا جِيَادًا وَزْنَ سَبْعَةٍ قِرَاضًا عَلَى تَقْوَى اللَّهِ فِي السِّرِّ وَالْعَلاَنِيَةِ وَأَدَاءِ الأَمَانَةِ عَلَى أَنْ أَشْتَرِيَ بِهَا مَا شِئْتُ مِنْهَا كُلَّ مَا أَرَى أَنْ أَشْتَرِيَهُ وَأَنْ أُصَرِّفَهَا وَمَا شِئْتُ مِنْهَا فِيمَا أَرَى أَنْ أُصَرِّفَهَا فِيهِ مِنْ صُنُوفِ التِّجَارَاتِ وَأَخْرُجَ بِمَا شِئْتُ مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُ وَأَبِيعَ مَا أَرَى أَنْ أَبِيعَهُ مِمَّا أَشْتَرِيهِ بِنَقْدٍ رَأَيْتُ أَمْ بِنَسِيئَةٍ وَبِعَيْنٍ رَأَيْتُ أَمْ بِعَرْضٍ عَلَى أَنْ أَعْمَلَ فِي جَمِيعِ ذَلِكَ كُلِّهِ بِرَأْيِي وَأُوَكِّلَ فِي ذَلِكَ مَنْ رَأَيْتُ وَكُلُّ مَا رَزَقَ اللَّهُ فِي ذَلِكَ مِنْ فَضْلٍ وَرِبْحٍ بَعْدَ رَأْسِ الْمَالِ الَّذِي دَفَعْتَهُ الْمَذْكُورِ إِلَىَّ الْمُسَمَّى مَبْلَغُهُ فِي هَذَا الْكِتَابِ فَهُوَ بَيْنِي وَبَيْنَكَ نِصْفَيْنِ لَكَ مِنْهُ النِّصْفُ بِحَظِّ رَأْسِ مَالِكَ وَلِيَ فِيهِ النِّصْفُ تَامًّا بِعَمَلِي فِيهِ وَمَا كَانَ فِيهِ مِنْ وَضِيعَةٍ فَعَلَى رَأْسِ الْمَالِ فَقَبَضْتُ مِنْكَ هَذِهِ الْعَشَرَةَ آلاَفِ دِرْهَمٍ الْوُضْحَ الْجِيَادَ مُسْتَهَلَّ شَهْرِ كَذَا فِي سَنَةِ كَذَا وَصَارَتْ لَكَ فِي يَدِي قِرَاضًا عَلَى الشُّرُوطِ الْمُشْتَرَطَةِ فِي هَذَا الْكِتَابِ أَقَرَّ فُلاَنٌ وَفُلاَنٌ وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يُطْلِقَ لَهُ أَنْ يَشْتَرِيَ وَيَبِيعَ بِالنَّسِيئَةِ كَتَبَ وَقَدْ نَهَيْتَنِي أَنْ أَشْتَرِيَ وَأَبِيعَ بِالنَّسِيئَةِ.

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 3936 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü