Bunun soyundan Kur'an okuyan ama okudukları gırtlaklarını geçmeyen bir topluluk çıkacak.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 4101, Kitap 37, Hadis 136
Sahih
Türkçe meal

Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Ali, Yemen'deyken Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) toprağı içinde (henüz ayrıştırılmamış) biraz altın gönderdi. (Peygamber) onu Benî Mücâşi'den Akra' b. Hâbis el-Hanzalî, Uyeyne b. Bedr el-Fezârî, Benî Kilâb'dan Alkame b. Ulâse el-Âmirî ve Benî Nebhân'dan Zeydü'l-Hayl et-Tâî arasında paylaştırdı. Kureyş ve Ensar öfkelendiler ve: “Necid halkının ileri gelenlerine veriyor, bizi bırakıyor!” dediler. Bunun üzerine: “Ben ancak onların kalplerini (İslam'a) ısındırıyorum” buyurdu. Derken gözleri çukura kaçmış, elmacık kemikleri çıkık, sık sakallı, başı tıraşlı bir adam gelip: “Ey Muhammed! Allah'tan kork!” dedi. (Peygamber): “Ben ona isyan edersem Allah'a kim itaat eder? (Allah) beni yeryüzü halkına emin kılıyor da siz bana güvenmiyor musunuz?” buyurdu. Topluluktan bir adam onu öldürmek için izin istedi, fakat (Peygamber) ona engel oldu. Adam dönüp gidince şöyle buyurdu: “Bunun soyundan bir topluluk çıkacak; Kur'an okurlar ama (okudukları) gırtlaklarını geçmez. Okun avı delip çıkması gibi dinden çıkarlar. Müslümanları öldürür, putperestleri bırakırlar. Eğer onlara yetişirsem, onları Âd kavminin öldürülüşü gibi öldüreceğim.”

Sünen-i Nesâî 4101, Kitap 37, Hadis 136

Arapça metin
أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا الثَّوْرِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ أَبِي نُعْمٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ بَعَثَ عَلِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ بِالْيَمَنِ بِذُهَيْبَةٍ فِي تُرْبَتِهَا فَقَسَمَهَا بَيْنَ الأَقْرَعِ بْنِ حَابِسٍ الْحَنْظَلِيِّ ثُمَّ أَحَدِ بَنِي مُجَاشِعٍ وَبَيْنَ عُيَيْنَةَ بْنِ بَدْرٍ الْفَزَارِيِّ وَبَيْنَ عَلْقَمَةَ بْنِ عُلاَثَةَ الْعَامِرِيِّ ثُمَّ أَحَدِ بَنِي كِلاَبٍ وَبَيْنَ زَيْدِ الْخَيْلِ الطَّائِيِّ ثُمَّ أَحَدَ بَنِي نَبْهَانَ - قَالَ - فَغَضِبَتْ قُرَيْشٌ وَالأَنْصَارُ وَقَالُوا يُعْطِي صَنَادِيدَ أَهْلِ نَجْدٍ وَيَدَعُنَا فَقَالَ " إِنَّمَا أَتَأَلَّفُهُمْ " . فَأَقْبَلَ رَجُلٌ غَائِرَ الْعَيْنَيْنِ نَاتِئَ الْوَجْنَتَيْنِ كَثَّ اللِّحْيَةِ مَحْلُوقَ الرَّأْسِ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ اتَّقِ اللَّهَ قَالَ " مَنْ يُطِعِ اللَّهَ إِذَا عَصَيْتُهُ أَيَأْمَنُنِي عَلَى أَهْلِ الأَرْضِ وَلاَ تَأْمَنُونِي " . فَسَأَلَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ قَتْلَهُ فَمَنَعَهُ فَلَمَّا وَلَّى قَالَ " إِنَّ مِنْ ضِئْضِئِ هَذَا قَوْمًا يَخْرُجُونَ يَقْرَءُونَ الْقُرْآنَ لاَ يُجَاوِزُ حَنَاجِرَهُمْ يَمْرُقُونَ مِنَ الدِّينِ مُرُوقَ السَّهْمِ مِنَ الرَّمِيَّةِ يَقْتُلُونَ أَهْلَ الإِسْلاَمِ وَيَدَعُونَ أَهْلَ الأَوْثَانِ لَئِنْ أَنَا أَدْرَكْتُهُمْ لأَقْتُلَنَّهُمْ قَتْلَ عَادٍ " .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 4101 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü