Resûlullah yolculuktan dönünce önce mescide uğrar, iki rekât kılar, sonra insanlar için otururdu.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 731, Kitap 8, Hadis 44
Sahih
Türkçe meal

Kâ'b b. Mâlik (radıyallahu anh), Tebük Gazvesi'nde Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) geri kalışını anlatırken şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sabah vakti (Medine'ye) geldi. Bir yolculuktan döndüğünde önce mescide uğrar, orada iki rekât namaz kılar, sonra insanlar için otururdu. Bunu yapınca geri kalanlar ona gelip özür beyan etmeye ve yemin etmeye başladılar. Seksen küsur kişiydiler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onların görünürdeki hâllerini kabul etti, biatlerini aldı, onlar için mağfiret diledi ve iç yüzlerini Allah'a (azze ve celle) havale etti. Nihayet ben geldim. Selam verince öfkeli birinin tebessümüyle gülümsedi, sonra “Gel!” buyurdu. Gidip önünde oturdum. Bana, “Seni geri bırakan ne oldu? Binek satın almamış mıydın?” buyurdu. Dedim ki: “Ey Allah'ın Resûlü! Vallahi senden başka dünya ehlinden birinin yanında otursaydım, onun öfkesinden (bir mazeretle) kurtulacağımı düşünürdüm; bana tartışma yeteneği verilmiştir. Fakat vallahi biliyorum ki, bugün benden razı olasın diye sana yalan bir söz söylersem, yakında Allah (azze ve celle) seni bana öfkelendirecektir. Eğer sana, bana kızacağın doğru bir söz söylersem, onda Allah'ın affını umarım. Vallahi senden geri kaldığım zamanki kadar hiçbir zaman güçlü ve varlıklı olmamıştım.” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), “Bu, doğru söyledi. Kalk, Allah senin hakkında hüküm verinceye kadar (bekle).” buyurdu. Kalkıp gittim. (Hadis) kısaltılmıştır.

Sünen-i Nesâî 731, Kitap 8, Hadis 44

Arapça metin
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، قَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَأَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ كَعْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ كَعْبَ بْنَ مَالِكٍ، يُحَدِّثُ حَدِيثَهُ حِينَ تَخَلَّفَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ قَالَ وَصَبَّحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَادِمًا وَكَانَ إِذَا قَدِمَ مِنْ سَفَرٍ بَدَأَ بِالْمَسْجِدِ فَرَكَعَ فِيهِ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ جَلَسَ لِلنَّاسِ فَلَمَّا فَعَلَ ذَلِكَ جَاءَهُ الْمُخَلَّفُونَ فَطَفِقُوا يَعْتَذِرُونَ إِلَيْهِ وَيَحْلِفُونَ لَهُ وَكَانُوا بِضْعًا وَثَمَانِينَ رَجُلاً فَقَبِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلاَنِيَتَهُمْ وَبَايَعَهُمْ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمْ وَوَكَلَ سَرَائِرَهُمْ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ حَتَّى جِئْتُ فَلَمَّا سَلَّمْتُ تَبَسَّمَ تَبَسُّمَ الْمُغْضَبِ ثُمَّ قَالَ " تَعَالَ " . فَجِئْتُ حَتَّى جَلَسْتُ بَيْنَ يَدَيْهِ فَقَالَ لِي " مَا خَلَّفَكَ أَلَمْ تَكُنِ ابْتَعْتَ ظَهْرَكَ " . فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي وَاللَّهِ لَوْ جَلَسْتُ عِنْدَ غَيْرِكَ مِنْ أَهْلِ الدُّنْيَا لَرَأَيْتُ أَنِّي سَأَخْرُجُ مِنْ سَخَطِهِ وَلَقَدْ أُعْطِيتُ جَدَلاً وَلَكِنْ وَاللَّهِ لَقَدْ عَلِمْتُ لَئِنْ حَدَّثْتُكَ الْيَوْمَ حَدِيثَ كَذِبٍ لِتَرْضَى بِهِ عَنِّي لَيُوشَكُ أَنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يُسْخِطُكَ عَلَىَّ وَلَئِنْ حَدَّثْتُكَ حَدِيثَ صِدْقٍ تَجِدُ عَلَىَّ فِيهِ إِنِّي لأَرْجُو فِيهِ عَفْوَ اللَّهِ وَاللَّهِ مَا كُنْتُ قَطُّ أَقْوَى وَلاَ أَيْسَرَ مِنِّي حِينَ تَخَلَّفْتُ عَنْكَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَّا هَذَا فَقَدْ صَدَقَ فَقُمْ حَتَّى يَقْضِيَ اللَّهُ فِيكَ " . فَقُمْتُ فَمَضَيْتُ . مُخْتَصَرٌ .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 731 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü