Bedeninde yaralanıp hakkını bağışlayanı Allah bir derece yükseltir ve ondan bir hatasını siler.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 1393, Kitap 16, Hadis 8
Zayıf
Türkçe meal

Ebü's-Sefer şöyle rivayet etti:

Kureyş'ten bir adam, Ensâr'dan bir adamın dişini kırdı. (Ensârî) ona karşı Muâviye'den yardım istedi ve Muâviye'ye: “Ey müminlerin emîri! Bu adam dişimi kırdı” dedi. Muâviye: “Biz seni razı edeceğiz” dedi. Öteki ise Muâviye'ye ısrar edip onu bıktırdı, ama (Muâviye) onu razı edemedi. Bunun üzerine Muâviye ona: “Arkadaşınla (hasmınla) işin sana kalmış” dedi. Ebü'd-Derdâ da onun yanında oturuyordu. Ebü'd-Derdâ dedi ki: Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim: “Bedeninde bir şeyle yaralanan ve onu bağışlayan (hakkını sadaka olarak bırakan) hiçbir adam yoktur ki, Allah onu bu sebeple bir derece yükseltmesin ve ondan bir hatasını silmesin.” Ensârî: “Bunu sen mi Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) işittin?” dedi. (Ebü'd-Derdâ): “Kulaklarım işitti, kalbim belledi” dedi. (Ensârî): “O hâlde ben onu (diyetimi) ona bırakıyorum” dedi. Muâviye: “Elbette seni eli boş çevirmeyeceğim” dedi ve ona mal verilmesini emretti.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis garîbdir; onu yalnızca bu yoldan biliyoruz. Ebü's-Sefer'in Ebü'd-Derdâ'dan hadis işittiğini bilmiyorum. Ebü's-Sefer'in adı Saîd b. Ahmed'dir; İbn Yuhmid es-Sevrî de denir.

Câmiu't-Tirmizî 1393, Kitap 16, Hadis 8

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا أَبُو السَّفَرِ، قَالَ دَقَّ رَجُلٌ مِنْ قُرَيْشٍ سِنَّ رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ فَاسْتَعْدَى عَلَيْهِ مُعَاوِيَةَ فَقَالَ لِمُعَاوِيَةَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ إِنَّ هَذَا دَقَّ سِنِّي . قَالَ مُعَاوِيَةُ إِنَّا سَنُرْضِيكَ وَأَلَحَّ الآخَرُ عَلَى مُعَاوِيَةَ فَأَبْرَمَهُ فَلَمْ يُرْضِهِ فَقَالَ لَهُ مُعَاوِيَةُ شَأْنَكَ بِصَاحِبِكَ . وَأَبُو الدَّرْدَاءِ جَالِسٌ عِنْدَهُ قَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَا مِنْ رَجُلٍ يُصَابُ بِشَيْءٍ فِي جَسَدِهِ فَيَتَصَدَّقُ بِهِ إِلاَّ رَفَعَهُ اللَّهُ بِهِ دَرَجَةً وَحَطَّ عَنْهُ بِهِ خَطِيئَةً " . قَالَ الأَنْصَارِيُّ أَأَنْتَ سَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ سَمِعَتْهُ أُذُنَاىَ وَوَعَاهُ قَلْبِي . قَالَ فَإِنِّي أَذَرُهَا لَهُ . قَالَ مُعَاوِيَةُ لاَ جَرَمَ لاَ أُخَيِّبُكَ . فَأَمَرَ لَهُ بِمَالٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَلاَ أَعْرِفُ لأَبِي السَّفَرِ سَمَاعًا مِنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ وَأَبُو السَّفَرِ اسْمُهُ سَعِيدُ بْنُ أَحْمَدَ وَيُقَالُ ابْنُ يُحْمِدَ الثَّوْرِيُّ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 1393 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü