Öyle bir tövbe etti ki, o tövbeyi Medine halkı yapsaydı, onlardan kabul edilirdi.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 1454, Kitap 17, Hadis 37
Hasen
Türkçe meal

Vâil b. Hucr el-Kindî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında bir kadın namaza gitmek üzere çıktı. Bir adam ona rastladı, onu (zorla) altına alıp ondan muradını aldı. Kadın bağırdı, adam da gitti. (O sırada) yanından bir adam geçti. Kadın: “Şu adam bana şöyle şöyle yaptı” dedi. Muhâcirlerden bir topluluğa da rastladı ve “Şu adam bana şöyle şöyle yaptı” dedi. Gittiler, kadının kendisiyle ilişkiye girdiğini zannettiği adamı yakalayıp ona getirdiler. Kadın: “Evet, işte bu” dedi. Onu Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiler. (Resûlullah) recmedilmesini emredince, kadınla ilişkiye girmiş olan asıl kişi kalkıp: “Yâ Resûlallah! Onun (bu işi yapan) adamı benim” dedi. (Resûlullah) kadına: “Git, Allah seni bağışladı” buyurdu. (Yakalanan) adama da güzel bir söz söyledi. Kadınla ilişkiye giren adam için de: “Onu recmedin” buyurdu ve: “Öyle bir tövbe etti ki, o tövbeyi Medine halkı yapsaydı, onlardan kabul edilirdi” dedi.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen garîb sahihtir. Alkame b. Vâil b. Hucr babasından (hadis) işitmiştir; o, Abdülcebbâr b. Vâil'den büyüktür. Abdülcebbâr b. Vâil ise babasından işitmemiştir.

Câmiu't-Tirmizî 1454, Kitap 17, Hadis 37

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى النَّيْسَابُورِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، حَدَّثَنَا سِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ الْكِنْدِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ امْرَأَةً، خَرَجَتْ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تُرِيدُ الصَّلاَةَ فَتَلَقَّاهَا رَجُلٌ فَتَجَلَّلَهَا فَقَضَى حَاجَتَهُ مِنْهَا فَصَاحَتْ فَانْطَلَقَ وَمَرَّ عَلَيْهَا رَجُلٌ فَقَالَتْ إِنَّ ذَاكَ الرَّجُلَ فَعَلَ بِي كَذَا وَكَذَا . وَمَرَّتْ بِعِصَابَةٍ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ فَقَالَتْ إِنَّ ذَاكَ الرَّجُلَ فَعَلَ بِي كَذَا وَكَذَا . فَانْطَلَقُوا فَأَخَذُوا الرَّجُلَ الَّذِي ظَنَّتْ أَنَّهُ وَقَعَ عَلَيْهَا وَأَتَوْهَا فَقَالَتْ نَعَمْ هُوَ هَذَا . فَأَتَوْا بِهِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا أَمَرَ بِهِ لِيُرْجَمَ قَامَ صَاحِبُهَا الَّذِي وَقَعَ عَلَيْهَا فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنَا صَاحِبُهَا . فَقَالَ لَهَا " اذْهَبِي فَقَدْ غَفَرَ اللَّهُ لَكِ " . وَقَالَ لِلرَّجُلِ قَوْلاً حَسَنًا وَقَالَ لِلرَّجُلِ الَّذِي وَقَعَ عَلَيْهَا " ارْجُمُوهُ " . وَقَالَ " لَقَدْ تَابَ تَوْبَةً لَوْ تَابَهَا أَهْلُ الْمَدِينَةِ لَقُبِلَ مِنْهُمْ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ صَحِيحٌ . وَعَلْقَمَةُ بْنُ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ سَمِعَ مِنْ أَبِيهِ وَهُوَ أَكْبَرُ مِنْ عَبْدِ الْجَبَّارِ بْنِ وَائِلٍ وَعَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ وَائِلٍ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ أَبِيهِ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 1454 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü