Abdülvâhid b. Süleym şöyle rivayet etti:
Mekke'ye geldim, Atâ b. Ebû Rebâh ile karşılaştım ve ona: “Ey Ebû Muhammed! Basra ehli kader hakkında (ileri geri) konuşuyor” dedim. “Yavrucuğum, Kur'an okur musun?” dedi. “Evet” dedim. “Öyleyse Zuhruf sûresini oku” dedi. Ben de okudum: “Hâ Mîm. Apaçık Kitab'a andolsun ki, düşünüp anlayasınız diye onu Arapça bir Kur'an yaptık. Şüphesiz o, katımızdaki ana kitapta (Ümmü'l-Kitâb'da) elbette çok yücedir, hikmetle doludur.” (Zuhruf 43/1-4) Bunun üzerine: “Ümmü'l-Kitâb nedir, bilir misin?” dedi. “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” dedim. Dedi ki: “O, Allah'ın gökleri yaratmadan ve yeri yaratmadan önce yazdığı bir kitaptır. Onda Firavun'un cehennemliklerden olduğu yazılıdır; onda ‘Ebû Leheb'in iki eli kurusun; kurudu da!’ (Tebbet 111/1) âyeti de vardır.”
Atâ dedi ki: Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) sahâbîsi Ubâde b. Sâmit'in oğlu Velîd ile karşılaştım ve ona: “Baban ölüm anında ne vasiyet etti?” diye sordum. Dedi ki: “Babam beni çağırdı ve bana şöyle dedi: ‘Yavrucuğum, Allah'tan kork. Bil ki Allah'a ve hayrıyla şerriyle kaderin tamamına iman etmedikçe Allah'tan (gereği gibi) korkmuş olamazsın. Eğer bundan başka bir inanç üzere ölürsen cehenneme girersin. Ben Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim: Allah'ın ilk yarattığı şey kalemdir. Ona: Yaz! dedi. Kalem: Ne yazayım? dedi. Allah: Kaderi, olmuş olanı ve ebede kadar olacak olanı yaz! dedi.’”
Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis bu yoldan garîbtir.
Câmiu't-Tirmizî 2155, Kitap 32, Hadis 23