Dünya tatlı ve yeşildir; Allah sizi orada halifeler kılacak, öyleyse dünyadan ve kadınlardan sakının.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 2191, Kitap 33, Hadis 34
Zayıf
Türkçe meal

Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir gün bize ikindi namazını gündüz vakti kıldırdı, sonra hutbe okumak üzere kalktı. Kıyamet kopuncaya kadar olacak hiçbir şeyi bırakmadı, hepsini bize haber verdi. Onu ezberleyen ezberledi, unutan unuttu. Söyledikleri arasında şu vardı: “Dünya tatlı ve yeşildir. Allah sizi orada halifeler kılacak ve nasıl amel ettiğinize bakacaktır. Dikkat edin! Dünyadan sakının, kadınlardan sakının.” Söyledikleri arasında şu da vardı: “Dikkat edin! İnsanlardan çekinmek, hiç kimseyi, bildiği zaman hakkı söylemekten alıkoymasın.” (Ravi) dedi ki: Bunun üzerine Ebû Saîd ağladı ve “Vallahi biz (öyle) şeyler gördük de çekindik” dedi. Söyledikleri arasında şu da vardı: “Dikkat edin! Kıyamet günü her vefasız (ahdini bozan) için vefasızlığı ölçüsünde bir sancak dikilir. Halkın imamının (yöneticisinin) vefasızlığından daha büyük vefasızlık yoktur; onun sancağı makatının yanına dikilir.” O gün ezberlediklerimiz arasında şu da vardı: “Dikkat edin! Âdemoğulları çeşitli tabakalar hâlinde yaratılmıştır. Onlardan kimi mümin olarak doğar, mümin olarak yaşar ve mümin olarak ölür. Kimi kâfir olarak doğar, kâfir olarak yaşar ve kâfir olarak ölür. Kimi mümin olarak doğar, mümin olarak yaşar ve kâfir olarak ölür. Kimi de kâfir olarak doğar, kâfir olarak yaşar ve mümin olarak ölür. Dikkat edin! Onlardan kimi geç öfkelenir, çabuk yatışır; kimi çabuk öfkelenir, çabuk yatışır; bu, onunla ödeşir. Dikkat edin! Onlardan kimi de çabuk öfkelenir, geç yatışır. Dikkat edin! Onların en hayırlısı geç öfkelenip çabuk yatışandır. Dikkat edin! Onların en kötüsü çabuk öfkelenip geç yatışandır. Dikkat edin! Onlardan kimi borcunu güzel öder, alacağını güzel ister; kimi borcunu kötü öder, alacağını güzel ister; kimi borcunu güzel öder, alacağını kötü ister; bu, onunla ödeşir. Dikkat edin! Onlardan kimi de borcunu kötü öder, alacağını kötü ister. Dikkat edin! Onların en hayırlısı borcunu güzel ödeyip alacağını güzel isteyendir. Dikkat edin! Onların en kötüsü borcunu kötü ödeyip alacağını kötü isteyendir. Dikkat edin! Öfke, Âdemoğlunun kalbinde bir kordur. Onun gözlerinin kızarmasını ve şah damarlarının şişmesini görmediniz mi? Kim bundan bir şey hissederse yere yapışsın.” (Ebû Saîd) dedi ki: Biz, güneşten bir şey kalmış mı diye güneşe bakmaya başladık. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Dikkat edin! Dünyanın geçip giden kısmına göre geriye kalanı, şu gününüzün geçip giden kısmına göre geriye kalanı kadardır.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu babda Huzeyfe'den, Ebû Meryem'den, Ebû Zeyd b. Ahtab'dan ve Mugîre b. Şu'be'den de rivayet vardır. Bunlar, Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) kendilerine kıyamet kopuncaya kadar olacak şeyleri anlattığını zikretmişlerdir. Bu hadis hasendir.

Câmiu't-Tirmizî 2191, Kitap 33, Hadis 34

Arapça metin
حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى الْقَزَّازُ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ زَيْدِ بْنِ جُدْعَانَ الْقُرَشِيُّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا صَلاَةَ الْعَصْرِ بِنَهَارٍ ثُمَّ قَامَ خَطِيبًا فَلَمْ يَدَعْ شَيْئًا يَكُونُ إِلَى قِيَامِ السَّاعَةِ إِلاَّ أَخْبَرَنَا بِهِ حَفِظَهُ مَنْ حَفِظَهُ وَنَسِيَهُ مَنْ نَسِيَهُ وَكَانَ فِيمَا قَالَ " إِنَّ الدُّنْيَا حُلْوَةٌ خَضِرَةٌ وَإِنَّ اللَّهَ مُسْتَخْلِفُكُمْ فِيهَا فَنَاظِرٌ كَيْفَ تَعْمَلُونَ أَلاَ فَاتَّقُوا الدُّنْيَا وَاتَّقُوا النِّسَاءَ " . وَكَانَ فِيمَا قَالَ " أَلاَ لاَ يَمْنَعَنَّ رَجُلاً هَيْبَةُ النَّاسِ أَنْ يَقُولَ بِحَقٍّ إِذَا عَلِمَهُ " . قَالَ فَبَكَى أَبُو سَعِيدٍ فَقَالَ قَدْ وَاللَّهِ رَأَيْنَا أَشْيَاءَ فَهِبْنَا . وَكَانَ فِيمَا قَالَ " أَلاَ إِنَّهُ يُنْصَبُ لِكُلِّ غَادِرٍ لِوَاءٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِقَدْرِ غَدْرَتِهِ وَلاَ غَدْرَةَ أَعْظَمَ مِنْ غَدْرَةِ إِمَامِ عَامَّةٍ يُرْكَزُ لِوَاؤُهُ عِنْدَ اسْتِهِ " . وَكَانَ فِيمَا حَفِظْنَا يَوْمَئِذٍ " أَلاَ إِنَّ بَنِي آدَمَ خُلِقُوا عَلَى طَبَقَاتٍ شَتَّى فَمِنْهُمْ مَنْ يُولَدُ مُؤْمِنًا وَيَحْيَا مُؤْمِنًا وَيَمُوتُ مُؤْمِنًا وَمِنْهُمْ مَنْ يُولَدُ كَافِرًا وَيَحْيَا كَافِرًا وَيَمُوتُ كَافِرًا وَمِنْهُمْ مَنْ يُولَدُ مُؤْمِنًا وَيَحْيَا مُؤْمِنًا وَيَمُوتُ كَافِرًا وَمِنْهُمْ مَنْ يُولَدُ كَافِرًا وَيَحْيَا كَافِرًا وَيَمُوتُ مُؤْمِنًا أَلاَ وَإِنَّ مِنْهُمُ الْبَطِيءَ الْغَضَبِ سَرِيعَ الْفَىْءِ وَمِنْهُمْ سَرِيعُ الْغَضَبِ سَرِيعُ الْفَىْءِ فَتِلْكَ بِتِلْكَ أَلاَ وَإِنَّ مِنْهُمْ سَرِيعَ الْغَضَبِ بَطِيءَ الْفَىْءِ أَلاَ وَخَيْرُهُمْ بَطِيءُ الْغَضَبِ سَرِيعُ الْفَىْءِ أَلاَ وَشَرُّهُمْ سَرِيعُ الْغَضَبِ بَطِيءُ الْفَىْءِ أَلاَ وَإِنَّ مِنْهُمْ حَسَنَ الْقَضَاءِ حَسَنَ الطَّلَبِ وَمِنْهُمْ سَيِّئُ الْقَضَاءِ حَسَنُ الطَّلَبِ وَمِنْهُمْ حَسَنُ الْقَضَاءِ سَيِّئُ الطَّلَبِ فَتِلْكَ بِتِلْكَ أَلاَ وَإِنَّ مِنْهُمُ السَّيِّئَ الْقَضَاءِ السَّيِّئَ الطَّلَبِ أَلاَ وَخَيْرُهُمُ الْحَسَنُ الْقَضَاءِ الْحَسَنُ الطَّلَبِ أَلاَ وَشَرُّهُمْ سَيِّئُ الْقَضَاءِ سَيِّئُ الطَّلَبِ أَلاَ وَإِنَّ الْغَضَبَ جَمْرَةٌ فِي قَلْبِ ابْنِ آدَمَ أَمَا رَأَيْتُمْ إِلَى حُمْرَةِ عَيْنَيْهِ وَانْتِفَاخِ أَوْدَاجِهِ فَمَنْ أَحَسَّ بِشَيْءٍ مِنْ ذَلِكَ فَلْيَلْصَقْ بِالأَرْضِ " . قَالَ وَجَعَلْنَا نَلْتَفِتُ إِلَى الشَّمْسِ هَلْ بَقِيَ مِنْهَا شَيْءٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَلاَ إِنَّهُ لَمْ يَبْقَ مِنَ الدُّنْيَا فِيمَا مَضَى مِنْهَا إِلاَّ كَمَا بَقِيَ مِنْ يَوْمِكُمْ هَذَا فِيمَا مَضَى مِنْهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ حُذَيْفَةَ وَأَبِي مَرْيَمَ وَأَبِي زَيْدِ بْنِ أَخْطَبَ وَالْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ وَذَكَرُوا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حَدَّثَهُمَ بِمَا هُوَ كَائِنٌ إِلَى أَنْ تَقُومَ السَّاعَةُ . وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 2191 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü