Temîm ed-Dârî'nin adada zincire bağlı gördüğü Deccâl, Taybe (Medine) dışındaki bütün şehirlere girecektir.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 2253, Kitap 33, Hadis 96
Sahih
Türkçe meal

Fâtıma bint Kays (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Allah'ın Peygamberi (sallallahu aleyhi ve sellem) minbere çıktı, güldü ve şöyle buyurdu: “Temîm ed-Dârî bana bir haber anlattı; ona sevindim ve size de anlatmak istedim. Bana anlattığına göre Filistin halkından bazı insanlar denizde bir gemiye bindiler. Gemi onlarla dolaşıp durdu; sonunda onları denizin adalarından bir adaya attı. Bir de baktılar ki sık tüylü, saçını yaymış bir hayvan. ‘Sen nesin?’ dediler. ‘Ben Cessâse'yim’ dedi. ‘Bize haber ver’ dediler. ‘Ne size haber veririm ne de sizden haber isterim; fakat köyün en uç tarafına gidin, orada size haber verecek ve sizden haber isteyecek biri var’ dedi. Köyün en uç tarafına geldik; bir de baktık ki zincirle bağlanmış bir adam. ‘Bana Zuğar pınarından haber verin’ dedi. ‘Dolu, coşup akıyor’ dedik. ‘Bana Buhayre'den haber verin’ dedi. ‘Dolu, coşup akıyor’ dedik. ‘Bana Ürdün ile Filistin arasındaki Beysân hurmalığından haber verin; meyve veriyor mu?’ dedi. ‘Evet’ dedik. ‘Bana peygamberden haber verin; gönderildi mi?’ dedi. ‘Evet’ dedik. ‘Bana haber verin; insanlar ona karşı nasıl?’ dedi. ‘(Ona) koşuyorlar’ dedik. Bunun üzerine öyle bir sıçradı ki neredeyse (zincirinden kurtulacaktı). ‘Peki sen nesin?’ dedik. Dedi ki: ‘O, Deccâl'dir; o, Taybe dışındaki bütün şehirlere girecektir.’ Taybe de Medine'dir.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis, Katâde'nin Şa'bî'den rivayeti olarak sahih garîbdir. Bunu birçok kişi Şa'bî'den, o da Fâtıma bint Kays'tan rivayet etmiştir.

Câmiu't-Tirmizî 2253, Kitap 33, Hadis 96

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ قَيْسٍ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَعِدَ الْمِنْبَرَ فَضَحِكَ فَقَالَ " إِنَّ تَمِيمًا الدَّارِيَّ حَدَّثَنِي بِحَدِيثٍ فَفَرِحْتُ فَأَحْبَبْتُ أَنْ أُحَدِّثَكُمْ حَدَّثَنِي أَنَّ نَاسًا مِنْ أَهْلِ فِلَسْطِينَ رَكِبُوا سَفِينَةً فِي الْبَحْرِ فَجَالَتْ بِهِمْ حَتَّى قَذَفَتْهُمْ فِي جَزِيرَةٍ مِنْ جَزَائِرِ الْبَحْرِ فَإِذَا هُمْ بِدَابَّةٍ لَبَّاسَةٍ نَاشِرَةٍ شَعْرَهَا فَقَالُوا مَا أَنْتِ قَالَتْ أَنَا الْجَسَّاسَةُ . قَالُوا فَأَخْبِرِينَا . قَالَتْ لاَ أُخْبِرُكُمْ وَلاَ أَسْتَخْبِرُكُمْ وَلَكِنِ ائْتُوا أَقْصَى الْقَرْيَةِ فَإِنَّ ثَمَّ مَنْ يُخْبِرُكُمْ وَيَسْتَخْبِرُكُمْ . فَأَتَيْنَا أَقْصَى الْقَرْيَةِ فَإِذَا رَجُلٌ مُوثَقٌ بِسِلْسِلَةٍ فَقَالَ أَخْبِرُونِي عَنْ عَيْنِ زُغَرَ . قُلْنَا مَلأَى تَدْفُقُ . قَالَ أَخْبِرُونِي عَنِ الْبُحَيْرَةِ قُلْنَا مَلأَى تَدْفُقُ . قَالَ أَخْبِرُونِي عَنْ نَخْلِ بَيْسَانَ الَّذِي بَيْنَ الأُرْدُنِّ وَفِلَسْطِينَ هَلْ أَطْعَمَ قُلْنَا نَعَمْ . قَالَ أَخْبِرُونِي عَنِ النَّبِيِّ هَلْ بُعِثَ قُلْنَا نَعَمْ . قَالَ أَخْبِرُونِي كَيْفَ النَّاسُ إِلَيْهِ قُلْنَا سِرَاعٌ . قَالَ فَنَزَّ نَزْوَةً حَتَّى كَادَ . قُلْنَا فَمَا أَنْتَ قَالَ إِنَّهُ الدَّجَّالُ وَإِنَّهُ يَدْخُلُ الأَمْصَارَ كُلَّهَا إِلاَّ طَيْبَةَ . وَطَيْبَةُ الْمَدِينَةُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ قَتَادَةَ عَنِ الشَّعْبِيِّ وَقَدْ رَوَاهُ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الشَّعْبِيِّ عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ قَيْسٍ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 2253 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü