Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hain erkeğin ve hain kadının, had cezası olarak celde vurulmuş erkeğin ve celde vurulmuş kadının, kardeşine karşı kin besleyenin, yalan şahitliği denenmiş (bilinen) kimsenin, bir aile halkına bağlı olarak geçinen (kâni') kimsenin onlar lehine, velâ ve akrabalık (nisbeti) konusunda itham altında olan kimsenin şahitliği caiz değildir.”
Fezârî dedi ki: Kâni', tâbi (birine bağlanıp geçimini ondan sağlayan) kimsedir.
Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis garîbdir; onu ancak Yezîd b. Ziyâd ed-Dımaşkî'nin rivayetinden biliyoruz. Yezîd hadiste zayıf sayılır. Bu hadis Zührî'nin rivayeti olarak da ancak onun rivayetinden bilinir. Bu babda Abdullah b. Amr'dan da rivayet vardır. (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu hadisin anlamını bilmiyoruz; isnadı bakımından da bence sahih değildir. Bu konuda ilim ehlinin uygulaması şudur: Yakının, akrabası lehine şahitliği caizdir. İlim ehli babanın çocuğu lehine ve çocuğun babası lehine şahitliği konusunda ihtilaf etmiştir. İlim ehlinin çoğu babanın çocuğu lehine ve çocuğun babası lehine şahitliğini caiz görmemiştir. İlim ehlinden bazıları ise: “(Şahit) âdil olduğu takdirde babanın çocuğu lehine şahitliği caizdir; çocuğun babası lehine şahitliği de böyledir” demiştir. Kardeşin kardeşi lehine şahitliğinin caiz olduğunda ihtilaf etmemişlerdir; her yakının yakını lehine şahitliği de böyledir. Şâfiî şöyle demiştir: Aralarında düşmanlık bulunduğu takdirde, âdil olsa bile bir adamın diğerinin aleyhine şahitliği caiz değildir. (Şâfiî) bu konuda Abdurrahmân el-A'rec'in Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) mürsel olarak rivayet ettiği “Kin (ihne) sahibinin şahitliği caiz değildir” hadisini esas almıştır; yani düşmanlık sahibinin. Bu hadisteki “Kardeşine karşı kin (gımr) sahibinin şahitliği caiz değildir” sözünün anlamı da böyledir; yani düşmanlık sahibi.
Câmiu't-Tirmizî 2298, Kitap 35, Hadis 4