Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
“Ey Allah'ın Resûlü! Senin yanında olduğumuzda kalplerimiz yumuşuyor, dünyaya karşı isteksiz oluyoruz ve âhiret ehlinden oluyoruz. Yanından çıkıp ailelerimizle hemhal olunca ve çocuklarımızı koklayınca ise kendimizi tanıyamıyoruz; bize ne oluyor?” dedik. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Yanımdan çıktığınızda da bu hâlinizde kalsaydınız, melekler sizi evlerinizde ziyaret ederdi. Eğer hiç günah işlemeseydiniz, Allah günah işlesinler de onları bağışlasın diye yeni bir topluluk getirirdi.” (Ebû Hüreyre) dedi ki: “Ey Allah'ın Resûlü! Mahlûkat neden yaratıldı?” dedim. “Sudan” buyurdu. “Cennet; onun yapısı nedir?” dedik. Buyurdu ki: “Bir kerpici gümüşten, bir kerpici altındandır. Harcı keskin kokulu misk, çakılları inci ve yakut, toprağı zaferandır. Oraya giren nimet içinde yaşar, sıkıntı görmez; ebedî kalır, ölmez. Elbiseleri eskimez, gençlikleri tükenmez.” Sonra şöyle buyurdu: “Üç kişinin duası geri çevrilmez: Âdil devlet başkanı, iftar ettiği zaman oruçlu ve mazlumun duası. (Allah) onu bulutların üzerine yükseltir, onun için göğün kapıları açılır ve Rab (azze ve celle): ‘İzzetim hakkı için, bir süre sonra da olsa sana mutlaka yardım edeceğim’ buyurur.”
Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadisin isnadı o kadar güçlü değildir ve bence muttasıl da değildir. Bu hadis başka bir isnadla da Ebû Hüreyre'den, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) rivayet edilmiştir.
Câmiu't-Tirmizî 2526, Kitap 38, Hadis 4