Cennetin bir kerpici gümüşten bir kerpici altından, harcı misk, çakılları inci ve yakut, toprağı zaferandır.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 2526, Kitap 38, Hadis 4
Zayıf
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

“Ey Allah'ın Resûlü! Senin yanında olduğumuzda kalplerimiz yumuşuyor, dünyaya karşı isteksiz oluyoruz ve âhiret ehlinden oluyoruz. Yanından çıkıp ailelerimizle hemhal olunca ve çocuklarımızı koklayınca ise kendimizi tanıyamıyoruz; bize ne oluyor?” dedik. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Yanımdan çıktığınızda da bu hâlinizde kalsaydınız, melekler sizi evlerinizde ziyaret ederdi. Eğer hiç günah işlemeseydiniz, Allah günah işlesinler de onları bağışlasın diye yeni bir topluluk getirirdi.” (Ebû Hüreyre) dedi ki: “Ey Allah'ın Resûlü! Mahlûkat neden yaratıldı?” dedim. “Sudan” buyurdu. “Cennet; onun yapısı nedir?” dedik. Buyurdu ki: “Bir kerpici gümüşten, bir kerpici altındandır. Harcı keskin kokulu misk, çakılları inci ve yakut, toprağı zaferandır. Oraya giren nimet içinde yaşar, sıkıntı görmez; ebedî kalır, ölmez. Elbiseleri eskimez, gençlikleri tükenmez.” Sonra şöyle buyurdu: “Üç kişinin duası geri çevrilmez: Âdil devlet başkanı, iftar ettiği zaman oruçlu ve mazlumun duası. (Allah) onu bulutların üzerine yükseltir, onun için göğün kapıları açılır ve Rab (azze ve celle): ‘İzzetim hakkı için, bir süre sonra da olsa sana mutlaka yardım edeceğim’ buyurur.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadisin isnadı o kadar güçlü değildir ve bence muttasıl da değildir. Bu hadis başka bir isnadla da Ebû Hüreyre'den, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) rivayet edilmiştir.

Câmiu't-Tirmizî 2526, Kitap 38, Hadis 4

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ حَمْزَةَ الزَّيَّاتِ، عَنْ زِيَادٍ الطَّائِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا لَنَا إِذَا كُنَّا عِنْدَكَ رَقَّتْ قُلُوبُنَا وَزَهِدْنَا فِي الدُّنْيَا وَكُنَّا مِنْ أَهْلِ الآخِرَةِ فَإِذَا خَرَجْنَا مِنْ عِنْدِكَ فَآنَسْنَا أَهَالِيَنَا وَشَمَمْنَا أَوْلاَدَنَا أَنْكَرْنَا أَنْفُسَنَا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْ أَنَّكُمْ تَكُونُونَ إِذَا خَرَجْتُمْ مِنْ عِنْدِي كُنْتُمْ عَلَى حَالِكُمْ ذَلِكَ لَزَارَتْكُمُ الْمَلاَئِكَةُ فِي بُيُوتِكُمْ وَلَوْ لَمْ تُذْنِبُوا لَجَاءَ اللَّهُ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ كَىْ يُذْنِبُوا فَيَغْفِرَ لَهُمْ " . قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مِمَّ خُلِقَ الْخَلْقُ قَالَ " مِنَ الْمَاءِ " . قُلْنَا الْجَنَّةُ مَا بِنَاؤُهَا قَالَ " لَبِنَةٌ مِنْ فِضَّةٍ وَلَبِنَةٌ مِنْ ذَهَبٍ وَمِلاَطُهَا الْمِسْكُ الأَذْفَرُ وَحَصْبَاؤُهَا اللُّؤْلُؤُ وَالْيَاقُوتُ وَتُرْبَتُهَا الزَّعْفَرَانُ مَنْ يَدْخُلْهَا يَنْعَمْ وَلاَ يَبْأَسْ وَيُخَلَّدْ وَلاَ يَمُوتْ لاَ تَبْلَى ثِيَابُهُمْ وَلاَ يَفْنَى شَبَابُهُمْ " . ثُمَّ قَالَ " ثَلاَثَةٌ لاَ تُرَدُّ دَعْوَتُهُمُ الإِمَامُ الْعَادِلُ وَالصَّائِمُ حِينَ يُفْطِرُ وَدَعْوَةُ الْمَظْلُومِ يَرْفَعُهَا فَوْقَ الْغَمَامِ وَتُفَتَّحُ لَهَا أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَيَقُولُ الرَّبُّ عَزَّ وَجَلَّ وَعِزَّتِي لأَنْصُرَنَّكِ وَلَوْ بَعْدَ حِينٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِذَاكَ الْقَوِيِّ وَلَيْسَ هُوَ عِنْدِي بِمُتَّصِلٍ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ بِإِسْنَادٍ آخَرَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 2526 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü