Cebrâil, hoşa gitmeyen şeylerle kuşatılan cennete hiç kimsenin giremeyeceğinden korktu.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 2560, Kitap 38, Hadis 38
Hasen
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah cenneti ve cehennemi yaratınca Cebrâil'i cennete gönderdi ve: ‘Ona ve orada ehli için hazırladıklarıma bak!’ dedi. Cebrâil oraya geldi; ona ve Allah'ın orada ehli için hazırladıklarına baktı. Sonra O'na döndü ve: ‘İzzetine yemin olsun ki onu işiten hiç kimse yoktur ki oraya girmesin’ dedi. (Allah) emretti, cennet hoşa gitmeyen şeylerle kuşatıldı. Sonra: ‘Ona dön ve orada ehli için hazırladıklarıma bak!’ dedi. Cebrâil oraya döndü; bir de baktı ki o, hoşa gitmeyen şeylerle kuşatılmış. O'na döndü ve: ‘İzzetine yemin olsun ki oraya hiç kimsenin giremeyeceğinden korktum’ dedi. (Allah): ‘Cehenneme git; ona ve orada ehli için hazırladıklarıma bak!’ dedi. Bir de baktı ki onun bir kısmı diğerinin üstüne biniyor. O'na döndü ve: ‘İzzetine yemin olsun ki onu işiten hiç kimse oraya girmez’ dedi. (Allah) emretti, cehennem şehvetlerle kuşatıldı. Sonra: ‘Ona dön!’ dedi. Cebrâil oraya döndü ve: ‘İzzetine yemin olsun ki ondan hiç kimsenin kurtulamayıp oraya gireceğinden korktum’ dedi.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

Câmiu't-Tirmizî 2560, Kitap 38, Hadis 38

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَمَّا خَلَقَ اللَّهُ الْجَنَّةَ وَالنَّارَ أَرْسَلَ جِبْرِيلَ إِلَى الْجَنَّةِ فَقَالَ انْظُرْ إِلَيْهَا وَإِلَى مَا أَعْدَدْتُ لأَهْلِهَا فِيهَا قَالَ فَجَاءَهَا وَنَظَرَ إِلَيْهَا وَإِلَى مَا أَعَدَّ اللَّهُ لأَهْلِهَا فِيهَا قَالَ فَرَجَعَ إِلَيْهِ قَالَ فَوَعِزَّتِكَ لاَ يَسْمَعُ بِهَا أَحَدٌ إِلاَّ دَخَلَهَا . فَأَمَرَ بِهَا فَحُفَّتْ بِالْمَكَارِهِ فَقَالَ ارْجِعْ إِلَيْهَا فَانْظُرْ إِلَى مَا أَعْدَدْتُ لأَهْلِهَا فِيهَا قَالَ فَرَجَعَ إِلَيْهَا فَإِذَا هِيَ قَدْ حُفَّتْ بِالْمَكَارِهِ فَرَجَعَ إِلَيْهِ فَقَالَ وَعِزَّتِكَ لَقَدْ خِفْتُ أَنْ لاَ يَدْخُلَهَا أَحَدٌ . قَالَ اذْهَبْ إِلَى النَّارِ فَانْظُرْ إِلَيْهَا وَإِلَى مَا أَعْدَدْتُ لأَهْلِهَا فِيهَا . فَإِذَا هِيَ يَرْكَبُ بَعْضُهَا بَعْضًا فَرَجَعَ إِلَيْهِ فَقَالَ وَعِزَّتِكَ لاَ يَسْمَعُ بِهَا أَحَدٌ فَيَدْخُلُهَا . فَأَمَرَ بِهَا فَحُفَّتْ بِالشَّهَوَاتِ فَقَالَ ارْجِعْ إِلَيْهَا . فَرَجَعَ إِلَيْهَا فَقَالَ وَعِزَّتِكَ لَقَدْ خَشِيتُ أَنْ لاَ يَنْجُوَ مِنْهَا أَحَدٌ إِلاَّ دَخَلَهَا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 2560 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü