Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sayıca kalabalık bir seriyye gönderdi. Onlara (Kur'ân) okuttu; her birine ezberinde Kur'ân'dan ne olduğunu okuttu. İçlerinden yaşça en küçüklerinden bir adama geldi ve: “Ey falan! Senin ezberinde ne var?” buyurdu. “Ezberimde şu şu ve Bakara sûresi var” dedi. “Bakara sûresi ezberinde mi?” buyurdu. “Evet” dedi. “Öyleyse git, sen onların emîrisin” buyurdu. Onların ileri gelenlerinden bir adam: “Ey Allah'ın Resûlü! Allah'a yemin olsun ki Bakara sûresini öğrenmekten beni alıkoyan tek şey, onunla (gece namazına) kalkamamaktan korkmamdır” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kur'ân'ı öğrenin, onu okuyun ve okutun. Çünkü Kur'ân'ı öğrenip okuyan ve onunla (namaza) kalkan kimse için Kur'ân'ın misali, kokusu her yere yayılan, misk doldurulmuş bir dağarcık gibidir. Onu öğrenip de o göğsünde olduğu hâlde uyuyan kimsenin misali ise ağzı misk üzerine bağlanmış bir dağarcık gibidir.”
Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasendir. Bu hadisi Leys b. Sa'd, Saîd el-Makburî'den, o Ebû Ahmed'in azatlısı Atâ'dan, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) mürsel olarak rivayet etmiş, içinde Ebû Hüreyre'yi zikretmemiştir. Bunu bize Kuteybe, Leys'ten (rivayet ederek) zikretti.
Câmiu't-Tirmizî 2876, Kitap 45, Hadis 2