Yatarken Allah'ın kitabından bir sûre okuyan müslümana Allah, uyanıncaya kadar onu koruyan bir melek görevlendirir.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3407, Kitap 48, Hadis 38
Hasen
Türkçe meal

Benî Hanzale'den bir adam şöyle rivayet etti:

Bir yolculukta Şeddâd b. Evs (radıyallahu anh) ile arkadaşlık ettim. Şöyle dedi: “Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) bize öğrettiği şeyi sana öğreteyim mi? (Bize) şöyle dememizi öğretirdi: ‘Allah'ım! Senden işte sebat dilerim, doğru yolda kararlılık dilerim, nimetine şükretmeyi ve sana güzelce ibadet etmeyi dilerim; senden doğru sözlü bir dil ve selim bir kalp dilerim. Bildiğin şeylerin şerrinden sana sığınırım, bildiğin şeylerin hayrını senden dilerim ve bildiğin (günahlar)dan sana istiğfar ederim. Şüphesiz sen gaybları hakkıyla bilensin.’” (Şeddâd) dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururdu: “Yatağına yatıp Allah'ın kitabından bir sûre okuyan hiçbir müslüman yoktur ki Allah ona bir melek görevlendirmesin; ne zaman uyanırsa uyansın, uyanıncaya kadar ona eziyet verecek hiçbir şey yaklaşmaz.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadisi ancak bu yoldan biliyoruz. Cüreyrî, Saîd b. İyâs Ebû Mes'ûd el-Cüreyrî'dir. Ebü'l-Alâ'nın adı da Yezîd b. Abdullah b. Şıhhîr'dir.

Câmiu't-Tirmizî 3407, Kitap 48, Hadis 38

Arapça metin
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي الْعَلاَءِ بْنِ الشِّخِّيرِ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ بَنِي حَنْظَلَةَ قَالَ صَحِبْتُ شَدَّادَ بْنَ أَوْسٍ رضى الله عنه فِي سَفَرٍ فَقَالَ أَلاَ أُعَلِّمُكَ مَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا أَنْ نَقُولَ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الثَّبَاتَ فِي الأَمْرِ وَأَسْأَلُكَ عَزِيمَةَ الرُّشْدِ وَأَسْأَلُكَ شُكْرَ نِعْمَتِكَ وَحُسْنَ عِبَادَتِكَ وَأَسْأَلُكَ لِسَانًا صَادِقًا وَقَلْبًا سَلِيمًا وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا تَعْلَمُ وَأَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا تَعْلَمُ وَأَسْتَغْفِرُكَ مِمَّا تَعْلَمُ إِنَّكَ أَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ . قَالَ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَأْخُذُ مَضْجَعَهُ يَقْرَأُ سُورَةً مِنْ كِتَابِ اللَّهِ إِلاَّ وَكَّلَ اللَّهُ بِهِ مَلَكًا فَلاَ يَقْرَبُهُ شَيْءٌ يُؤْذِيهِ حَتَّى يَهُبَّ مَتَى هَبَّ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ إِنَّمَا نَعْرِفُهُ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَالْجُرَيْرِيُّ هُوَ سَعِيدُ بْنُ إِيَاسٍ أَبُو مَسْعُودٍ الْجُرَيْرِيُّ وَأَبُو الْعَلاَءِ اسْمُهُ يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الشِّخِّيرِ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3407 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü