Allah batıda, genişliği yetmiş yıllık yol olan ve güneş oradan doğuncaya dek kapanmayan bir tövbe kapısı kıldı.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3536, Kitap 48, Hadis 167
Hasen
Türkçe meal

Zirr b. Hubeyş şöyle rivayet etti:

Safvân b. Assâl el-Murâdî'ye geldim. Bana “Seni ne getirdi?” dedi. “İlim talebi” dedim. Dedi ki: “Bana ulaştığına göre melekler, ilim talep edene, yaptığı şeyden hoşnut olarak kanatlarını gererler.” Dedim ki: “Mestler üzerine mesh hakkında içimde bir şey yer etti —ya da ‘içime takıldı’ dedi—. Bu konuda Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) bir şey ezberledin mi?” Dedi ki: “Evet. Yolculukta —ya da yolcu— olduğumuzda, cünüplük dışında mestlerimizi üç (gün) çıkarmamakla emrolunurduk; ama büyük abdest, küçük abdest ve uyku sebebiyle (çıkarmazdık).” Dedim ki: “Peki sevgi hakkında Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) bir şey ezberledin mi?” Dedi ki: “Evet. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile yolculuklarının birinde birlikteydik. Topluluğun en sonunda bulunan kaba, katı bir bedevi adam gür bir sesle ona ‘Ey Muhammed! Ey Muhammed!’ diye seslendi. Topluluk ona ‘Sus! Sen bundan nehyolundun’ dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de ona onun sesine yakın bir sesle ‘Hâûm (Buyur)!’ diye cevap verdi. Adam ‘(Kişi) bir topluluğu sever, ama henüz onlara yetişemez (ne olur)?’ dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘Kişi sevdiğiyle beraberdir’ buyurdu.” Zirr dedi ki: Bana anlatmaya devam etti; nihayet Allah'ın batıda tövbe için genişliği yetmiş yıllık yol olan bir kapı kıldığını, güneş o taraftan doğuncaya kadar onun kapanmayacağını anlattı. Allah'ın (azze ve celle) şu sözü bunu ifade eder: “Rabbinin âyetlerinden bazısının geldiği gün, hiçbir kimseye imanı fayda vermez...” (En'âm 6/158)

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

Câmiu't-Tirmizî 3536, Kitap 48, Hadis 167

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ الضَّبِّيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرِّ بْنِ حُبَيْشٍ، قَالَ أَتَيْتُ صَفْوَانَ بْنَ عَسَّالٍ الْمُرَادِيَّ فَقَالَ لِي مَا جَاءَ بِكَ قُلْتُ ابْتِغَاءَ الْعِلْمِ . قَالَ بَلَغَنِي أَنَّ الْمَلاَئِكَةَ تَضَعُ أَجْنِحَتَهَا لِطَالِبِ الْعِلْمِ رِضًا بِمَا يَفْعَلُ . قَالَ قُلْتُ إِنَّهُ حَاكَ أَوْ قَالَ حَكَّ فِي نَفْسِي شَيْءٌ مِنَ الْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ فَهَلْ حَفِظْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيهِ شَيْئًا قَالَ نَعَمْ كُنَّا إِذَا كُنَّا سَفَرًا أَوْ مُسَافِرِينَ أُمِرْنَا أَنْ لاَ نَخْلَعَ خِفَافَنَا ثَلاَثًا إِلاَّ مِنْ جَنَابَةٍ وَلَكِنْ مِنْ غَائِطٍ وَبَوْلٍ وَنَوْمٍ . قَالَ فَقُلْتُ فَهَلْ حَفِظْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْهَوَى شَيْئًا قَالَ نَعَمْ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ أَسْفَارِهِ فَنَادَاهُ رَجُلٌ كَانَ فِي آخِرِ الْقَوْمِ بِصَوْتٍ جَهْوَرِيٍّ أَعْرَابِيٌّ جِلْفٌ جَافٍ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ يَا مُحَمَّدُ . فَقَالَ لَهُ الْقَوْمُ مَهْ إِنَّكَ قَدْ نُهِيتَ عَنْ هَذَا . فَأَجَابَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَحْوًا مِنْ صَوْتِهِ هَاؤُمُ فَقَالَ الرَّجُلُ يُحِبُّ الْقَوْمَ وَلَمَّا يَلْحَقْ بِهِمْ . قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ " . قَالَ زِرٌّ فَمَا بَرِحَ يُحَدِّثُنِي حَتَّى حَدَّثَنِي أَنَّ اللَّهَ جَعَلَ بِالْمَغْرِبِ بَابًا عَرْضُهُ مَسِيرَةُ سَبْعِينَ عَامًا لِلتَّوْبَةِ لاَ يُغْلَقُ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ مِنْ قِبَلِهِ وَذَلِكَ قَوْلُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّْ : ( يومَ يَأْتِي بَعْضُ آيَاتِ رَبِّكَ لاَ يَنْفَعُ نَفْسًا إِيمَانُهَا ) الآيَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3536 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü