İbn Ömer, Osmân'ın Uhud, Bedir ve Rıdvan bey'atiyle ilgili durumunu Mısırlı adama açıkladı.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3706, Kitap 49, Hadis 102
Sahih
Türkçe meal

Osmân b. Abdullah b. Mevheb şöyle rivayet etti:

Mısır ehlinden bir adam Beytullah'ı haccetti. Oturan bir topluluk görüp: “Bunlar kim?” dedi. “Kureyş” dediler. “Peki şu yaşlı zat kim?” dedi. “İbn Ömer” dediler. Ona gelip şöyle dedi: “Sana bir şey soracağım, bana anlat. Bu Beyt'in hürmeti hakkı için seni Allah adına and veriyorum: Osmân'ın Uhud günü kaçtığını biliyor musun?” “Evet” dedi. “Rıdvan bey'atinde bulunmayıp ona katılmadığını biliyor musun?” “Evet” dedi. “Bedir günü bulunmayıp savaşa katılmadığını biliyor musun?” “Evet” dedi. Adam: “Allahu ekber!” dedi. İbn Ömer ona şöyle dedi: “Gel, sorduklarını sana açıklayayım. Uhud günü kaçmasına gelince, şahitlik ederim ki Allah onu affetmiş ve bağışlamıştır. Bedir günü bulunmamasına gelince, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) kızı onun nikâhı altındaydı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: ‘Sana Bedir'de bulunan bir adamın ecri ve ganimet payı vardır’ buyurmuş ve hasta olan kızının yanında kalmasını emretmişti. Rıdvan bey'atinde bulunmamasına gelince, Mekke'de Osmân'dan daha itibarlı biri olsaydı, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Osmân'ın yerine onu gönderirdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Osmân'ı Mekke'ye gönderdi; Rıdvan bey'ati de Osmân Mekke'ye gittikten sonra oldu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sağ elini göstererek: ‘Bu, Osmân'ın elidir’ buyurdu ve onu (öbür) eline vurup: ‘Bu da Osmân için (bey'attir)’ buyurdu.” Sonra İbn Ömer adama: “Bunu şimdi yanında götür!” dedi.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

Câmiu't-Tirmizî 3706, Kitap 49, Hadis 102

Arapça metin
حَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَوْهَبٍ، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ أَهْلِ مِصْرَ حَجَّ الْبَيْتَ فَرَأَى قَوْمًا جُلُوسًا فَقَالَ مَنْ هَؤُلاَءِ قَالُوا قُرَيْشٌ . قَالَ فَمَنْ هَذَا الشَّيْخُ قَالُوا ابْنُ عُمَرَ . فَأَتَاهُ فَقَالَ إِنِّي سَائِلُكَ عَنْ شَيْءٍ فَحَدِّثْنِي أَنْشُدُكَ اللَّهَ بِحُرْمَةِ هَذَا الْبَيْتِ أَتَعْلَمُ أَنَّ عُثْمَانَ فَرَّ يَوْمَ أُحُدٍ قَالَ نَعَمْ . قَالَ أَتَعْلَمُ أَنَّهُ تَغَيَّبَ عَنْ بَيْعَةِ الرِّضْوَانِ فَلَمْ يَشْهَدْهَا قَالَ نَعَمْ . قَالَ أَتَعْلَمُ أَنَّهُ تَغَيَّبَ يَوْمَ بَدْرٍ فَلَمْ يَشْهَدْ قَالَ نَعَمْ . قَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ . فَقَالَ لَهُ ابْنُ عُمَرَ تَعَالَ أُبَيِّنْ لَكَ مَا سَأَلْتَ عَنْهُ أَمَّا فِرَارُهُ يَوْمَ أُحُدٍ فَأَشْهَدُ أَنَّ اللَّهَ قَدْ عَفَا عَنْهُ وَغَفَرَ لَهُ وَأَمَّا تَغَيُّبُهُ يَوْمَ بَدْرٍ فَإِنَّهُ كَانَتْ عِنْدَهُ - أَوْ تَحْتَهُ - ابْنَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَكَ أَجْرُ رَجُلٍ شَهِدَ بَدْرًا وَسَهْمُهُ " . وَأَمَرَهُ أَنْ يَخْلُفَ عَلَيْهَا وَكَانَتْ عَلِيلَةً وَأَمَّا تَغَيُّبُهُ عَنْ بَيْعَةِ الرِّضْوَانِ فَلَوْ كَانَ أَحَدٌ أَعَزَّ بِبَطْنِ مَكَّةَ مِنْ عُثْمَانَ لَبَعَثَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَكَانَ عُثْمَانَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عُثْمَانَ إِلَى مَكَّةَ وَكَانَتْ بَيْعَةُ الرِّضْوَانِ بَعْدَ مَا ذَهَبَ عُثْمَانُ إِلَى مَكَّةَ قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ الْيُمْنَى " هَذِهِ يَدُ عُثْمَانَ " . وَضَرَبَ بِهَا عَلَى يَدِهِ فَقَالَ " هَذِهِ لِعُثْمَانَ "رضى الله عنه . قَالَ لَهُ اذْهَبْ بِهَذَا الآنَ مَعَكَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3706 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü