Ailemden bana en sevimli olan, Allah'ın ve benim kendisine nimet verdiğimiz Üsâme b. Zeyd'dir.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3819, Kitap 49, Hadis 219
Hasen
Türkçe meal

Üsâme b. Zeyd (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında oturuyordum. O sırada Ali ile Abbâs izin isteyerek geldiler ve “Ey Üsâme! Bizim için Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) izin iste” dediler. Ben de “Ey Allah'ın Resûlü! Ali ile Abbâs izin istiyorlar” dedim. “Onları neyin getirdiğini biliyor musun?” buyurdu. “Bilmiyorum” dedim. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) “Fakat ben biliyorum” buyurdu ve onlara izin verdi. İçeri girdiler ve “Ey Allah'ın Resûlü! Sana, ailenden kimin sana en sevimli olduğunu sormaya geldik” dediler. “Muhammed'in kızı Fâtıma” buyurdu. “Sana ailenden sormaya gelmedik” dediler. Şöyle buyurdu: “Ailemden bana en sevimli olan, Allah'ın kendisine nimet verdiği, benim de kendisine nimet verdiğim Üsâme b. Zeyd'dir.” “Sonra kim?” dediler. “Sonra Ali b. Ebû Tâlib” buyurdu. Abbâs: “Ey Allah'ın Resûlü! Amcanı onların sonuncusu yaptın” dedi. “Çünkü Ali hicrette senden önce davrandı” buyurdu.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Şu'be, Ömer b. Ebû Seleme'yi zayıf sayardı.

Câmiu't-Tirmizî 3819, Kitap 49, Hadis 219

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْحَسَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَخْبَرَنِي أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، قَالَ كُنْتُ جَالِسًا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِذْ جَاءَ عَلِيٌّ وَالْعَبَّاسُ يَسْتَأْذِنَانِ فَقَالاَ يَا أُسَامَةُ اسْتَأْذِنْ لَنَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ عَلِيٌّ وَالْعَبَّاسُ يَسْتَأْذِنَانِ . فَقَالَ " أَتَدْرِي مَا جَاءَ بِهِمَا " . قُلْتُ لاَ أَدْرِيَ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَكِنِّي أَدْرِي " . فَأَذِنَ لَهُمَا فَدَخَلاَ فَقَالاَ يَا رَسُولَ اللَّهِ جِئْنَاكَ نَسْأَلُكَ أَىُّ أَهْلِكَ أَحَبُّ إِلَيْكَ قَالَ " فَاطِمَةُ بِنْتُ مُحَمَّدٍ " . فَقَالاَ مَا جِئْنَاكَ نَسْأَلُكَ عَنْ أَهْلِكَ . قَالَ " أَحَبُّ أَهْلِي إِلَىَّ مَنْ قَدْ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَأَنْعَمْتُ عَلَيْهِ أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ " . قَالاَ ثُمَّ مَنْ قَالَ " ثُمَّ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ " . قَالَ الْعَبَّاسُ يَا رَسُولَ الله جَعَلْتَ عَمَّكَ آخِرَهُمْ قَالَ " لأَنَّ عَلِيًّا قَدْ سَبَقَكَ بِالْهِجْرَةِ " . هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَكَانَ شُعْبَةُ يُضَعِّفُ عُمَرَ بْنَ أَبِي سَلَمَةَ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3819 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü