Resûlullah bize Kur'an'dan bir sûre öğretir gibi bütün işlerde istihâreyi öğretirdi.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 480, Kitap 3, Hadis 28
Sahih
Türkçe meal

Câbir b. Abdullah (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize Kur'an'dan bir sûreyi öğrettiği gibi bütün işlerde istihâreyi öğretir ve şöyle buyururdu: “Biriniz bir işe niyetlendiğinde farz dışında iki rekât namaz kılsın, sonra şöyle desin: ‘Allah'ım! Senin ilminle senden hayır dilerim, kudretinle senden güç isterim ve büyük lütfundan isterim. Çünkü sen güç yetirirsin, ben güç yetiremem; sen bilirsin, ben bilmem; sen gaybleri hakkıyla bilensin. Allah'ım! Eğer bu işin dinim, geçimim ve işimin sonu bakımından —ya da: işimin şimdisi ve sonrası bakımından, dedi— benim için hayırlı olduğunu biliyorsan onu bana kolaylaştır, sonra onu bana mübarek kıl. Eğer bu işin dinim, geçimim ve işimin sonu bakımından —ya da: işimin şimdisi ve sonrası bakımından, dedi— benim için şer olduğunu biliyorsan onu benden uzaklaştır, beni de ondan uzaklaştır; hayır nerede ise onu bana takdir et, sonra beni ona razı kıl.’ (Kişi) ihtiyacını da adıyla anar.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu babda Abdullah b. Mes'ûd'dan ve Ebû Eyyûb'dan da rivayet vardır.

Ebû Îsâ dedi ki: Câbir'in hadisi hasen sahih garîbtir; onu yalnızca Abdurrahman b. Ebü'l-Mevâlî'nin rivayetinden biliyoruz. O, Medineli güvenilir bir şeyhtir; Süfyân ondan bir hadis rivayet etmiştir. Abdurrahman'dan imamlardan birçoğu rivayette bulunmuştur. O, Abdurrahman b. Zeyd b. Ebü'l-Mevâlî'dir.

Câmiu't-Tirmizî 480, Kitap 3, Hadis 28

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الْمَوَالِي، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا الاِسْتِخَارَةَ فِي الأُمُورِ كُلِّهَا كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ يَقُولُ " إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ ثُمَّ لْيَقُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعِيشَتِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي أَوْ قَالَ فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ فَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعِيشَتِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي أَوْ قَالَ فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدُرْ لِيَ الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِي بِهِ قَالَ وَيُسَمِّي حَاجَتَهُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي أَيُّوبَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ جَابِرٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي الْمَوَالِي . وَهُوَ شَيْخٌ مَدِينِيٌّ ثِقَةٌ رَوَى عَنْهُ سُفْيَانُ حَدِيثًا وَقَدْ رَوَى عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ غَيْرُ وَاحِدٍ مِنَ الأَئِمَّةِ وَهُوَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَبِي الْمَوَالِي .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 480 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü