Allah sadakayı sağ eliyle alır ve büyütür; öyle ki bir lokma Uhud dağı gibi olur.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 662, Kitap 7, Hadis 46
Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis Hasen Sahih.
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah sadakayı kabul eder, onu sağ eliyle alır ve sizden birinin tayını besleyip büyüttüğü gibi onu sizin için büyütür; öyle ki bir lokma Uhud dağı gibi olur.” Bunun tasdiki Allah'ın (azze ve celle) Kitabı'ndadır: “O, kullarından tövbeyi kabul eden ve sadakaları alandır.” (Tevbe 9/104); “Allah faizi mahveder, sadakaları ise artırır.” (Bakara 2/276)

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Âişe'den, Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) de bunun benzeri rivayet edilmiştir. İlim ehlinden birçoğu bu hadis ve buna benzeyen sıfatlarla, Rabbin (tebâreke ve teâlâ) her gece dünya semasına inişiyle ilgili rivayetler hakkında şöyle demişlerdir: Bu konudaki rivayetler sabittir; onlara iman edilir, (zihinde) bir şekil tasavvur edilmez ve “nasıl” denmez. Mâlik'ten, Süfyân b. Uyeyne'den ve Abdullah b. el-Mübârek'ten de bu hadisler hakkında “Onları keyfiyet belirtmeden (geldiği gibi) geçirin” dedikleri böyle rivayet edilmiştir. Ehl-i sünnet ve'l-cemaatten olan ilim ehlinin görüşü de böyledir. Cehmiyye ise bu rivayetleri inkâr etmiş ve “Bu teşbihtir” demişlerdir. Hâlbuki Allah (azze ve celle) Kitabı'nın birçok yerinde el, işitme ve görmeyi zikretmiştir. Cehmiyye bu âyetleri te'vil etmiş, onları ilim ehlinin tefsirinden başka bir şekilde tefsir etmiş ve “Allah Âdem'i eliyle yaratmadı” demişler, “Buradaki elin anlamı kuvvettir” demişlerdir. İshâk b. İbrâhîm (b. Râhûye) dedi ki: Teşbih ancak kişi “Bir el gibi el” yahut “ele benzer el”, “Bir işitme gibi işitme” yahut “işitmeye benzer işitme” dediğinde olur. Kişi “Bir işitme gibi işitme” yahut “işitmeye benzer işitme” derse işte bu teşbihtir. Ama Allah Teâlâ'nın dediği gibi “el, işitme, görme” der, “nasıl” demez, “işitmeye benzer” ya da “işitme gibi” de demezse bu teşbih olmaz. Bu, Allah Teâlâ'nın Kitabı'nda buyurduğu gibidir: “O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (Şûrâ 42/11)

Câmiu't-Tirmizî 662, Kitap 7, Hadis 46

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ يَقْبَلُ الصَّدَقَةَ وَيَأْخُذُهَا بِيَمِينِهِ فَيُرَبِّيهَا لأَحَدِكُمْ كَمَا يُرَبِّي أَحَدُكُمْ مُهْرَهُ حَتَّى إِنَّ اللُّقْمَةَ لَتَصِيرُ مِثْلَ أُحُدٍ " . وَتَصْدِيقُ ذَلِكَ فِي كِتَابِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ (وهُوَ الَّذِي يَقبَلُ التَّوبَةَ عَنْ عِبَادِهِ ) ويَأْخُذُ الصَّدَقَاتِ (يَمْحَقُ الله الرَّبَا ويُرْبِي الصَّدَقَاتِ).

قَالَ أَبُو عِيسَى: هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ. وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَحْوُ هَذَا. وَقَدْ قَالَ غَيْرُ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي هَذَا الْحَدِيثِ وَمَا يُشْبِهُ هَذَا مِنَ الرِّوَايَاتِ مِنَ الصِّفَاتِ وَنُزُولِ الرَّبِّ تَبَارَكَ وَتَعَالَى كُلَّ لَيْلَةٍ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا قَالُوا قَدْ تَثْبُتُ الرِّوَايَاتُ فِي هَذَا وَيُؤْمَنُ بِهَا وَلاَ يُتَوَهَّمُ وَلاَ يُقَالُ كَيْفَ هَكَذَا رُوِيَ عَنْ مَالِكٍ وَسُفْيَانَ بْنِ عُيَيْنَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ أَنَّهُمْ قَالُوا فِي هَذِهِ الأَحَادِيثِ أَمِرُّوهَا بِلاَ كَيْفٍ. وَهَكَذَا قَوْلُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَهْلِ السُّنَّةِ وَالْجَمَاعَةِ. وَأَمَّا الْجَهْمِيَّةُ فَأَنْكَرَتْ هَذِهِ الرِّوَايَاتِ وَقَالُوا هَذَا تَشْبِيهٌ. وَقَدْ ذَكَرَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي غَيْرِ مَوْضِعٍ مِنْ كِتَابِهِ الْيَدَ وَالسَّمْعَ وَالْبَصَرَ فَتَأَوَّلَتِ الْجَهْمِيَّةُ هَذِهِ الآيَاتِ فَفَسَّرُوهَا عَلَى غَيْرِ مَا فَسَّرَ أَهْلُ الْعِلْمِ وَقَالُوا إِنَّ اللَّهَ لَمْ يَخْلُقْ آدَمَ بِيَدِهِ. وَقَالُوا إِنَّ مَعْنَى الْيَدِ هَاهُنَا الْقُوَّةُ. وَقَالَ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ إِنَّمَا يَكُونُ التَّشْبِيهُ إِذَا قَالَ يَدٌ كَيَدٍ أَوْ مِثْلُ يَدٍ أَوْ سَمْعٌ كَسَمْعٍ أَوْ مِثْلُ سَمْعٍ. فَإِذَا قَالَ سَمْعٌ كَسَمْعٍ أَوْ مِثْلُ سَمْعٍ فَهَذَا التَّشْبِيهُ وَأَمَّا إِذَا قَالَ كَمَا قَالَ اللَّهُ تَعَالَى يَدٌ وَسَمْعٌ وَبَصَرٌ وَلاَ يَقُولُ كَيْفَ وَلاَ يَقُولُ مِثْلُ سَمْعٍ وَلاَ كَسَمْعٍ فَهَذَا لاَ يَكُونُ تَشْبِيهًا وَهُوَ كَمَا قَالَ اللَّهُ تَعَالَى فِي كِتَابِهِ: {لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ}.

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 662 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü