Peygamber, kızının tek sayıda, su ve sidrle yıkanmasını, sonuncusuna kâfur katılmasını emretti.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 990, Kitap 10, Hadis 26
Sahih
Türkçe meal

Ümmü Atıyye (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) kızlarından biri vefat etti. (Peygamber) şöyle buyurdu: “Onu tek sayıda, üç ya da beş kez, yahut uygun görürseniz daha fazla yıkayın. Onu su ve sidr ile yıkayın, sonuncusuna kâfur ya da kâfurdan bir şey koyun. İşinizi bitirince bana haber verin.” İşimizi bitirince ona haber verdik. Bize izarını attı ve: “Bunu onun (bedenine değen) iç örtüsü yapın” buyurdu.

Hüşeym dedi ki: Bunlardan başkasının rivayetinde —bilmiyorum, belki Hişâm da onlardandır— (Ümmü Atıyye) şöyle dedi: “Saçını üç örgü hâlinde ördük.” Hüşeym dedi ki: Zannederim şunu da söyledi: “Onları arkasına bıraktık.” Hüşeym dedi ki: Topluluk arasından Hâlid bize, Hafsa ve Muhammed kanalıyla Ümmü Atıyye'den şöyle rivayet etti: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize: “Sağ taraflarından ve abdest yerlerinden başlayın” buyurdu.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu babda Ümmü Süleym'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Ümmü Atıyye hadisi hasen sahihtir. İlim ehli buna göre amel eder. İbrâhim en-Nehaî'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Ölünün yıkanması cünüplükten yıkanmak gibidir.” Mâlik b. Enes dedi ki: “Bize göre ölünün yıkanmasının belirli bir sınırı ve bilinen bir şekli yoktur; ancak (ölü) temizlenir.” Şâfiî dedi ki: Mâlik mücmel bir söz söylemiştir: (Ölü) yıkanır ve temizlenir. Ölü saf su ya da başka bir su ile temizlendiğinde bu, yıkanması için yeterli olur. Ancak bana daha sevimli gelen, üç ve daha fazla kez yıkanması, üçten eksik yıkanmamasıdır; çünkü Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Onu üç ya da beş kez yıkayın” buyurmuştur. Eğer üçten az yıkamakla temizlerlerse bu da yeterli olur. (Şâfiî), Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) sözünün ancak temizleme anlamında olduğunu, “üç ya da beş” ile bir sınır koymadığını düşünür. Fakihler de böyle demiştir; onlar hadislerin anlamlarını daha iyi bilirler. Ahmed ve İshâk dedi ki: Yıkamalar su ve sidr ile olur, sonuncusunda da biraz kâfur bulunur.

Câmiu't-Tirmizî 990, Kitap 10, Hadis 26

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا خَالِدٌ، وَمَنْصُورٌ، وَهِشَامٌ، فَأَمَّا خَالِدٌ وَهِشَامٌ فَقَالاَ عَنْ مُحَمَّدٍ وَحَفْصَةَ وَقَالَ مَنْصُورٌ عَنْ مُحَمَّدٍ عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ قَالَتْ تُوُفِّيَتْ إِحْدَى بَنَاتِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " اغْسِلْنَهَا وِتْرًا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ إِنْ رَأَيْتُنَّ وَاغْسِلْنَهَا بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَاجْعَلْنَ فِي الآخِرَةِ كَافُورًا أَوْ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ فَإِذَا فَرَغْتُنَّ فَآذِنَّنِي " . فَلَمَّا فَرَغْنَا آذَنَّاهُ فَأَلْقَى إِلَيْنَا حِقْوَهُ فَقَالَ " أَشْعِرْنَهَا بِهِ " . قَالَ هُشَيْمٌ وَفِي حَدِيثِ غَيْرِ هَؤُلاَءِ وَلاَ أَدْرِي وَلَعَلَّ هِشَامًا مِنْهُمْ قَالَتْ وَضَفَّرْنَا شَعْرَهَا ثَلاَثَةَ قُرُونٍ . قَالَ هُشَيْمٌ أَظُنُّهُ قَالَ فَأَلْقَيْنَاهُ خَلْفَهَا . قَالَ هُشَيْمٌ فَحَدَّثَنَا خَالِدٌ مِنْ بَيْنِ الْقَوْمِ عَنْ حَفْصَةَ وَمُحَمَّدٍ عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ قَالَتْ وَقَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَابْدَأْنَ بِمَيَامِنِهَا وَمَوَاضِعِ الْوُضُوءِ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ أُمِّ سُلَيْمٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أُمِّ عَطِيَّةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ النَّخَعِيِّ أَنَّهُ قَالَ غُسْلُ الْمَيِّتِ كَالْغُسْلِ مِنَ الْجَنَابَةِ . وَقَالَ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ لَيْسَ لِغُسْلِ الْمَيِّتِ عِنْدَنَا حَدٌّ مُؤَقَّتٌ وَلَيْسَ لِذَلِكَ صِفَةٌ مَعْلُومَةٌ وَلَكِنْ يُطَهَّرُ . وَقَالَ الشَّافِعِيُّ إِنَّمَا قَالَ مَالِكٌ قَوْلاً مُجْمَلاً يُغَسَّلُ وَيُنْقَى وَإِذَا أُنْقِيَ الْمَيِّتُ بِمَاءٍ قَرَاحٍ أَوْ مَاءٍ غَيْرِهِ أَجْزَأَ ذَلِكَ مِنْ غُسْلِهِ وَلَكِنْ أَحَبُّ إِلَىَّ أَنْ يُغْسَلَ ثَلاَثًا فَصَاعِدًا لاَ يُنْقَصُ عَنْ ثَلاَثٍ لِمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اغْسِلْنَهَا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا " . وَإِنْ أَنْقَوْا فِي أَقَلَّ مِنْ ثَلاَثِ مَرَّاتٍ أَجْزَأَ وَلاَ يَرَى أَنَّ قَوْلَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّمَا هُوَ عَلَى مَعْنَى الإِنْقَاءِ ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا وَلَمْ يُؤَقِّتْ . وَكَذَلِكَ قَالَ الْفُقَهَاءُ وَهُمْ أَعْلَمُ بِمَعَانِي الْحَدِيثِ . وَقَالَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ وَتَكُونُ الْغَسَلاَتُ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَيَكُونُ فِي الآخِرَةِ شَيْءٌ مِنْ كَافُورٍ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 990 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü