Dâru'l-kazâ tarafındaki kapıdan giren adam için Peygamber: "Allah'ım! Bize yağmur yağdır" diye dua etti.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 1014, Kitap 15, Hadis 9
Türkçe meal

Enes b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Bir adam cuma günü Dâru'l-kazâ tarafındaki bir kapıdan mescide girdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ayakta hutbe okuyordu. Adam ayakta Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) yöneldi, sonra: “Ey Allah'ın Resûlü! Mallar helâk oldu, yollar kesildi; Allah'a dua et de bize yağmur yağdırsın” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ellerini kaldırdı, sonra: “Allah'ım! Bize yağmur yağdır. Allah'ım! Bize yağmur yağdır. Allah'ım! Bize yağmur yağdır” diye dua etti. Enes dedi ki: Vallahi gökte ne bir bulut ne de bir bulut parçası görüyorduk. Bizimle Sel' (dağı) arasında ne bir ev ne de bir yapı vardı. Derken onun arkasından kalkan gibi bir bulut çıktı. Göğün ortasına gelince yayıldı, sonra yağmur yağdırdı. Vallahi altı gün güneşi görmedik. Sonra (sonraki) cuma bir adam o kapıdan girdi; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ayakta hutbe okuyordu. Ayakta ona yönelerek: “Ey Allah'ın Resûlü! Mallar helâk oldu, yollar kesildi; Allah'a dua et de onu (yağmuru) bizden tutsun” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ellerini kaldırdı, sonra: “Allah'ım! Etrafımıza, üzerimize değil. Allah'ım! Tepelere, tümseklere, vadilerin içlerine ve ağaçların bittiği yerlere” diye dua etti. Bunun üzerine (yağmur) dindi; biz de güneşte yürüyerek çıktık. Şerîk dedi ki: Enes b. Mâlik'e: “O, ilk adam mıydı?” diye sordum. “Bilmiyorum” dedi.

Sahîh-i Buhârî 1014, Kitap 15, Hadis 9

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَجُلاً، دَخَلَ الْمَسْجِدَ يَوْمَ جُمُعَةٍ مِنْ بَابٍ كَانَ نَحْوَ دَارِ الْقَضَاءِ، وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمٌ يَخْطُبُ، فَاسْتَقْبَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمًا ثُمَّ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلَكَتِ الأَمْوَالُ وَانْقَطَعَتِ السُّبُلُ، فَادْعُ اللَّهَ يُغِيثُنَا فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ أَغِثْنَا، اللَّهُمَّ أَغِثْنَا، اللَّهُمَّ أَغِثْنَا ". قَالَ أَنَسٌ وَلاَ وَاللَّهِ مَا نَرَى فِي السَّمَاءِ مِنْ سَحَابٍ، وَلاَ قَزَعَةً، وَمَا بَيْنَنَا وَبَيْنَ سَلْعٍ مِنْ بَيْتٍ وَلاَ دَارٍ. قَالَ فَطَلَعَتْ مِنْ وَرَائِهِ سَحَابَةٌ مِثْلُ التُّرْسِ، فَلَمَّا تَوَسَّطَتِ السَّمَاءَ انْتَشَرَتْ ثُمَّ أَمْطَرَتْ، فَلاَ وَاللَّهِ مَا رَأَيْنَا الشَّمْسَ سِتًّا، ثُمَّ دَخَلَ رَجُلٌ مِنْ ذَلِكَ الْبَابِ فِي الْجُمُعَةِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمٌ يَخْطُبُ، فَاسْتَقْبَلَهُ قَائِمًا فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلَكَتِ الأَمْوَالُ وَانْقَطَعَتِ السُّبُلُ، فَادْعُ اللَّهَ يُمْسِكْهَا عَنَّا. قَالَ فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ حَوَالَيْنَا وَلاَ عَلَيْنَا، اللَّهُمَّ عَلَى الآكَامِ وَالظِّرَابِ وَبُطُونِ الأَوْدِيَةِ وَمَنَابِتِ الشَّجَرِ " . قَالَ فَأَقْلَعَتْ وَخَرَجْنَا نَمْشِي فِي الشَّمْسِ. قَالَ شَرِيكٌ سَأَلْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ أَهُوَ الرَّجُلُ الأَوَّلُ فَقَالَ مَا أَدْرِي.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 1014 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü