Resûlullah yolculukta acele etmesi gerektiğinde akşamı geciktirip yatsı ile birleştirirdi.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 1091, 1092, Kitap 18, Hadis 12
Hadis numaraları
1091, 1092
Türkçe meal

Abdullah b. Ömer (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem), yolculukta yol kendisini acele ettirdiğinde akşamı geciktirip onu yatsı ile birleştirirken gördüm.

Sâlim dedi ki: Abdullah da yol kendisini acele ettirdiğinde böyle yapardı.

Leys şunu ilave etti: Bana Yûnus, İbn Şihâb'dan rivayet etti; Sâlim dedi ki: İbn Ömer (radıyallahu anhümâ) Müzdelife'de akşam ile yatsıyı birleştirirdi. Sâlim (yine) dedi ki: İbn Ömer, hanımı Safiyye bt. Ebû Ubeyd için imdada çağrılmıştı; akşamı geciktirdi. Ona: “Namaz!” dedim. “Yürü!” dedi. (Yine) “Namaz!” dedim. “Yürü!” dedi. Nihayet iki ya da üç mil yol aldı, sonra indi ve namazı kıldı. Sonra şöyle dedi: “Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem), yol kendisini acele ettirdiğinde böyle namaz kılarken gördüm.” Abdullah (yine) dedi ki: “Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem), yol kendisini acele ettirdiğinde akşamı geciktirip üç rekât kıldığını, sonra selâm verdiğini gördüm. Sonra çok beklemeden yatsı için kamet getirir, onu iki rekât kılar, sonra selâm verirdi. Yatsıdan sonra da gecenin ortasında kalkıncaya kadar nafile kılmazdı.”

Sahîh-i Buhârî 1091, 1092, Kitap 18, Hadis 12

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَعْجَلَهُ السَّيْرُ فِي السَّفَرِ يُؤَخِّرُ الْمَغْرِبَ حَتَّى يَجْمَعَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ الْعِشَاءِ. قَالَ سَالِمٌ وَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ يَفْعَلُهُ إِذَا أَعْجَلَهُ السَّيْرُ. وَزَادَ اللَّيْثُ قَالَ حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ سَالِمٌ كَانَ ابْنُ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَجْمَعُ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ بِالْمُزْدَلِفَةِ. قَالَ سَالِمٌ وَأَخَّرَ ابْنُ عُمَرَ الْمَغْرِبَ، وَكَانَ اسْتُصْرِخَ عَلَى امْرَأَتِهِ صَفِيَّةَ بِنْتِ أَبِي عُبَيْدٍ فَقُلْتُ لَهُ الصَّلاَةُ. فَقَالَ سِرْ. فَقُلْتُ الصَّلاَةُ. فَقَالَ سِرْ. حَتَّى سَارَ مِيلَيْنِ أَوْ ثَلاَثَةً ثُمَّ نَزَلَ فَصَلَّى ثُمَّ قَالَ هَكَذَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي إِذَا أَعْجَلَهُ السَّيْرُ. وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَعْجَلَهُ السَّيْرُ يُؤَخِّرُ الْمَغْرِبَ، فَيُصَلِّيهَا ثَلاَثًا ثُمَّ يُسَلِّمُ، ثُمَّ قَلَّمَا يَلْبَثُ حَتَّى يُقِيمَ الْعِشَاءَ فَيُصَلِّيَهَا رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ يُسَلِّمُ، وَلاَ يُسَبِّحُ بَعْدَ الْعِشَاءِ حَتَّى يَقُومَ مِنْ جَوْفِ اللَّيْلِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 1091, 1092 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü