Sâlim'in babası (Abdullah b. Ömer) (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatında bir adam bir rüya gördüğünde onu Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) anlatırdı. Ben de bir rüya görüp onu Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) anlatmayı arzu ettim. Genç bir delikanlıydım ve Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında mescitte uyurdum. Uykumda iki meleğin beni tutup cehenneme götürdüğünü gördüm. Bir de baktım ki o, kuyunun örülüşü gibi örülmüş; iki direği var ve içinde tanıdığım bazı insanlar var. “Cehennemden Allah'a sığınırım” demeye başladım. -(Abdullah) dedi ki:- Sonra bize başka bir melek rastladı ve bana: “Korkma!” dedi. Bu rüyayı Hafsa'ya anlattım, Hafsa da onu Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) anlattı. Bunun üzerine (Resûlullah): “Abdullah ne iyi adamdır; keşke geceleyin namaz kılsa!” buyurdu. (Abdullah) bundan sonra geceleri ancak az uyurdu.
Sahîh-i Buhârî 1121, 1122, Kitap 19, Hadis 2
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ،. وَحَدَّثَنِي مَحْمُودٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ الرَّجُلُ فِي حَيَاةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِذَا رَأَى رُؤْيَا قَصَّهَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَتَمَنَّيْتُ أَنْ أَرَى رُؤْيَا فَأَقُصَّهَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكُنْتُ غُلاَمًا شَابًّا، وَكُنْتُ أَنَامُ فِي الْمَسْجِدِ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَأَيْتُ فِي النَّوْمِ كَأَنَّ مَلَكَيْنِ أَخَذَانِي فَذَهَبَا بِي إِلَى النَّارِ فَإِذَا هِيَ مَطْوِيَّةٌ كَطَىِّ الْبِئْرِ، وَإِذَا لَهَا قَرْنَانِ، وَإِذَا فِيهَا أُنَاسٌ قَدْ عَرَفْتُهُمْ فَجَعَلْتُ أَقُولُ أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ النَّارِ ـ قَالَ ـ فَلَقِيَنَا مَلَكٌ آخَرُ فَقَالَ لِي لَمْ تُرَعْ. فَقَصَصْتُهَا عَلَى حَفْصَةَ فَقَصَّتْهَا حَفْصَةُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " نِعْمَ الرَّجُلُ عَبْدُ اللَّهِ، لَوْ كَانَ يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ ". فَكَانَ بَعْدُ لاَ يَنَامُ مِنَ اللَّيْلِ إِلاَّ قَلِيلاً.