Kişinin ailesi, çocuğu ve komşusu hakkındaki fitnesini namaz, sadaka ve iyilik örter.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 1435, Kitap 24, Hadis 38
Türkçe meal

Huzeyfe (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Ömer (radıyallahu anh): “Hanginiz Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) fitne hakkındaki hadisini ezberinde tutuyor?” dedi. Ben: “Ben onu (Peygamber'in) söylediği gibi ezberimde tutuyorum” dedim. “Sen buna karşı gerçekten cüretlisin. Nasıl buyurdu?” dedi. Dedim ki: “Kişinin ailesi, çocuğu ve komşusu hakkındaki fitnesini namaz, sadaka ve iyilik örter.” Süleymân dedi ki: “O, ‘Namaz, sadaka, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak’ derdi.” (Ömer): “Bunu kastetmiyorum; fakat deniz dalgası gibi dalgalanacak olanı kastediyorum” dedi. Dedim ki: “Ey müminlerin emiri! Ondan sana bir zarar yok; seninle onun arasında kapalı bir kapı var.” “Kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı?” dedi. “Hayır, bilakis kırılacak” dedim. “Kırıldığında ise artık asla kapanmaz” dedi. “Evet” dedim. Kapının kim olduğunu ona sormaktan çekindik ve Mesrûk'a: “Ona sor” dedik. O da sordu; (Huzeyfe): “Ömer'dir (radıyallahu anh)” dedi. Dedik ki: “Ömer, kimi kastettiğini biliyor muydu?” “Evet, yarından önce bir gece olduğunu bildiği gibi (biliyordu). Çünkü ben ona yanıltmaca olmayan bir hadis anlattım” dedi.

Sahîh-i Buhârî 1435, Kitap 24, Hadis 38

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ عُمَرُ ـ رضى الله عنه ـ أَيُّكُمْ يَحْفَظُ حَدِيثَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْفِتْنَةِ قَالَ قُلْتُ أَنَا أَحْفَظُهُ كَمَا قَالَ. قَالَ إِنَّكَ عَلَيْهِ لَجَرِيءٌ فَكَيْفَ قَالَ قُلْتُ فِتْنَةُ الرَّجُلِ فِي أَهْلِهِ وَوَلَدِهِ وَجَارِهِ تُكَفِّرُهَا الصَّلاَةُ وَالصَّدَقَةُ وَالْمَعْرُوفُ. قَالَ سُلَيْمَانُ قَدْ كَانَ يَقُولُ " الصَّلاَةُ وَالصَّدَقَةُ، وَالأَمْرُ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّهْىُ عَنِ الْمُنْكَرِ ". قَالَ لَيْسَ هَذِهِ أُرِيدُ، وَلَكِنِّي أُرِيدُ الَّتِي تَمُوجُ كَمَوْجِ الْبَحْرِ . قَالَ قُلْتُ لَيْسَ عَلَيْكَ بِهَا يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ بَأْسٌ، بَيْنَكَ وَبَيْنَهَا باب مُغْلَقٌ. قَالَ فَيُكْسَرُ الْبَابُ أَوْ يُفْتَحُ. قَالَ قُلْتُ لاَ. بَلْ يُكْسَرُ. قَالَ فَإِنَّهُ إِذَا كُسِرَ لَمْ يُغْلَقْ أَبَدًا. قَالَ قُلْتُ أَجَلْ. فَهِبْنَا أَنْ نَسْأَلَهُ مَنِ الْبَابُ فَقُلْنَا لِمَسْرُوقٍ سَلْهُ. قَالَ فَسَأَلَهُ. فَقَالَ عُمَرُ ـ رضى الله عنه ـ. قَالَ قُلْنَا فَعَلِمَ عُمَرُ مَنْ تَعْنِي قَالَ نَعَمْ، كَمَا أَنَّ دُونَ غَدٍ لَيْلَةً، وَذَلِكَ أَنِّي حَدَّثْتُهُ حَدِيثًا لَيْسَ بِالأَغَالِيطِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 1435 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü