Âişe erkeklerden ayrı, bir kenarda tavaf ederdi; onlarla karışmazdı.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 1618, Kitap 25, Hadis 103
Türkçe meal

İbn Cüreyc şöyle rivayet etti:

Atâ bana haber verdi: İbn Hişâm kadınları erkeklerle birlikte tavaf etmekten men ettiğinde (Atâ) şöyle dedi: “Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) hanımları erkeklerle birlikte tavaf etmişken o, onları nasıl men eder?” Ben: “(Bu) hicaptan (örtünme emrinden) sonra mıydı, önce mi?” dedim. “Evet, ömrüme yemin olsun ki ben bunu hicaptan sonra yetiştim” dedi. “Erkeklerle nasıl karışıyorlardı?” dedim. Şöyle dedi: “Karışmıyorlardı. Âişe (radıyallahu anhâ) erkeklerden ayrı, bir kenarda tavaf ederdi; onlarla karışmazdı. Bir kadın: 'Gel, (Hacer'i) istilâm edelim, ey müminlerin annesi!' dedi. O: 'Sen git!' dedi ve (istilâm etmeye) yanaşmadı. (Peygamber'in hanımları) geceleyin tanınmayacak bir kılıkta çıkarlar, erkeklerle birlikte tavaf ederlerdi. Fakat Beytullah'a girmek istediklerinde, onlar girinceye ve erkekler çıkarılıncaya kadar beklerlerdi. Ben ve Ubeyd b. Umeyr, Âişe Sebîr (dağının) içinde mücâvir olarak kalırken onun yanına gelirdik.” Ben: “Onun örtüsü ne idi?” dedim. Şöyle dedi: “O, örtüsü olan Türk işi bir çadırın içindeydi; bizimle onun arasında bundan başka bir şey yoktu. Üzerinde gül renkli bir gömlek gördüm.”

Sahîh-i Buhârî 1618, Kitap 25, Hadis 103

Arapça metin
وَقَالَ لِي عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنَا قَالَ أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، إِذْ مَنَعَ ابْنُ هِشَامٍ النِّسَاءَ الطَّوَافَ مَعَ الرِّجَالِ قَالَ كَيْفَ يَمْنَعُهُنَّ، وَقَدْ طَافَ نِسَاءُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مَعَ الرِّجَالِ قُلْتُ أَبَعْدَ الْحِجَابِ أَوْ قَبْلُ قَالَ إِي لَعَمْرِي لَقَدْ أَدْرَكْتُهُ بَعْدَ الْحِجَابِ. قُلْتُ كَيْفَ يُخَالِطْنَ الرِّجَالَ قَالَ لَمْ يَكُنَّ يُخَالِطْنَ كَانَتْ عَائِشَةُ ـ رضى الله عنها ـ تَطُوفُ حَجْرَةً مِنَ الرِّجَالِ لاَ تُخَالِطُهُمْ، فَقَالَتِ امْرَأَةٌ انْطَلِقِي نَسْتَلِمْ يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ. قَالَتْ {انْطَلِقِي} عَنْكِ. وَأَبَتْ. {وَكُنَّ} يَخْرُجْنَ مُتَنَكِّرَاتٍ بِاللَّيْلِ، فَيَطُفْنَ مَعَ الرِّجَالِ، وَلَكِنَّهُنَّ كُنَّ إِذَا دَخَلْنَ الْبَيْتَ قُمْنَ حَتَّى يَدْخُلْنَ وَأُخْرِجَ الرِّجَالُ، وَكُنْتُ آتِي عَائِشَةَ أَنَا وَعُبَيْدُ بْنُ عُمَيْرٍ وَهِيَ مُجَاوِرَةٌ فِي جَوْفِ ثَبِيرٍ. قُلْتُ وَمَا حِجَابُهَا قَالَ هِيَ فِي قُبَّةٍ تُرْكِيَّةٍ لَهَا غِشَاءٌ، وَمَا بَيْنَنَا وَبَيْنَهَا غَيْرُ ذَلِكَ، وَرَأَيْتُ عَلَيْهَا دِرْعًا مُوَرَّدًا.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 1618 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü