Resûlullah Safâ ile Merve arasında tavafı sünnet kıldı; artık hiç kimsenin onu terk etmesi caiz değildir.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 1643, Kitap 25, Hadis 125
Türkçe meal

Urve şöyle rivayet etti:

Âişe'ye (radıyallahu anhâ) sordum ve ona dedim ki: “Yüce Allah'ın 'Şüphesiz Safâ ile Merve Allah'ın nişanelerindendir. Kim Beytullah'ı hac veya umre ile ziyaret ederse, onları tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur' (Bakara 2/158) sözünü ne dersin? Allah'a yemin ederim ki (buna göre) Safâ ile Merve'yi tavaf etmemekte kimseye bir günah yoktur.” Âişe şöyle dedi: “Ne kötü söyledin, ey kız kardeşimin oğlu! Eğer bu (âyet) senin yorumladığın gibi olsaydı, 'Onları tavaf etmemesinde kendisine bir günah yoktur' şeklinde olurdu. Fakat o, Ensâr hakkında indi. Onlar Müslüman olmadan önce, Müşellel'in yanında taptıkları azgın (put) Menât için ihrama girerlerdi. İhrama giren kimse Safâ ile Merve'yi tavaf etmekten çekinirdi. Müslüman olunca Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu sordular ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! Biz Safâ ile Merve arasında tavaf etmekten çekinirdik' dediler. Bunun üzerine Yüce Allah 'Şüphesiz Safâ ile Merve Allah'ın nişanelerindendir...' âyetini indirdi.” Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle dedi: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu ikisi arasında tavafı sünnet kıldı; artık hiç kimsenin aralarındaki tavafı terk etmesi caiz değildir.”

(Urve dedi ki:) Sonra bunu Ebû Bekir b. Abdurrahman'a haber verdim. O şöyle dedi: “Bu, benim işitmediğim bir bilgidir. Ben ilim ehlinden birtakım kimselerin şöyle anlattıklarını işittim: Âişe'nin zikrettiği Menât için ihrama girenler dışında insanların hepsi Safâ ile Merve'yi tavaf ederlerdi. Yüce Allah Kur'an'da Beytullah'ı tavafı zikredip Safâ ile Merve'yi zikretmeyince: 'Ey Allah'ın Resûlü! Biz Safâ ile Merve'yi tavaf ederdik. Allah ise Beytullah'ı tavafı indirdi, Safâ'yı zikretmedi. Safâ ile Merve'yi tavaf etmemizde bize bir günah var mı?' dediler. Bunun üzerine Yüce Allah 'Şüphesiz Safâ ile Merve Allah'ın nişanelerindendir...' âyetini indirdi.” Ebû Bekir şöyle dedi: “Bu âyetin her iki grup hakkında da indiğini anlıyorum: Câhiliye döneminde Safâ ile Merve'yi tavaf etmekten çekinenler ile (Câhiliye'de) tavaf edip sonra İslâm'da onları tavaf etmekten çekinenler hakkında. Çünkü Yüce Allah Beytullah'ı tavafı emretti; Beytullah'ı tavafı zikrettikten sonrasına kadar da Safâ'yı zikretmedi.”

Sahîh-i Buhârî 1643, Kitap 25, Hadis 125

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ عُرْوَةُ سَأَلْتُ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ فَقُلْتُ لَهَا أَرَأَيْتِ قَوْلَ اللَّهِ تَعَالَى {إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا} فَوَاللَّهِ مَا عَلَى أَحَدٍ جُنَاحٌ أَنْ لاَ يَطُوفَ بِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ. قَالَتْ بِئْسَ مَا قُلْتَ يَا ابْنَ أُخْتِي إِنَّ هَذِهِ لَوْ كَانَتْ كَمَا أَوَّلْتَهَا عَلَيْهِ كَانَتْ لاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ لاَ يَتَطَوَّفَ بِهِمَا، وَلَكِنَّهَا أُنْزِلَتْ فِي الأَنْصَارِ، كَانُوا قَبْلَ أَنْ يُسْلِمُوا يُهِلُّونَ لِمَنَاةَ الطَّاغِيَةِ الَّتِي كَانُوا يَعْبُدُونَهَا عِنْدَ الْمُشَلَّلِ، فَكَانَ مَنْ أَهَلَّ يَتَحَرَّجُ أَنْ يَطُوفَ بِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، فَلَمَّا أَسْلَمُوا سَأَلُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّا كُنَّا نَتَحَرَّجُ أَنْ نَطُوفَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ} الآيَةَ. قَالَتْ عَائِشَةُ ـ رضى الله عنها ـ وَقَدْ سَنَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الطَّوَافَ بَيْنَهُمَا، فَلَيْسَ لأَحَدٍ أَنْ يَتْرُكَ الطَّوَافَ بَيْنَهُمَا. ثُمَّ أَخْبَرْتُ أَبَا بَكْرِ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، فَقَالَ إِنَّ هَذَا لَعِلْمٌ مَا كُنْتُ سَمِعْتُهُ، وَلَقَدْ سَمِعْتُ رِجَالاً مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ، يَذْكُرُونَ أَنَّ النَّاسَ إِلاَّ مَنْ ذَكَرَتْ عَائِشَةُ مِمَّنْ كَانَ يُهِلُّ بِمَنَاةَ، كَانُوا يَطُوفُونَ كُلُّهُمْ بِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، فَلَمَّا ذَكَرَ اللَّهُ تَعَالَى الطَّوَافَ بِالْبَيْتِ، وَلَمْ يَذْكُرِ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ فِي الْقُرْآنِ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كُنَّا نَطُوفُ بِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، وَإِنَّ اللَّهَ أَنْزَلَ الطَّوَافَ بِالْبَيْتِ، فَلَمْ يَذْكُرِ الصَّفَا فَهَلْ عَلَيْنَا مِنْ حَرَجٍ أَنْ نَطَّوَّفَ بِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ} الآيَةَ. قَالَ أَبُو بَكْرٍ فَأَسْمَعُ هَذِهِ الآيَةَ نَزَلَتْ فِي الْفَرِيقَيْنِ كِلَيْهِمَا فِي الَّذِينَ كَانُوا يَتَحَرَّجُونَ أَنْ يَطُوفُوا بِالْجَاهِلِيَّةِ بِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، وَالَّذِينَ يَطُوفُونَ ثُمَّ تَحَرَّجُوا أَنْ يَطُوفُوا بِهِمَا فِي الإِسْلاَمِ مِنْ أَجْلِ أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى أَمَرَ بِالطَّوَافِ بِالْبَيْتِ، وَلَمْ يَذْكُرِ الصَّفَا حَتَّى ذَكَرَ ذَلِكَ بَعْدَ مَا ذَكَرَ الطَّوَافَ بِالْبَيْتِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 1643 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü