Hedy bulamayan kimse hacda üç gün, ailesine döndüğünde de yedi gün oruç tutsun.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 1691, Kitap 25, Hadis 170
Türkçe meal

Abdullah b. Ömer (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) vedâ haccında umreyi hacca (ekleyerek) temettu' yaptı ve hedy gönderdi; hedyi Zülhuleyfe'den beraberinde sürdü. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) (işe) başladı: Önce umre için ihrama girip telbiye etti, sonra hac için telbiye etti. İnsanlar da Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte umreyi hacca (ekleyerek) temettu' yaptılar. İnsanlardan kimi hedy götürüp hedyi sürdü, kimi de hedy götürmedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke'ye gelince insanlara şöyle buyurdu: “Sizden kim hedy getirmişse, haccını tamamlayıncaya kadar kendisine haram olan hiçbir şey helal olmaz. Sizden kim hedy getirmemişse Beytullah'ı tavaf etsin, Safâ ile Merve arasında (sa'y etsin), saçını kısaltsın ve ihramdan çıksın; sonra hac için ihrama girsin. Hedy bulamayan kimse hacda üç gün, ailesine döndüğünde de yedi gün oruç tutsun.” Mekke'ye gelince tavaf etti; ilk iş olarak rüknü (Hacerülesved'i) istilâm etti, sonra üç şavtta remel yaptı, dört şavtta yürüdü. Beytullah'ı tavafını bitirince Makam'ın yanında iki rekât kıldı, sonra selam verdi, ayrıldı ve Safâ'ya geldi; Safâ ile Merve arasında yedi şavt sa'y etti. Sonra haccını tamamlayıp nahr günü hedyini kesinceye kadar kendisine haram olan hiçbir şeyden helal olmadı. (Mekke'ye) ifâza edip Beytullah'ı tavaf etti, sonra kendisine haram olan her şeyden helal oldu. İnsanlardan hedy getirip süren kimseler de Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yaptığının aynısını yaptılar.

Sahîh-i Buhârî 1691, Kitap 25, Hadis 170

Arapça metin
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ تَمَتَّعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ بِالْعُمْرَةِ إِلَى الْحَجِّ، وَأَهْدَى فَسَاقَ مَعَهُ الْهَدْىَ مِنْ ذِي الْحُلَيْفَةِ، وَبَدَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَهَلَّ بِالْعُمْرَةِ، ثُمَّ أَهَلَّ بِالْحَجِّ، فَتَمَتَّعَ النَّاسُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِالْعُمْرَةِ إِلَى الْحَجِّ، فَكَانَ مِنَ النَّاسِ مَنْ أَهْدَى فَسَاقَ الْهَدْىَ، وَمِنْهُمْ مَنْ لَمْ يُهْدِ، فَلَمَّا قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَكَّةَ، قَالَ لِلنَّاسِ " مَنْ كَانَ مِنْكُمْ أَهْدَى فَإِنَّهُ لاَ يَحِلُّ لِشَىْءٍ حَرُمَ مِنْهُ حَتَّى يَقْضِيَ حَجَّهُ، وَمَنْ لَمْ يَكُنْ مِنْكُمْ أَهْدَى فَلْيَطُفْ بِالْبَيْتِ، وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، وَلْيُقَصِّرْ، وَلْيَحْلِلْ، ثُمَّ لِيُهِلَّ بِالْحَجِّ، فَمَنْ لَمْ يَجِدْ هَدْيًا فَلْيَصُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ فِي الْحَجِّ وَسَبْعَةً إِذَا رَجَعَ إِلَى أَهْلِهِ ". فَطَافَ حِينَ قَدِمَ مَكَّةَ، وَاسْتَلَمَ الرُّكْنَ أَوَّلَ شَىْءٍ، ثُمَّ خَبَّ ثَلاَثَةَ أَطْوَافٍ، وَمَشَى أَرْبَعًا، فَرَكَعَ حِينَ قَضَى طَوَافَهُ بِالْبَيْتِ عِنْدَ الْمَقَامِ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ سَلَّمَ، فَانْصَرَفَ فَأَتَى الصَّفَا فَطَافَ بِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ سَبْعَةَ أَطْوَافٍ، ثُمَّ لَمْ يَحْلِلْ مِنْ شَىْءٍ حَرُمَ مِنْهُ حَتَّى قَضَى حَجَّهُ وَنَحَرَ هَدْيَهُ يَوْمَ النَّحْرِ، وَأَفَاضَ فَطَافَ بِالْبَيْتِ، ثُمَّ حَلَّ مِنْ كُلِّ شَىْءٍ حَرُمَ مِنْهُ، وَفَعَلَ مِثْلَ مَا فَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَنْ أَهْدَى وَسَاقَ الْهَدْىَ مِنَ النَّاسِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 1691 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü