Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:
Safiyye (Minâ'dan) ayrılış gecesi hayız oldu ve: “Kendimi ancak sizi alıkoyacak biri olarak görüyorum” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Akrâ halkâ! Nahr günü tavaf etti mi?” buyurdu. “Evet” denildi. “O halde yola çık” buyurdu.
Ebû Abdullah (Buhârî) dedi ki: Muhammed bana (başka bir senetle) Âişe'den (radıyallahu anhâ) şunu ilave etti: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte yola çıktık; hacdan başka bir şey anmıyorduk. (Mekke'ye) varınca bize ihramdan çıkmamızı emretti. Ayrılış gecesi olunca Safiyye bint Huyey hayız oldu. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): ‘Halkâ akrâ! Onu ancak sizi alıkoyacak biri olarak görüyorum’ buyurdu. Sonra: ‘Nahr günü tavaf etmiş miydin?’ buyurdu. ‘Evet’ dedi. ‘O halde yola çık’ buyurdu. ‘Ey Allah'ın Resûlü! Ben ihramdan çıkmış değilim’ dedim. ‘O halde Ten'îm'den umre yap’ buyurdu. Kardeşi onunla birlikte çıktı. (Dönüşte) ona gecenin sonunda yol alırken rastladık. ‘Buluşma yerin falan falan yerdir’ buyurdu.”
Sahîh-i Buhârî 1771, 1772, Kitap 25, Hadis 247
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ حَاضَتْ صَفِيَّةُ لَيْلَةَ النَّفْرِ، فَقَالَتْ مَا أُرَانِي إِلاَّ حَابِسَتَكُمْ. قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " عَقْرَى حَلْقَى أَطَافَتْ يَوْمَ النَّحْرِ ". قِيلَ نَعَمْ. قَالَ " فَانْفِرِي " . قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ وَزَادَنِي مُحَمَّدٌ حَدَّثَنَا مُحَاضِرٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ نَذْكُرُ إِلاَّ الْحَجَّ، فَلَمَّا قَدِمْنَا أَمَرَنَا أَنْ نَحِلَّ، فَلَمَّا كَانَتْ لَيْلَةُ النَّفْرِ حَاضَتْ صَفِيَّةُ بِنْتُ حُيَىٍّ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " حَلْقَى عَقْرَى، مَا أُرَاهَا إِلاَّ حَابِسَتَكُمْ ". ثُمَّ قَالَ " كُنْتِ طُفْتِ يَوْمَ النَّحْرِ ". قَالَتْ نَعَمْ. قَالَ " فَانْفِرِي ". قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ. إِنِّي لَمْ أَكُنْ حَلَلْتُ. قَالَ " فَاعْتَمِرِي مِنَ التَّنْعِيمِ ". فَخَرَجَ مَعَهَا أَخُوهَا، فَلَقِينَاهُ مُدَّلِجًا. فَقَالَ " مَوْعِدُكِ مَكَانَ كَذَا وَكَذَا ".