Ebû Katâde avladığı yaban eşeğinden kalanı getirince Peygamber ihramlılara: "Yiyin!" buyurdu.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 1821, Kitap 28, Hadis 1
Türkçe meal

Abdullah b. Ebû Katâde şöyle rivayet etti:

Babam Hudeybiye yılında yola çıktı. Arkadaşları ihrama girdi, o ise ihrama girmedi. Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) bir düşmanın kendisine saldırmak istediği haber verildi; Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de yola koyuldu. (Babam şöyle dedi:) “Ben onun ashabıyla birlikteyken onlar birbirlerine bakıp gülüşüyorlardı. Baktım, bir yaban eşeği gördüm. Ona saldırdım, mızrakla vurdum ve onu yere serdim. Onlardan yardım istedim, bana yardım etmeyi kabul etmediler. Onun etinden yedik. (Peygamber'den) ayrı düşmekten korktuk. Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem) aramaya çıktım; atımı bir süre koşturuyor, bir süre de yürütüyordum. Gecenin ortasında Gıfâroğullarından bir adama rastladım. ”Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem) nerede bıraktın?“ dedim. ”Onu Ta'hin'de bıraktım; Sukyâ'da öğle istirahati yapacak“ dedi. (Ona ulaşınca) ”Ey Allah'ın Resûlü! Ashabın sana selam ve Allah'ın rahmetini iletiyorlar. Senden ayrı düşmekten korkuyorlar; onları bekle“ dedim. (Sonra) ”Ey Allah'ın Resûlü! Bir yaban eşeği avladım, yanımda ondan artan (et) var“ dedim. Bunun üzerine (Peygamber), ihramlı oldukları hâlde topluluğa: ”Yiyin!" buyurdu.

Sahîh-i Buhârî 1821, Kitap 28, Hadis 1

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ انْطَلَقَ أَبِي عَامَ الْحُدَيْبِيَةِ فَأَحْرَمَ أَصْحَابُهُ، وَلَمْ يُحْرِمْ، وَحُدِّثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ عَدُوًّا يَغْزُوهُ، فَانْطَلَقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم، فَبَيْنَمَا أَنَا مَعَ أَصْحَابِهِ يَضْحَكُ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ، فَنَظَرْتُ فَإِذَا أَنَا بِحِمَارِ وَحْشٍ، فَحَمَلْتُ عَلَيْهِ، فَطَعَنْتُهُ، فَأَثْبَتُّهُ، وَاسْتَعَنْتُ بِهِمْ، فَأَبَوْا أَنْ يُعِينُونِي، فَأَكَلْنَا مِنْ لَحْمِهِ، وَخَشِينَا أَنْ نُقْتَطَعَ، فَطَلَبْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَرْفَعُ فَرَسِي شَأْوًا، وَأَسِيرُ شَأْوًا، فَلَقِيتُ رَجُلاً مِنْ بَنِي غِفَارٍ فِي جَوْفِ اللَّيْلِ قُلْتُ أَيْنَ تَرَكْتَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ تَرَكْتُهُ بِتَعْهِنَ، وَهُوَ قَائِلٌ السُّقْيَا. فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَهْلَكَ يَقْرَءُونَ عَلَيْكَ السَّلاَمَ وَرَحْمَةَ اللَّهِ، إِنَّهُمْ قَدْ خَشُوا أَنْ يُقْتَطَعُوا دُونَكَ، فَانْتَظِرْهُمْ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَصَبْتُ حِمَارَ وَحْشٍ، وَعِنْدِي مِنْهُ فَاضِلَةٌ. فَقَالَ لِلْقَوْمِ " كُلُوا " وَهُمْ مُحْرِمُونَ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 1821 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü