İhramlılar yaban eşeğini görüp gülüşünce Ebû Katâde onu avladı; Peygamber onlara: "Yiyin!" buyurdu.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 1822, Kitap 28, Hadis 2
Türkçe meal

Ebû Katâde (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Hudeybiye yılında Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte yola çıktık. Arkadaşları ihrama girdi, ben ise ihrama girmedim. Gayka'da bir düşman bulunduğu bize haber verildi, biz de onlara doğru yöneldik. Arkadaşlarım bir yaban eşeği gördüler ve birbirlerine bakıp gülüşmeye başladılar. Ben de baktım ve onu gördüm. Atımı onun üzerine sürdüm, mızrakla vurdum ve onu yere serdim. Onlardan yardım istedim, bana yardım etmeyi kabul etmediler. Ondan yedik. Sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) yetiştim. (Ondan) ayrı düşmekten korkmuştuk; atımı bir süre koşturuyor, bir süre de üzerinde yürütüyordum. Gecenin ortasında Gıfâroğullarından bir adama rastladım ve “Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) nerede bıraktın?” dedim. “Onu Ta'hin'de bıraktım; Sukyâ'da öğle istirahati yapacak” dedi. Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) yetişip yanına varınca şöyle dedim: “Ey Allah'ın Resûlü! Ashabın (beni) gönderdiler; sana selam, Allah'ın rahmetini ve bereketlerini iletiyorlar. Düşmanın kendilerini senden ayırmasından korkuyorlar; onları bekle.” O da (bekledi). Sonra “Ey Allah'ın Resûlü! Biz bir yaban eşeği avladık, yanımızda ondan artan (et) var” dedim. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ihramlı oldukları hâlde ashabına: “Yiyin!” buyurdu.

Sahîh-i Buhârî 1822, Kitap 28, Hadis 2

Arapça metin
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ قَالَ انْطَلَقْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَامَ الْحُدَيْبِيَةِ فَأَحْرَمَ أَصْحَابُهُ، وَلَمْ أُحْرِمْ، فَأُنْبِئْنَا بِعَدُوٍّ بِغَيْقَةَ فَتَوَجَّهْنَا نَحْوَهُمْ، فَبَصُرَ أَصْحَابِي بِحِمَارِ وَحْشٍ، فَجَعَلَ بَعْضُهُمْ يَضْحَكُ إِلَى بَعْضٍ، فَنَظَرْتُ فَرَأَيْتُهُ فَحَمَلْتُ عَلَيْهِ الْفَرَسَ، فَطَعَنْتُهُ، فَأَثْبَتُّهُ، فَاسْتَعَنْتُهُمْ، فَأَبَوْا أَنْ يُعِينُونِي، فَأَكَلْنَا مِنْهُ، ثُمَّ لَحِقْتُ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَخَشِينَا أَنْ نُقْتَطَعَ، أَرْفَعُ فَرَسِي شَأْوًا، وَأَسِيرُ عَلَيْهِ شَأْوًا، فَلَقِيتُ رَجُلاً مِنْ بَنِي غِفَارٍ فِي جَوْفِ اللَّيْلِ فَقُلْتُ أَيْنَ تَرَكْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ تَرَكْتُهُ بِتَعْهِنَ وَهُوَ قَائِلٌ السُّقْيَا. فَلَحِقْتُ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَتَيْتُهُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ أَصْحَابَكَ أَرْسَلُوا يَقْرَءُونَ عَلَيْكَ السَّلاَمَ وَرَحْمَةَ اللَّهِ وَبَرَكَاتِهِ، وَإِنَّهُمْ قَدْ خَشُوا أَنْ يَقْتَطِعَهُمُ الْعُدُوُّ دُونَكَ، فَانْظُرْهُمْ، فَفَعَلَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّا اصَّدْنَا حِمَارَ وَحْشٍ، وَإِنَّ عِنْدَنَا فَاضِلَةً. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَصْحَابِهِ " كُلُوا ". وَهُمْ مُحْرِمُونَ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 1822 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü