Peygamber ganimeti paylaştırırken on koyunu bir deveye denk tuttu.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 2507, Kitap 47, Hadis 22
Türkçe meal

Abâye b. Rifâa, dedesi Râfi' b. Hadîc'ten (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte Tihâme'deki Zülhuleyfe'de idik. Koyunlar ve develer ele geçirdik. Topluluk acele etti ve onlarla kazanları kaynattılar. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) geldi ve onların (dökülmesini) emretti, kazanlar devrildi. Sonra on koyunu bir deveye denk tuttu. Sonra bir deve kaçtı; toplulukta da az sayıda attan başka bir şey yoktu. Bir adam ona ok attı ve okla onu durdurdu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bu hayvanların yabani hayvanlar gibi ürkekleri vardır. Bunlardan size karşı gelip ele geçmeyeni olursa ona böyle yapın.”

(Abâye) dedi ki: Dedem şöyle dedi: “Ey Allah'ın Resûlü! Biz yarın düşmanla karşılaşmayı umuyoruz -ya da bundan korkuyoruz-; yanımızda bıçak yok, kamışla keselim mi?” (Peygamber) şöyle buyurdu: “Çabuk ol -ya da acele et-! Kanı akıtan ve üzerine Allah'ın adı anılan şeyi yiyin; diş ve tırnak hariç. Bunu size anlatayım: Diş kemiktir, tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır.”

Sahîh-i Buhârî 2507, Kitap 47, Hadis 22

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ، عَنْ جَدِّهِ، رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِذِي الْحُلَيْفَةِ مِنْ تِهَامَةَ، فَأَصَبْنَا غَنَمًا وَإِبِلاً، فَعَجِلَ الْقَوْمُ، فَأَغْلَوْا بِهَا الْقُدُورَ، فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِهَا فَأُكْفِئَتْ، ثُمَّ عَدَلَ عَشْرًا مِنَ الْغَنَمِ بِجَزُورٍ، ثُمَّ إِنَّ بَعِيرًا نَدَّ وَلَيْسَ فِي الْقَوْمِ إِلاَّ خَيْلٌ يَسِيرَةٌ فَرَمَاهُ رَجُلٌ فَحَبَسَهُ بِسَهْمٍ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ لِهَذِهِ الْبَهَائِمِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ، فَمَا غَلَبَكُمْ مِنْهَا فَاصْنَعُوا بِهِ هَكَذَا ". قَالَ قَالَ جَدِّي يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا نَرْجُو ـ أَوْ نَخَافُ ـ أَنْ نَلْقَى الْعَدُوَّ غَدًا وَلَيْسَ مَعَنَا مُدًى، فَنَذْبَحُ بِالْقَصَبِ فَقَالَ " اعْجَلْ أَوْ أَرْنِي، مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ فَكُلُوا، لَيْسَ السِّنَّ وَالظُّفُرَ، وَسَأُحَدِّثُكُمْ عَنْ ذَلِكَ، أَمَّا السِّنُّ فَعَظْمٌ، وَأَمَّا الظُّفُرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 2507 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü