Yüz otuz kişiydik; Peygamber müşrikten aldığı koyunun ciğerinden her birimize bir parça kesti.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 2618, Kitap 51, Hadis 50
Türkçe meal

Abdurrahmân b. Ebû Bekir (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte yüz otuz kişiydik. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Sizden birinin yanında yiyecek var mı?” buyurdu. Bir adamın yanında bir sâ' kadar ya da ona yakın yiyecek vardı; o yoğruldu. Sonra saçı başı dağınık, uzun boylu müşrik bir adam sürdüğü koyunlarla geldi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Satış mı, yoksa bağış mı?” -ya da: “yoksa hibe mi?”- buyurdu. (Adam): “Hayır, satış” dedi. (Peygamber) ondan bir koyun satın aldı. (Koyun) hazırlandı. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) karnının sevâdının (ciğer gibi iç organlarının) kızartılmasını emretti. Allah'a yemin ederim ki, yüz otuz kişiden her birine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onun ciğerinden bir parça kesti; orada ise ona verdi, orada değilse onun için sakladı. Sonra ondan iki büyük kap (yemek) yaptı. Hepsi yediler, biz de doyduk. İki kapta (yemek) arttı; onu deveye yükledik. -Ya da (râvi) bunun gibi bir şey söyledi.-

Sahîh-i Buhârî 2618, Kitap 51, Hadis 50

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثَلاَثِينَ وَمِائَةً فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " هَلْ مَعَ أَحَدٍ مِنْكُمْ طَعَامٌ ". فَإِذَا مَعَ رَجُلٍ صَاعٌ مِنْ طَعَامٍ أَوْ نَحْوُهُ، فَعُجِنَ ثُمَّ جَاءَ رَجُلٌ مُشْرِكٌ مُشْعَانٌّ طَوِيلٌ بِغَنَمٍ يَسُوقُهَا، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " بَيْعًا أَمْ عَطِيَّةً ـ أَوْ قَالَ ـ أَمْ هِبَةً ". قَالَ لاَ، بَلْ بَيْعٌ. فَاشْتَرَى مِنْهُ شَاةً، فَصُنِعَتْ وَأَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِسَوَادِ الْبَطْنِ أَنْ يُشْوَى، وَايْمُ اللَّهِ مَا فِي الثَّلاَثِينَ وَالْمِائَةِ إِلاَّ قَدْ حَزَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لَهُ حُزَّةً مِنْ سَوَادِ بَطْنِهَا، إِنْ كَانَ شَاهِدًا أَعْطَاهَا إِيَّاهُ، وَإِنْ كَانَ غَائِبًا خَبَأَ لَهُ، فَجَعَلَ مِنْهَا قَصْعَتَيْنِ، فَأَكَلُوا أَجْمَعُونَ، وَشَبِعْنَا، فَفَضَلَتِ الْقَصْعَتَانِ، فَحَمَلْنَاهُ عَلَى الْبَعِيرِ. أَوْ كَمَا قَالَ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 2618 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü